YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17933
KARAR NO : 2023/3331
KARAR TARİHİ : 23.05.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.07.2018 tarihli ve … sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.05.2019 tarihli ve … sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tanzim olunan 23.10.2021 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafilerinin temyiz istemi özetle; ByLock verilerinin çelişkili olduğuna, eksik araştırma, inceleme ve yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, tanıkların yüz yüzelik ilkesi gereği huzurda dinlenmesi gerektiğine, huzurda dinlenmeyen ve sanığın soru sorma hakkı engellenerek savunma hakkı sekteye uğratılan sanık ile ilgili tanık beyanlarının hükme esas alınmaması gerektiğine, etkin pişmanlıkta bulunan, aynı suça ilişkin şüpheli veya sanık konumunda olan kişilerin beyanlarının ve teşhislerinin hükme esas alınamayacağına, kovuşturma aşamasında beyanlarından dönen tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağına, delillerin yetersiz olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Vodafone Telekomünikasyon A.Ş tarafından gönderilen 0545 (…) (..) (..) nolu hatta ilişkin sözleşme örneğinde söz konusu hattın sanık adına kayıtlı olduğu, ayrıca sanık tarafından da bu hattın kendi kullanımında olduğu beyan edilerek söz konusu hattın sanık tarafından kullanıldığı kesin olarak belirlenmiştir.
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Müdürlüğü tarafından yapılan ByLock kullanıcılarına ilişkin sorgu neticesinde sanığın kullanımında olan 0545 (…) (..) (..) numaralı hat üzerinden… IMEI nolu cihazlar ile 22.11.2015 ilk tespit tarihindene itibaren ByLock programının kullanıldığı, yine sanık adına kayıtlı olduğu Vodafone Telekomünikasyon A.Ş tarafından gönderilen 0549 (…) (..) (..) nolu hatta ilişkin sözleşme örneğinden anlaşılan hat üzerinden de 35443505466389 IMEI nolu cihaz ile ByLock programının 29.01.2015 ilk tespit tarihinden itibaren kullanıldığı belirtilmiştir.
Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 08.12.2017 tarihinde dosya kapsamına gönderilen ByLock kullanımına tahsis edilen hedef IP’leri içerir CD incelemesinde 0549 (…) (..) (..) nolu hat üzerinden 35443505466389 IMEI nolu cihaz ile ByLock programına tahsis edilen 46.166.164.181 numaralı hedef IP adresine toplamda 189 sayfalık veri oluşturacak şekilde erişim sağlandığı ve 0545 (…) (..) (..) numaralı hat üzerinden … IMEI nolu cihaz ile 46.166.164.181 numaralı hedef IP adresine toplamda 55 sayfalık veri oluşturacak şekilde erişim sağlandığı anlaşılmıştır. Bahsi geçen ByLock programına erişimin sağlandığı baz istasyonlarının yoğunlukla Trabzon ilinde bulunan baz istasyonları olduğu tespit edilmiştir.
Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 29.06.2017 tarihinde dosya kapsamına gönderilen ByLock tespit değerlendirme tutanağı incelendiğinde; ByLock programına 0545 (…) (..) (..), 0545 (..) (..) (..) numaralı GSM hatları ile bağlanıldığı, programa girişte kullanıcı adının: “rumeysa0761” şifre: “rumeysa_123” adı: “rumeysaa” olduğu, ayrıca tespit değerlendirme tutanağında geçen mesaj içeriklerinde ByLock kullanıcısına RÜMEYSA adı ile hitap edildiği , sanığın eşi olan ve mahkememizde yargılaması yapılıp hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmakdan mahkumiyet hükmü verilen H.İ.’nin ByLock kullanıcısını ekleyen ve eklenen şahıslardan olduğu, mesaj içeriklerinde örgütün toplantı ve faaliyetleri ile ilgili yazışmalar yapıldığı tespit edilmiştir.
ByLock programına ilişkin dosya içeriğine yansıyan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; ByLock programına bağlanılan 0545 (…) (..) (..) numaralı GSM hattının sanık tarafından kullanılan hat olması, programa girişte üzerinden bağlanılan baz istasyonlarının sanığın yaşadığı şehirde bulunan baz istasyonları olması, program tespit değerlendirme tutanağından kullanıcı adının sanığın adı doğduğu şehir olan Antalya ili ve yaşadığı şehir olan Trabzon ili plaka numaralarından oluşması yine seçilen şifre ve adın sanığın adından oluşması, yapılan mesajlaşmalarda diğer kullanıcıların sanığın adını mesaj içeriklerinde kullanmaları dolayısıyla ByLock tespit değerlendirme tutanağındaki bilgiler ile sanık hakkındaki bilgilerin örtüşmesi neticesinde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerince kullanılan ve gizli habeleşme programı olup örgütün amaç ve faaliyetlerşini gerçekleştirmek için kullanılan kriptolu haberleşme programı ByLock programını kullandığına yönelik her türlü şüpheden uzak kesin kanaate varılmıştır.
Dosya kapsamına gönderilen tanık M.M’ye ait ifade tutanaklarında sanığın FETÖ/PDY örgüt üyelerinin öğrenci evleri tabir edilen evlerinde üniversite öğrenimi sürecinde kaldığı beyan edilmiştir, yine dosya kapsamına ifadesi gönderilen Ş.Ü. sanığın örgütçe Trabzon ilinde Fatih büyük bölgesi olarak belirtilen yapılanmasında Bölgeci olarak görev aldığını beyan etmiştir, sanığın eşi olan başka dosyada hakkında FETÖ/PDY örgüt üyeliğinden mahkumiyet hükmü verilmiş H.İ. soruşturma aşamasında sanığın FETÖ/PDY örgütü içerisinde Beşikdüzü İlçe ablası olduğunu, eşi ile FETÖ/PDY örgütü aracılığı ile katalog evliliği gerçekleştirdiğini ifade etmiştir. Her ne kadar H.İ. daha sonra mahkeme huzurunda önceki ifadelerini inkar etmiş ise de soruşturma aşamasında araya zaman girmeden ve eşi olan sanığa her hangi bir husumeti olmadan, olayların sıcaklığı ile ve başka unsurlar tesir etmeden verdiği ilk beyanlarına itibar edilmiştir. Tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde sanığın FETÖ/PDY örgüt yapılanması içerisinde yer aldığı, örgüt hiyerarşisine tabi olduğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda yapılan tüm değerlendirmeler neticesinde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin kullandığı ByLock programını kullanmak, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere örgüt yapısı içerisinde görevler alarak faaliyetlerde bulunmak suretiyle üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine yönelik her türlü şüpheden uzak kesin kanaate varılmıştır.
Tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY örgüt üyelerinin kullandığı ByLock programını kullanmak, örgütün emir ve talimatları doğrultusunda hareket etmek ve görev almak sureti ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ içerisinde olduğu, örgütün kuruluş amaçlarını eylemlerini ve faaliyetlerini benimsediğini gösterir şekilde örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, dolayısıyla üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlemiş olduğu anlaşılmakla, eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince, sanığın suç kastının yoğunluğu, örgüt üyeliğine konu eylemleri dikkate alınarak takdiren alt sınırdan ceza tayin edilmek suretiyle cezalandırılmasına, sanığın işlemiş olduğu suç TCK’nın 314/2 nci maddesinde belirtilen suç olduğundan sanığa verilen cezadan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5 inci maddesi gereğince 1/2 oranında arttırım yapılmasına, sanığın duruşmalarda sergilediği tutum ve davranışları, söz ve beyanları itibari ile işlediği suçtan pişmanlık duyduğuna ve örgütle olan gönül bağını kopardığına dair hakkında olumlu bir kanaat oluşmaması ve cezanın caydırıcı etkisi dikkate alınarak sanık hakkında takdiren TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın etkin pişmanlık kapsamında herhangi bir beyanda bulunmadığı nazara alındığında yasal koşulları oluşmadığından sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 221 inci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanık örgüt mensubu olduğundan hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/9 uncu maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına ve cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, sanığın gözaltında geçirdiği sürenin TCK’nın 63 üncü maddesi gereğince cezasından mahsubuna, karar verilmiş olup, açıklanan gerekçelerle hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) Diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görüldüğünden, bazı tanıkların 5271 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında dinlenmelerinden vazgeçilmesi vazgeçme gerekçesine göre sonuca etkili bulunmamıştır.
d) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme aracı olarak 159224 ID ve 151878 ID numaralı ByLock kullanıcısı olan, örgütün Beşikdüzü yapılanmasında İlçe Ablası olarak faaliyette bulunan, katalog evlilik yapan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla sanık müdafilerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine. Ancak;
Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden geçmişte hakkında adli sicil kaydı bulunmayan, dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen sanık hakkında yerinde olmayan ve yetersiz gerekçe ile 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.05.2019 tarihli ve 2018/3329 Esas, 2019/1040 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.05.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …