Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/17793 E. 2023/3099 K. 17.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17793
KARAR NO : 2023/3099
KARAR TARİHİ : 17.05.2023

¸

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/3997 E., 2019/344 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Reddine

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 24.10.2019 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkradaki düzenleme gereğince temyiz yolunun açılması üzerine, anılan Kanuna eklenen 5 inci maddenin birinci fıkrasının (f) bendinde belirlenen süre içerisinde temyiz edildiği, 260 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği hükmolunan cezanın süresine göre yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.06.2018 tarihli ve 2017/226 Esas, 2018/247 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun beşinci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası, 58 inci maddenin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 3 Yıl 9 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 01.03.2019 tarihli ve 2018/3997 Esas, 2019/344 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükmüne yönelik hükme 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221/5. Maddesinin eklenmesi suretiyle sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 20.10.2021 tarih ve temyiz dilekçesinin gerekçesiz olması sebebi ile temyiz isteminin reddini görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafilerinin temyiz istemi özetle;
1-Hükme esas alınan delillerin gerekçelendirmediğine,
2-Delillerin hukuka aykırı olduğuna,
3-Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine,
4-Sanığın öncelikle beraat kararı alması gerektiğine,
5-Aksi halde etkin pişmanlık hükümlerinin üst hadden uygulanması gerektiğine,
6-Temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın ikrarı içeren aşamalardaki savunmalarında, örgütle iltisaklı dernek üyeliği ve SGK kayıtları ile ByLock programını kullanması, örgütün etkinliklerine ve sohbet toplantılarına giderek maddi yardımlarda bulunması birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanığın tamamen ikrarı içeren savunması itibarıyla da FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olmak suçunun unsurları itibarıyla oluştuğundan atılı silahlı terör örgütüne üye olmak suçu sabit görülmekle mahkumiyetine, sanık hakkında temel ceza tayin edilirken failin güttüğü amaç ve saik, suçun işleniş şekli ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı örgüt içi haberleşme programı olmasına rağmen her örgüt üyesinin telefonuna kurulmayan ByLock programını kurmuş ve kullanmış olması, örgütün ancak sadakatinden emin olduğu üyelere programı kurduğunun tespit edilmesi karşısında bu itibarla kastının yoğunluğu itibarıyla sanık hakkında temel ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sanığın savunmasında atılı suçu ikrara dayalı anlatımlarda bulunup örgüt içerisinde yer alan bazı kişilerle ilgili dosya kapsamında yansıyan açıklamalarda bulunmasının anlaşılması karşısında, yakalandıktan sonra etkin pişmanlık göstererek örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin bilgi verdiği anlaşıldığından, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/1219 Esas 2017/3938 sayılı Kararında da yer verdiği üzere etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması için gerekli olan ”sanığın örgüte katılımına kimlerin vasıta olduğu, örgütte bulunduğu süre içerisinde irtibat kurduğu örgüt mensupları, varsa yardım edenler ile bu dönemde gerçekleşmiş ise eylemler hakkında samimi olarak bilgi vermesi” halinde uygulama alanı bulacak olan etkin pişmanlık hükümleri doğrultusunda mahkememizce yapılan değerlendirmede, bu hususta İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’nün 31.01.2018 tarihli araştırma yazısı cevabı gözetildiğinde, TCK’nın 221/4 maddesi gereğince mevcut deliller doğrultusunda somut olayda sanığın örgüt içerisindeki konumu, bildiği ve bilmesi gerektiği örgütsel bilgi karşısında etkin pişmanlık kapsamında verdiği bilginin mahiyeti dikkate alınarak cezasında takdiren 1/2 oranında indirim yapılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Sanıklar müdafileri tarafından verilen temyiz dilekçelerinin gerekçe içermesi sebebiyle tebliğnamede bu hususta temyiz isteminin reddini isteyen düşünce iştirak edilmemiştir.
Örgüt içerisinde dernek faaliyetlerinde sorumlu olarak görev alan, ByLock iletişim sistemini örgütsel amaçla kullanan soruşturma aşamasında örgüt içerisinde bulunan konumuna uygun olarak faydalı beyanlarda bulunan, kovuşturma aşamasında vermiş olduğu beyanlarda sebat eden sanık hakkında, silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi kabullerinde isabetsizlik bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak;
1. Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun makul cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,
2. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek bu kapsamda soruşturma aşamasından itibaren örgütte kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve örgüt mensupları ile ilgili örgütsel konum ve faaliyetlerine uygun ifade veren ve anlatımlarda bulunan sanık hakkında, verdiği bilgiler, bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi nazara alınarak TCK’nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca tayin olunan cezadan, üçte birden dörtte üç oranına kadar indirim öngören TCK’nın 221/4-2. maddesi uygulanmasında makul bir oranda indirim yapılarak ceza tayini gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 01.03.2019 tarihli ve 2018/3997 Esas, 2019/344 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.05.2023 tarihinde karar verildi.

… … … … …