YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17826
KARAR NO : 2023/3288
KARAR TARİHİ : 23.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde ,gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2018 tarihli ve … sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesi fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2018/2953 Esas, 2019/946 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 19.10.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle,
1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3.Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemi olduğuna,
4.Tanık ifadelerinin usule aykırı alındığına, mahkeme huzurunda tanıklara soru sorma ve beyanları denetleme imkanı sağlanmadan adil yargılanma ilkesi ihlal edildiğine,
5.Çekinme hakları hatırlatılmayan tanık beyanlarının hukuka aykırı delil kapsamında bulunduğuna,
6.Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince kararının bozularak beraatine,
7.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tokat Milli Eğitim Müdürlüğünde öğretmen olarak görev yaparken ihraç edilen sanık …’in; örgütün maddi yönden kalesi konumunda olup, ayakta durmasını sağlayan, üyelerden toplanan himmet ve bursların banka filtresinden geçirilerek aklandığı, 2014 yılının Ocak Şubat aylarında zora gireceği haberleri sonrasında örgüt lideri …’in kurtarılması amacıyla
herkesin mevduatlarını yatırarak yardım talimatını verdiği örgüte müzahir banka olan Bank Asyada 03.12.2007 tarihinde açılmış olan hesabına, bankanın zor durumdan kurtulması ve örgüt lideri …’in talimatıyla para yatırdığını kabul etmese dahi dosya içerisindeki belgelerden de anlaşılacağı üzere örgüt liderinin talimatından sonra önemli miktarda değişiklik olacak şekilde hesabında 2013 Aralık ayında bakiye 0 iken, 2014 Ocak ayında 21682 TL, Şubat ayında 22085 TL, Mart ayında 21578 TL, Nisan ayında 21416 TL, Mayıs ayında 21041 TL, Haziran ayında 21598, Temmuz ayında 9,46 TL, Ağustos ayında 5009 TL, Eylül ayında 26009 TL, Ekim ayında 18952 TL, Kasım ayında 8519 TL, Aralık ayında 8548 TL, 2015 Mart ayında 3500 TL, Haziran ayı itibariyle 0 TL para bulunması,yukarıda açıklandığı üzere örgüt üyesi olmayan kimsenin dışarıdan harici olarak katılamadığı, her ne kadar belli bir sürece kadar legal görünümle dini saiklerle yapılmış olsa da sonrasında aslında örgüte dair kararların alınıp, talimatların hiyerarşik bir silsilede aktarıldığı, maddi yönden örgütün ihtiyaçlarını karşılamak için himmet, burs, yardım adı altında paraların toplandığı, katılan sorumluların ve imamların ifşa olmamak için kod isimler kullandığı Sohbet adı altında yapılan toplantılara katıldığı, bu durumu kabul etmese dahi tanık E. S. K.nin; “Ben Batman ilinde öğretmen olarak görev yaparken 2014 Eylül ayında Zile’ye tayimin çıktı, Batman ilinde bulunduğum sırada Aktif Eğitim-Sen isimli sendikaya üye oldum, tayinim Zile’ye çıktıktan sonra bu sendikanın Tokat İl Temsilciliğinden ismini Y. olarak bildiğim birisi beni aradı ve sendikadan Tufan isimli bir arkadaş sizinle görüşecek bir eksiğiniz bir ihtiyacınız olursa size yardımcı olacak diye söyledi, daha sonra … isimli şahıs beni aradı ve tanıştık, Zile küçük yer olduğu için zaman zaman çarşıda karşılaşır sohbet ederdik, bunun dışında 3-4 kez Zile içerisindeki normal şahısların evinde cemaatin toplantılarına beraber katılmıştık, toplantıda 15-20 kişi vardı, ben … ile birlikte gidiyordum, beni o davet ediyordu, toplantılarda dini içerikli sohbetler ediliyordu, ben 2014 Eylül ayında geldiğim için bu toplantılar 2015 yılı başlarında olmuştur diye tahmin ediyorum, bunun dışında … bana Bank Asyaya para yatırmam için isteklerde bulunmadı, gazete aboneliği için talepte bulunmadı, yalnızca bir kaç kez toplantıya davet etti, …’in beni davet ettiğini biliyordum ancak benim gibi başkalarını da davet edip organize ettiğine ilişkin herhangi bir bilgim yoktur,” şeklinde beyanı, tanık Y. T.nin; “Ben yaklaşık 18 yıldır Zile’de öğretmen olarak görev yapıyorum, 2005 yılında Eğitim Bir-Sen isimli sendikaya üye oldum, daha sonra ilerleyen süreçte … isimli şahısı da bu sendikaya üye olması nedeniyle tanıdım, kendisini o dönem milliyetçi muhafazakar söylemleri nedeniyle devletçi biri olarak gördük ve ‘İslamiyet ruhumuz, Türklük bedenimiz, ruhsuz beden cesettir’ şeklindeki söylemleri hoşumuza giderdi, ancak kendisinin iç yüzünü bilemiyorum, ben yaklaşık 10 yıldır Eğitim Bir-Sen isimli sendikada kaldıktan sonra sendika yönetiminin değişmesi, yeni sendika yönetimi ile ilgili düşünce ayrımı nedeniyle yönetim değişikliğinden yaklaşık 1 yıl sonra istifa ettim, bir süre sendikasız olarak devam ettim, ben benim sendikasız olduğumu bilen … zaman zaman bana gelerek yeni bir sendika kuruldu, Aktif Eğitim-Sen’e katıl, sendika ücretleri de arttı, sonuçta yasal olarak usulüne uygun bir şekilde kurulan sendika, devletten gerekli izinler alındı demek suretiyle beni sendikaya davet etti, bende ilk başta mesafeli olsam da kendisi ile uzun zamandır Eğitim Bir-Sen Sendikasının piknik, sosyal aktivite ve benzeri etkinliklerden tanışıklığımız olması sebebiyle kıramadım ve Aktif Eğitim-Sen e üye oldum, 2014 yılı Ekim ayı içerisinde üye olmuştum, üye olduktan sonra bir … … beni arayarak ‘sendikanın pikniği var, gelmek istersen sen de gel’ diye söyledi ve ben de bu organizasyona katıldım, bu organizasyonda yaklaşık 15-20 kişi vardı, çoğunluğu Turhal, Tokat gibi Zile dışından gelen kişilerdi, ben içlerinden sadece …’i tanıyordum, bu toplantıda çay içerken şahısların kendi arasındaki çeşitli siyasi söylemlerinden rahatsızlık duydum, ben sendikanın siyasal bir rolü olmadığını düşünmekteydim, ancak orada MİT tırları ile ilgili şeyler
konuşuluyordu, hatta bir ara … ‘arkadaşlar böyle şeyler konuşmayın’ diyerek oradakileri uyardı, ancak konuşmaya devam ettiler, ben de bu olay üzerine erkenden oradan ayrıldım, aynı zamanda basında çıkan bazı haberlerde sendikanın cemaat bağlantısı olabileceğini öğrendim ve hemen akabinde bu sendikadan istifa ettim ve daha sonrasında … ile hiç görüşmedim, istifa ettiğim tarih 2015 Kasım’ının ilk haftası idi” şeklinde beyanı, tanık Ü. T.’nin; “Ben 1999 yılında Zile’ye yeni atandığımda … ile tanıştık. Kendisi ile çok samimiyetim yoktu. Beni zaman gazetesine abone yapmaya çalıştı. Ben istemediğim halde abone yaptı. Daha sonra ben bu aboneliğimi kapattırdım fakat bana ‘parayı sorun ediyorsan parasını ben vereceğim’ dedi ve aboneliğimi yeniden yaptırdı. Sızıntı Dergisi aboneliğim olmadığı diye hatırlıyorum. Kendisi ile başka bir samimiyetim yoktu. Zaten en son 2010-2011’de görüştük. Sonra da küstük ve bir daha görüşmedik. …’in Aktif-Sen üyesi olduğunu duymuştum. Himmet toplayıp toplamadığını bilmiyorum. Görüştüğümüz dönemlerde alenen cemaati övücü şekilde konuşuyordu. Bank … hesabı olup olmadığını ve ByLock kullanıp kullanmadığını bilmiyorum. Bana Aktif-Sen’e üye olmam konusunda ricada bulunmadı. Kendisinin cemaat sohbetleri yapıp yapmadığını bilmiyorum, Sefa Yurdu gibi yurtlarda yapılan iftar yemeklerine bizi davet ediyordu. Ben de bir kaç kere katılmıştım….” şeklinde beyanı, tanık A. A.nın soruşturma aşamasındaki 03.09.2016 tarihli; “…… kendisi öğretmendir, bildiğim kadarıyla öğretmen sohbetlerine katılırdı, sohbetlerimiz esnaf sohbeti, öğretmen sohbeti gibi meslek gruplarına ayrılmıştı…” şeklindeki beyanı, tanık Ö. Y.nin sorşturma aşamasındaki 02.09.2016 tarihli; “…Zile ilçesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sorumlu imamı M. E. E. ve …’dir… Tufan sendika ili ilgili işleri Tokat … de Aktif Sen’in sorumlusu Y. adındaki hoca ile görüşüyordu… Koğuşta birlikte kaldığım M. E. E., …… Hala FETÖ silahlı terör örgütüne olan inançlarını devam ettirmektedir… M. E. E. ve …’in ByLock kullandığını biliyorum,… Sohbet sırasında M. E. E., E. B. ve … zaman zaman ByLock’taki mesajları bizlere rüyalar ve kerametlerden bahsedip motive etmeye çalışıyorlardı, hala da koğuştakiler böyle bir beklenti içerisindeler…” şeklindeki beyanı, tanık Ö. Y.nin 05.09.2017 tarihli; “Ben imamhatip lisesinde okul müdürü olarak görev yapıyordum, ben müdür olduğum süreçte …’de okul müdürlüğü yapıyordu, bu nedenle kendisini tanıyordum, ben bütün okul müdürlerini tanırım, Zile küçük yer olduğu için böyledir, … iyi bir insandır, memleketini seven dürüst biridir, bu zamana kadar bir kötülüğünü görmedim, …’in cemaat bağlantısı olduğunu biliyorum, kendisi Aktif Eğitim-Sen isimli sendikanın Zile’de çalışmalarını yürütüyordu, bende bu sendikaya üye idim, ben 2015 yılında sendikadan istifa ettim, ben istifa ettiğim sırada Tufan sendikaya devam ediyordu, sendikadan istifa ettikten sonra bütün bağlarımı kopardım, cemaat bağlantısı olan kişilerle bir daha konuşmadım, ben 2015 yılı öncesine kadar cemaat sohbetlerine gidiyordum, …’de geliyordu, …’in herhangi bir sorumluluğu, yönetici, sohbet imamı vasfı yoktu, yalnızca öğretmen olarak toplantılara katılıyordu, … sendika faaliyetleri ile ilgili daha çok Tokat Aktif Eğitim Sen başkanı olan ismini hatırlamadığım bir şahıs ile görüşüyordu, başkaca bilgim yoktur,” demiş, tanığın talimata ekli beyanı okunup sorulduğunda ise: “Her ne kadar o zaman vermiş olduğum ifademde M. E. E. ve …’in öğretmenden sorumlu imam olduklarını belirtmiş isem de; ben …’in yalnızca sendikadan sorumlu kişi olduğunu söyledim, beyanım ifadeye yanlış geçmiş, bir keresinde E. B. isimli şahıs M. E. E.nin telefonuna bir şeyler yüklüyordu, ne yapıyorsunuz diye sorduğumda program paylaştıklarını söylediler, o sırada …’de cebinden telefonu çıkarmıştı, bu esnada …’in de ByLock programını yüklemiş olabileceğini düşünüyorum ancak kesin bir bilgim yoktur, her ne kadar savcılık ifademde Tufan
Atasever’in ByLock kullandığını bildiğim ve zaman zaman ByLock daki mesajları okuduğuna yönelik ifadem geçmiş ise de; bu doğru değildir, bu kısım yalnızca M. E. E.ye yöneliktir,” şeklinde beyanı, ayrıca talimatla alınan 17.04.2018 tarihli beyanında; “Benim okul müdürü olduğum dönemde …’in de eğitim uygulama okulunun müdürü olması sebebiyle tanıyorum. Kendisi Aktif-Sen Zile temsilcisi olarak görev yaptı. Hatta ben ve eşim Tufan’ın etkisi ile Aktif-Sen’e üye olduk. Kendisi ile beraber cemaat sohbetlerine katıldık. Savcılıktaki ifademde Tufan öğretmen sorumlusu olarak geçiyor. Bu hususu düzeltmek istiyorum. Tufan öğretmen sorumlusu değildir, ben M. E. E.nin öğretmen sorumlusu olduğunu beyan etmiştim. … sendika temsilcisiydi. Yine aynı şekilde ByLock kullandığını kesin net olarak bilmediğimi söylememe rağmen savcılıktaki ifademde ByLock kullandığı şeklinde geçmiş. Bunu da düzeltmek istiyorum. … cemaati kusursuz kabul eden, cemaatin her yaptığını doğru kabul eden, eleştirilmesini kabul etmeyen, bu konuda da insanlarla ciddi tartışmalara giren fanatik olarak tabir edebileceğim biriydi. Kendisini en son 2016 yılının sonlarında cezaevinde görmüştüm. Orada da hala cemaati kusursuz kabul ediyordu. Kişilik olarak vatanını milletini seven birisiydi. Himmet verdiğine şahit olmadım. Bank Asyada hesabı olabilir. Net olarak bilmiyorum. Ancak kendisi Bank … konusunda hassas bir insandı. Hükümet aleyhine eleştirileri vardı, hükümetin bir takım şeyleri yanlış yaptığını söylüyordu. 17-25 Aralık sonrasında bunları kesinlikle cemaatin yapmadığını, o polislerin cemaatin polisleri olmadığını söylüyordu. Ayrıca bir takım yolsuzlukların yapıldığını söylüyordu…” şeklindeki beyanları ile de bu sohbetlere 2016 yılına kadar katıldığının ve Zile ilçesinde örgüte müzahir Aktif Eğitim-Sen isimli sendikanın temsilcisi olarak aktif görevler yürüttüğünün anlaşılması, FETÖ/PDY örgütünün Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretmenler arasında iletişimi sağlayabilmek için sendika adı altında kurduğu, fakat asıl amacının örgüte üye kazandırmak ve öğretmenler arasında kontrolü elinde tutmak olan ve 25.07.2016 tarihinde 667 sayılı KHK ile kapatılan Aktif Eğitim Sen isimli sendikaya 2014 Şubat ayından kapatıldığı tarihe dek üye olması, ayrıca tanık V. Y.nin soruşturma aşamasındaki 29.07.2016 tarihli; “…Okul müdürümüz …’in ricası üzerine ben ve diğer 5 kişi Aktif Eğitim Sen’e üye olduk…” şeklinde beyanı, tanık Ö. Y.nin; ” …Tufan öğretmen sorumlusu olarak geçiyor. Bu hususu düzeltmek istiyorum. Tufan öğretmen sorumlusu değildir, ben M. E. E.nin öğretmen sorumlusu olduğunu beyan etmiştim. … sendika temsilcisiydi…” şeklindeki beyanı ile de sanığın örgüte müzahir sendika yararına sendika temsilcisi olarak aktif görev aldığının anlaşılması, dosya içerisinde mevcut olan Tokat Cumhuriyet Başsavcılığının araştırma tutanağından da anlaşılacağı üzere örgüte ait toplantıların yapıldığı değerlendirilen Ankara Kızılcahamam … Termal Tatil Köyü adlı otelde 26.05.2012 – 27.05.2012 tarihleri arasında otel kaydının bulunduğu ve haklarında FETÖ/PDY üyeliğinden işlem yapılan 59 kişinin de sanıkla adı geçen yerde ve aynı tarihte otel kayıtlarının bulunması, TEM 09.08.2016 tarihli raporunda; “…Zaman zaman İmam Hatip Lisesinde müdür odasında farklı okullarda görev yapan …, H. Ç., A. Ç., D. B. ve Ö. Y. ile birlikte kapıları kapatmak sureti ile gizli toplantılar yaptıkları, …Mesleki Teknik Anadolu lisesinde öğretmen olarak görev yapan H. D.niın 17-25 Aralık süreci öncesi Paralel yapılanma içerisinde adliye imamlığı yaptığı, adliyede bulunan İnsan Hakları Komisyonuna paralel yapı içerisinde kendilerinden olan …, M. E. E. isimli şahısları yerleştirdiği…” şeklinde istihbari bilgi edinildiğinin anlaşılması, sanığın evinde yapılan aramada örgüte müzahir yayın yaptığı değerlendirilen yayınlardan Yeni Hayat ile Özgür Düşünce Gazetelerinin yanı sıra 20.07.2016 tarihli mahkeme kararıyla kapatılan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip …’ın yüzü karalanmış olarak görülen Meydan Gazetesinin bulunması, sanığa ait olup elkonulan dijital materyal imaj incelemeleri neticesinde; Navitech marka navigasyon cihazında sanığın çektiği değerlendirilen Haziran 2011
yılında düzenlenen 9. Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarına ait fotoğraflara rastlanması hususları ile sanık hakkındaki beyanlar ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile önceden süreklilik ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu ve sanığın eylemlerinin bir bütün halinde 3713 sayılı TMK’nın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrasının yollamasıyla 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu konusunda mahkememizde tam bir vicdani kanı hasıl olmuştur. Her ne kadar sanık … üzerine atılı suçu reddetse ve örgütün silahlı örgüt olduğunu bilmediğini iddia etse de, örgütle bağının olduğu ve çeşitli eğitim kurumları nezdinde legal görünüm altında faaliyet etmeyi amaçlayan örgüte müzahir sendikada aktif görev aldığının anlaşılması, sohbetlere düzenli olarak katıldığı hususunda dosyada bulunan tanık beyanları delil olarak kabul edilmiş, sanığın 2016 yılına kadar sohbetlere katılması ve örgüte müzahir sendikadaki aktif faaliyetleri nedeniyle objektif sorumluluk gereği örgüt üyesi olmadığına ve FETÖ/PDY’nin silahlı örgüt olduğunu bilmediğine dair suçtan kurtulmaya matuf savunmasına itibar edilmemiştir. Her ne kadar tanık A. A. sanığın sohbetlere katılma gibi örgütsel faaliyetlerine ilişkin soruşturma aşamasındaki beyanlarını kabul etmese de; tanığın önceki beyanlarının somut, net ve müşahhas beyanlar olması, dosya kapsamında sanık hakkındaki diğer bilgi ve beyanlarla uyuşması, tanığın beyanlarının sanığın örgütsel faaliyetleri noktasında tutanağa nasıl yanlış geçirildiğine ilişkin hususu açıklayamaması ve kendisinin de aynı suçtan soruşturma geçirmesi nedeniyle üzerindeki suç isnadından kurtulmaya çalıştığı değerlendirilmiş, bunun yanı sıra tanık A. A.nın beyanlarını avukat huzurunda verdiği ve verdikten sonra okuyup imzaladığı, sanığın mezkur sendikaya üyeliğinin olduğu, bahsi geçen sendikanın 667 sayılı KHK ile kapatıldığı, alınan tanık beyanları ve yapılan incelemeler neticesinde de bu sendikanın örgüte müzahir bir sendika olup örgütün belli başlı amaçları için kullanıldığı hususları dikkate alındığında tanığın sanığın dosyadaki diğer delillerle uyumlu olan soruşturma aşamasındaki beyanları doğru ve geçerli olarak kabul edilmiştir. Tanık Ö. Y. ise talimatla alınan ifadesinde sanığın ByLock kullandığına ilişkin önceki beyanlarının M. E. E.ye ilişkin olduğunu, yine sohbet sorumluluğu-sendika temsilciliği ibarelerinin karışık yazıldığını, aynı sohbet ortamındayken ByLock’ tan mesaj okumasına ilişkin husustaki karışıklığın bu nedenden kaynaklanmış olabileceğini belirtmiş olması ve sanığın ByLock kullandığına ilişkin dosya kapsamında ByLock raporu ile diğer teknik delillere rastlanmaması hususları değerlendirildiğinde tanığın beyanları arasındaki çelişkinin giderildiği ve sanığın ByLock kullanmadığı değerlendirilmiştir. Sanık …’in savunmasında örgütün yapısına, üyelerine ve eylemlerine ilişkin herhangi bir beyanının bulunmaması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 221 inci maddesinde belirtilen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiş olup; suçun işleniş şekli, örgütün niteliği, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek temel cezada alt sınırdan hüküm kurulmuştur.
B.Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “23.07.2017” yerine “15.07.2016” olarak yazılmış olması dışında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Suç tarihinin, sanığın yakalanma tarihi olan “22.07.2016” yerine gerekçeli karar başlığında “23.07.2017” olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir maddi hatalar olarak değerlendirilmiştir.
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, dosya kapsamına göre sanığın, terör örgütü ile irtibatlı Aktif Eğitimciler Sendikasına 2014 yılı Şubat ayında üye olduğu, tanık anlatımlarına göre bu sendikanın Zile ilçesi temsilciliğini yaptığı, sendikanın faaliyetlerine katıldığı, başkalarını da bu faaliyetlere davet ettiği ve üye sayısını arttırmak için çaba sarf ettiği yine tanıkların anlatımlarından örgütün basın yayın kuruluşlarından Zaman Gazetesine abone topladığının ayrıca örgütün operasyonel eylemlerinden sonra da örgütsel toplantılara katıldığı görülen sanığın örgüte aidiyet duygusu içerisinde örgütün amaçları doğrultusunda verilen emir ve talimatlarını sorgulamadan yerine getirerek anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Diğer delillerin atılı suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görülmekle, temyiz aşamasında gelen tanık beyanlarının okunmaması sonuca etkili bulunmamıştır.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış olup hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2018/2953 Esas,
2019/946 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.05.2023 tarihinde karar verildi.