YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20653
KARAR NO : 2023/230
KARAR TARİHİ : 24.01.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU
DURUŞMA TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/552 E., 2021/563 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
SUÇ TARİHLERİ : 11.05.2017 – 08.12.2019
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.04.2018 tarihli ve 2017/539 Esas, 2018/208 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi delaletiyle aynı yasanın 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları, 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.02.2020 tarihli ve 2018/1091 Esas, 2020/272 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvuruları,
“1-Yapılan UYAP incelemesinde, sanık hakkında Muş Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/3537 soruşturma numarası ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütüldüğünün anlaşılması karşısında, suç niteliğinin belirlenmesi, hukuki ve fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek mükerrer cezalandırılmanın önlenmesi ve TCK’nın 61. maddesi uyarınca ceza tayin edilirken sanığın tüm eylemlerinin birlikte değerlendirilmesi açısından, bahse konu soruşturma dosyası incelenerek, delil durumlarının tespiti ve onaylı örneklerinin incelemeye konu dosya içerisine alınması ile dava açılması halinde açılacak davanın bu dosya ile birleştirilmesinden sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve tespitinde zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,
2-Dosyaya İlk Derece Mahkemesi kararından önce giren sanık hakkında düzenlenen ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile karardan sonra dosyaya giren tanık … beyanının CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunarak değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,” gerekçeleri ve diğer usulî gerekçeler ile yerinde görülerek, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesi ve 280 inci maddesinin birinci fıkrasının d bendi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
3. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.07.2020 tarihli ve 2020/333 Esas, 2020/416 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında Muş Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2020 tarih ve 2018/3537 soruşturma, 2020/1500 esas sayılı iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan davanın, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 18.02.2020 tarihli ve 2018/1091 Esas, 2020/272 Karar sayılı kararı ile bozulduktan sonra yeni esas numarası verilen 2020/104 Esas sayılı dosyası ile 5271 sayılı Kanun’un 8 inci ve 11 inci maddeleri uyarınca birleştirilmesine karar verilmiştir.
4. Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.03.2021 tarihli ve 2020/104 Esas, 2021/76 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi delaletiyle aynı yasanın 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 63 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve ayrıca aynı hükümlere göre 8 yıl 1 ay 15 … hapis cezaları ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.09.2021 tarihli ve 2021/552 Esas, 2021/563 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.11.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine; tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığına ve tanığın Mahkeme huzurunda dinlenilmediğine; sanığın Bank …’ya talimatla para yatırmadığına; tanıkların Mahkeme önündeki beyanlarına itibar edilmesi gerekirken soruşturma beyanlarının esas alınmasının hukuka aykırı olduğuna; tape kayıtlarında herhangi bir suç teşkil edecek husus bulunmadığına, bu nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkin olup, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması talep edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Silahlı terör örgütüne üyeliği suçu yönünden;
a) Sanığın alınan savunmalarında atılı suçlamaya ilişkin tevilli ikrar içeirir beyanlarda bulunduğu ve örgüt içerisinde uzunca bir süre kalmasına rağmen sadece 4 kişi hakkında ifade ve teşhiste bulunduğu, çoğunlukla anlatımlarının 17-25 Aralık öncesine ilişkin olduğu, daha sonradan yine bir başka 4 kişi hakkında beyanda bulunduğu, ByLock uygulamasını kullandığını ikrar ettiği anlaşılmıştır.
b) Sanığın dosyada ortaya çıkan delil durumuna göre diğer örgüt mensuplarının yakalanmasını temin edecek nitelikten uzak savunmalar ortaya koymakla mahkemeyi yanıltmaya yöneldiği, kısmi ikrarın örneğin ByLock kullanma hususu sanığın etkin bir şekilde pişman olduğu sonucunu doğurmadığı, sanık aşamalarda ortaya çıkan delil durumuna göre hareket ederek bir savunma tekniği olarak kısmi ikrar içerir savunmalar yapmış olup bu savunmaları var olan delillere göre şekillenmiş etkin pişmanlık kapsamında alınan ifade ve teşhislerinde örgüt içerisindeki konumu, yerine getirdiği görevler ve örgütte kaldığı süre ile uyumsuz bilgiler vermiş dolayısıyla örneğin yurt dışında yer alan örgüt mensupları hakkında beyanda bulunarak örgütsel aidiyetini diğer örgüt mensuplarının yakalanmaması noktasında sergilemekle mahkemeyi de etkin pişmanlık hükümleri noktasında yanıltmaya gayret etmiştir. (bu hususta tapelerde sanığın açıkça bir kabulü bulunmaktadır.) Bu nedenlerle sanığın etkin bir pişmanlığının bulunmuyor oluşu, aşamalarda ortaya çıkan delillere göre şekillenen cezai sorumluluktan kurtulmaya yönelik suçtan pişmanlık duymayan savunmaları, örgüt içerisindeki konumu, yüklendiği sorumluluklar ve örgütte kaldığı süre ile uyumluluk göstermeyen ifade ve teşhisleri, mahkemeyi yanıltmaya ilişkin usulüne uygun kararla alınan telefon görüşme içerikleri dikkate alınarak sanık hakkında TCK m.221/4 hükmü uygulanmamıştır.
c) Mahkemenin istinaf bozmasına konu 2017/539 bozma sonrası 2020/104 esas sayılı dosyası yönünden istinaf yasa yoluna sanık aleyhine Cumhuriyet savcısının salt etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması talebiyle gitmiş olması nedeniyle CMK m.283 gereğince sanığın temel cezanın alt sınırdan tayini noktasındaki kazanılmış hakkı mahkememizce aksi düşünülmesine rağmen korunmuş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
2.Silahlı terör örgütüne üyeliği suçu yönünden;
Sanığın silahlı terör örgütü içerisinde uzunca bir süre faaliyet yürüttükten sonra tutuklanıp ceza evine gönderildiği, ceza evinden çıktıktan sonra örgütsel faaliyetlerine kaldığı yerden devam ettiği, Muş ilinde 15 Temmuz sonrası kurulmaya çalışılan yeni fetullahçı terör örgütü yapılanmasında önemli bir görev üstlenerek örgütsel faaliyetlerin deşifre olmasını engellemeye yönelik kriptonik uygulamalar içeren telefonları örgüt mensuplarına temin ettiği, örgüt evi kurduğu ve bu örgüt evinin maddi ihtiyaçlarını giderdiği (aylık veya bir buçuk aylık 1000-1500 TL para aktardığı), örgüt mensuplarının ailelerine çeşitli yardımlarda bulunarak müzahir kitleyi konsolide tutmaya gayret ettiği, bir kısım takibi mümkün olmayan uygulamalar ve … kod adını kullandığı bu şekilde süreklilik arz eder mahiyette örgüt içerisinde çeşitli görevler edinerek örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile mensup düzeyinde bağlanmak suretiyle üzerine atılı fetullahçı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmış olup TCK m.61 hükmü gözetilerek suçun işlenmesindeki özellikler, işleniş biçimi, zamanı ve sanığın suç işlemek hususundaki kastının yoğunluğu ki bu kast yoğunluğunun dosyada somut bilgi ve belgelere dayandığı, bir çok kriptonik uygulama ve kod ad kullanma, yeni bir yapılanma ile ev kurma gayreti, ciddi maddi kaynaklar aktarma, müzahir kitlenin kopmasını engellemeye yönelik faaliyetler gibi hususlar nazara alınmakla alt sınırdan ciddi miktarda uzaklaşmak icap etmekle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
3.Sanık hakkında mahkemenin 2017/539 esas sayılı dosyasına kaynak iddianamenin 09.06.2017 tarihinde tanzim olunduğu ve sanığın davanın açıldığı tarihte ceza evinde bulunduğu, bilahare aynı esastan yapılan yargılamanın ardından 04.04.2018 tarihinde karar verilip tahliye olduğu, daha sonra sanığın yeniden örgütsel faaliyetlerine kaldığı yerden devam etmekle mahkemenin 2017/539 esas sayılı dosyasının iddianame tanzim tarihi itibariyle hukuki kesintinin gerçekleştiği anlaşılmakla bu iddianame kapsamındaki eylemler dışındaki fiillerin değerlendirilmesi ile mahkemenin 2020/333 birleşen dosyasına kaynak iddianamedeki eylemlerin ayrı bir örgüt üyeliği suçunu oluşturduğu kanaatiyle sanığın birleşen dosyalar 2017/539 ve 2020/333 esas sayılı dosyalardan ayrı ayrı fetullahçı terör örgütü üyeliği suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi’nin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; örgütün hiyerarşik yapısının içinde olduğunu gösterir örgütün gizli haberleşme aracı olan Bylock programını numarası tespit edilemeyen GSM hattı üzerinden kullanan ve … ID numaralı Bylock kullanıcısı olan, dosyada dinlenen tanık beyanlarına göre örgüt yapılanması içinde büyük bölge talebe mesullüğü yapan ve örgüt içinde … kod adını kullanan, dosyada mevcut bulunan ve usûlüne uygun olarak alındığı ve düzenlendiği anlaşılan tape kayıtlarına ve fiziki takip tutanaklarına göre örgütün yeniden yapılanmasında aktif görev alıp tutuklu bulunan diğer diğer örgüt mensuplarının yakınları ile görüşerek onlara maddi ve psikolojik olarak yardımlarda bulunan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 25/02/2019 tarihli ve 2018/4074 esas, 2019/1939 karar sayılı ilâmında “..suçun mütemadi niteliği, kural olarak görevli mahkemenin belirlenmesi ya da kovuşturma usulünün tespiti bağlamında bir özellik taşımaz. Örgüt üyeliği temadi eden suçlardan olması nedeniyle hukuki ve fiili kesintiyle sona erecektir. Kesinti tarihi suç tarihidir. Mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır..” şeklindeki açıklamalar ışığında yapılan değerlendirme sonucunda, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisindeki eylemi doğrultusunda tutuklanıp yapılan yargılama sonucu 04.04.2018 tarihinde tahliye edildikten sonra, Mahkeme önünde önceki beyanlarını inkâr eden tanık E.G.’nin kollukta müdafi huzurunda verdiği ve duruşmada okunan ifadesi doğrultusunda, adı geçen tanık ile örgüt adına iletişim kurup ona örgüt içi gizliliği sağlamak amacıyla kripto özelliği bulunan uygulama yüklenmiş bulunan cep telefonu veren ve bu uygulamada kayıtlı örgüt mensupları ile örgüt faaliyeti kapsamında görüşmesi yönünde talimatlarda bulunan, ayrıca cezaevinde tutuklu olarak bulunan diğer diğer örgüt mensuplarının yakınları ile görüşerek onlara maddi ve psikolojik olarak yardımlarda bulunan ve bu suretle örgüt içerisindeki eylem ve faaliyetlerine devam ederken 08.12.2019 tarihinde tekrar yakalanan sanığın, olaylar arasında hukuki ve fiili kesinti bulunduğu gözetilip, iki ayrı silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden cezalandırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
c) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümlerde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.09.2021 tarihli ve 2021/552 Esas, 2021/563 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.