Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/21769 E. 2023/895 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21769
KARAR NO : 2023/895
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/893 – 2021/120
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, resmi belgede sahtecilik, haberleşmenin gizliliğini ihlal
26.07.2016 (Sanık … yönünden silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından )
08.08.2009 (Sanık … yönünden resmi belgede sahtecilik ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları bakımından)
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık … (kendi ve dosya diğer sanığı eşi … adına) ve sanıklar müdafiileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret-Onama

Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.01.2021 tarihli ve 2020/893 Esas, 2021/120 sayılı Kararının, sanık … (kendi ve dosya diğer sanığı eşi … adına) ve sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
Sanık … hakkında, Resmi belgede sahtecilik ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere karşı sanık müdafinin istinaf istemleri üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından anılan suçlar yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca verilen esastan ret kararlarının 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince, temyizlerinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.12.2017 tarihli ve 2017/98 Esas, 2017/203 sayılı Kararı ile sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanunu’nun beşinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 11.05.2018 Tarihli ve 2018/1487 Esas, 2018/1151 sayılı Kararı ile; sanık … hakkında aynı suçtan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/371 Esas sayılı dosyasında davanın görülmekte olduğu anlaşılmakla; sanık hakkında hem Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinde hemde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde aynı suçtan açılmış davanın bulunduğu, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine birleştirme talebinde bulunulması sonucu bu mahkemece olumsuz cevap vermiş ve bu husus karar yerinde tartışılmış ise de; davalarla ilgili birleştirme hususunda bir karar verilmemesi, kanuna aykırı ve sanık ve müdafiinin istinaf başvuruları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün başkaca yönleri incelenmeksizin 5271 sayılı CMK’nın 289/1 maddesi delaletiyle aynı yasanın 280/1-d maddesi uyarınca bozulmasına yönelik hüküm kurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararı üzerine, sanık … hakkında devam eden İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/371 esas sayılı dosyası ile sanık … hakkında Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan düzenlenen 17.10.2018 tarih ve 2018/4566 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının ilgili dosyayla birleştirildiği belirlenmiştir.
C. Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2019 Tarihli ve 2018/400 Esas, 2019/521 sayılı Kararı ile;
1. Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanunu’nun beşinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında; a) silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 63 üncü maddesi ve 3713 sayılı Kanunu’nun beşinci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b) Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
c) Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 132 inci maddesinin birinci fıkrası, 132 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 137 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
D. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.01.2021 tarihli ve 2020/893 Esas, 2021/120 sayılı kararı ile;
1. Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
2.Sanık … hakkında İlk Derece Mahkemesince resmi belgede sahtecilik, haberleşmenin gizliliğini ihlal ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine,
Yönelik hüküm kurulmuştur.
E. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.12.2021 tarihli, ret ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz isteminde özetle; Sanık hakkında eksik inceleme ve araştırma sonucunda usûl ve kanuna aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın örgüt üyesi olmadığına, ByLock kullanmadığına, dosyada sanığın eşi adına kayıtlı olan gsm hattı üzerinden ByLock kullandığına ilişkin herhangi bir somut delil olmadığına, söz konusu gsm hattının kullanıcısının dosya diğer sanığı … olduğuna, bu hususun HTS kayıtları ile sabit olduğuna, sanığın bu hat üzerinden sadece ailesi ve akrabaları ile görüşmeler yaptığına, diğer görüşmelerin dosya diğer sanığı …’nin meslektaşları ve iş arkadaşları ile yaptığı görüşmeler olduğuna, dosya diğer sanığı …’nin sanığın yargılaması başlamadan yaklaşık iki yıl öncesinden itibaren ısrarla ve istikrarla söz konusu gsm hattını kendisinin kullandığını kabul ettiğine, sanığın ByLock kullandığına ve örgüt ile konuştuğuna dair herhangi bir döküm, mesajlaşma içeriği bulunmadığına, dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere,
B. Sanık … müdafiinin temyiz isteminde özetle; Sanığın birleşen dosyada iletişime müdahale karar talep formunun hazırlanmasında herhangi bir usulsüzlüğünün olmadığına, sanığın yasaların kendisine verdiği görev ve yetkileri kullanarak görevini yaptığına, bu hususta açılan idari soruşturmada sanığa ceza verilmediğine, dosya kapsamında sanığın sahtecilik ve haberleşmenin gizliliği suçlarını işlediğine dair herhangi bir delil olmadığına, bu suçlar yönünden sanığın eylemlerinin suç teşkil etmediğine, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurlarının oluşmadığına, sanığın örgüt üyesi olmadığına, ByLock kullanmadığına, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen ByLock programının delil olarak kabul edilmemesi gerektiğine, dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, aksi kanaatte ise sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinden faydalandırılarak mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere,
C. Sanık …’nin kendi ve dosya diğer sanığı eşi … adına temyiz isteminde özetle; Haklarında eksik inceleme ve araştırma sonucunda usûl ve kanuna aykırı şekilde mahkûmiyet kararı verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, örgüt üyesi olmadıklarına, itirafçı tanık beyanlarının gerçekleri yansıtmadığına, bu beyanlara karşı savunma hakkı tanınmadığına, beyan sahibi tanıklarla arasında husumet olduğuna, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, ByLock tespiti yapılan iki gsm hattınında adına kayıtlı ve kullanımında olduğuna, bu hususun HTS kayıtları ile sabit olduğuna, eşinin yalnızca kendisinin bilgisi ve izni dahilinde ailesi ile görüşmek için hattı kullandığına, ayrıca bu hatlar üzerinden internetin sadece kendisi tarafından kullanıldığına, bu nedenle eşi hakkında ByLock kullanımı nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmünün hukuka aykırı olduğuna, yine söz konusu programın eşi tarafından kullandığına dair dosyada yeterli delil bulunmadığına, ByLock programına ilişkin dosyada yer alan belgelerin çelişkili bilgiler içerdiğine, herkes tarafından indirilip kullanılabilen ByLock ve kakao talk programlarının suç olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığına, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen ByLock programının delil olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığına, Bank …’da hesap açtırma ya da herhangi bir bankacılık faaliyetinde bulunmanın, yine Kimse yok mu derneğine insani duygularla yaptığı yardımın atılı suç yönünden delil kabul edilmesinin mümkün olmadığına, iletişimine müdahale karar talep formun hazırlanmasında dahlinin olmadığına ve herhangi bir usulsüzlük yapmadığına, haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiğine, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı değerlendirme yapıldığına, hakkında yetersiz gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verildiğine, haklarında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve sair sebeplere,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanık … hakkında; yapılan yargılama, dosya içerisindeki tutanaklar, ByLock sorgu raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de; dosya içerisinde mevcut araştırma raporlarından da anlaşılacağı üzere sanığın teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütü mensupları tarafından kullanıldığı tespit ve kabul edilen ByLock iletişim sistemi ile ilgili yapılan sorgulamasında sanığın eşi olan dosya diğer sanığı … adına kayıtlı 0505 (…) (…) (…) numaralı GSM hattı üzerinden … imei numaralı cihaz ile ByLock programının kullanıldığının tespit edildiği, dosyada mevcut baz raporuna göre 0505 (…) (…) (…) numaralı GSM hattı üzerinden … imei numaralı cihaz ile ByLock programının 04.10.2014-27.09.2015 tarihleri arasında 2578 kere baz sinyali verdiği, baz sinyallerinin çoğunlukla sanığın söz konusu dönemde eşinin görev yeri olan Diyarbakır iline bağlı Kayapınar ilçesi ve en son eşinin çalıştığı Trabzon iline bağlı ikametinin de bulunduğu Of ilçesi olduğu, dosyada mevcut Numara / IMEI kullanımı raporuna göre 0505 (…) (…) (…) numaralı GSM hattının … imei numaralı cihaz ile kullanıldığının tespit edildiği, Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü Kom Şube Müdürlüğünün ByLock içerik incelemesi neticesinde … ID ile (0505) (…) (..) (..)numaralı hat üzerinden ByLock kullanan kişinin sanık olduğunun tespit edildiği, dosya içerisine alınan sanıkla ilgili … ID kullanıcı hesabı ile ilgili Tespit Ve Değerlendirme Tutanağının yapılan incelemesinde; sanığa ait olduğu belirtilen hesabın kullanıcı Profil Bilgilerinde ID numarasının …, kullanıcı adının “…”, şifresinin “hmm.38”, son online tarihinin 12.09.2015 – 18:04:53 olduğunun, sözkonusu ID ye bağlı 0505 (…) (…) (…) nolu gsm hattının sanık … tarafından kullanıldığının tespit edildiği, söz konusu ID kullanıcı adı ve şifresinin sanığın “…” isminin sessiz harfleri, sanığın çocukları olan “…, …, …” nin isimlerinin baş harfleri olan “hmm” ve sanığın memleketi olan Kayseri ilinin “38” olan plaka kodu ile uyumlu olduğu, sanığın söz konusu ID’ye ekli tek kişi olan … nolu ID nin sahibi olan ….’yi tanımadığını beyan ettiği, dosyada mevcut ByLock inceleme raporuna göre ….’nin eşi ….’nin örgüt içinde emniyet mahrem imamı olduğu ve sanığın eşi sanık … ile ilgilendiği, örgüt uygulamasında erkek mahrem imamların eşlerinin de erkek üyelerinin eşleri ile ilgilendiğinin bilindiği, ….’nin eşi olan ….’nin de kocasının ilgilendiği şahısların eşleri ile ilgilendiği, dolayısı ile sanık … ile de ilgilendiğinin değerlendirildiği, hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; suç ve cezadan kurtulmaya yönelik sanık savunmalarına itibar edilmeyerek, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kanaatine varılmış, netice ceza olarak 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Sanık … hakkında; silahlı terör örgütüne üye olmak suçu yönünden; yapılan yargılama, dosya içerisindeki tutanaklar, bylock sorgu raporları, tanık beyanları, teşhis tutanakları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; son olarak Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde komiser yardımcısı olarak görev yapan sanık hakkında, hakkında yürütülen soruşturma sebebiyle verdiği beyanları dosyaya intikal eden; ….’nin beyanında “2000-2006 yılları arasında İstanbul’da görev yaparken örgütün sohbet adı altındaki gizli toplantılara katıldığını, bu toplantılara o dönem istihbarat şubede polis memuru olarak çalışan sanığın da katıldığını” beyan ettiği ve sanığı teşhis ettiğinin anlaşıldığı, …. İsimli şahısların beyanlarının, ….’nin sanık hakkındaki beyanı da dikkate alındığında anlam ifade ettiği, ….’nin sanıkla bir husumeti olmayışı ve sanığı teşhis etmesi, sanığın görev yeri ve tarihi itibariyle ….’nin beyanlarının kronolojik ve mantıksal açıdan uyumlu olması dikkate alınarak…. İsimli şahısların beyanlarına da itibar edilmiş ve sanığın örgüt hiyerarşisinde bulunmadığına dair savunmalarına itibar edilmemiştir.
İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğince “FETÖ/PDY Terör örgütü lideri Fetullah GÜLEN tarafından 25.12.2013 tarihinde yapılan çağrı üzerine Bank …’ya kendisi, eşi yada çocuğu üzerinden hesap açıp para yatıran yada mevcut hesabına para yükleyen emniyet personeline ilişkin” 11.01.2017 tarihli rapor tanzim edildiği, burada da sanığın adına kayıtlı … numaralı Bank … hesabına 31.12.2013 tarihi sonrası para çekme-yatırma-mevduat hesabı açma-virman şeklinde işlemler yaparak söz konusu hesabını aktif şekilde kullandığı ve FETÖ talimatları yönünde hareket ettiğinin tespit edildiği, dosyada sanığın mevcut Bank … hesap hareketlerine ilişkin raporda sanığın genel olarak rutin bankacılık işlemleri yaptığı fakat FETÖ/PDY terör örgütü liderinin 17-25 Aralık 2013 tarihinden sonra bankaya destek olunmasına dair çağrı yaptığı dönemde 17.02.2014 tarihinde 2.062,20 TL değerinde 22,22 gram altını bankaya hurda altını olarak vererek, vadesiz mevduat hesabına yatırdığı böylelikle örgütün söz konusu dönemde yaptığı çağrıya uyarak hareket ettiği, yine İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliğince tanzim edilen ve FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir “Kimse Yok Mu” isimli derneğe örgütsel tavır doğrultusunda yardım yapan emniyet personeliyle ilgili raporun soruşturma dosyasına delil olarak gönderildiği, sanığın örgütsel tavır içinde söz konusu derneğe maddi yardımda bulunduğuna dair rapor tanzim edildiği anlaşılmıştır.
Trabzon İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlar Bürosunca Tanzim edilen 11.12.2016 tarihli adli bilişim raporunda özetle; Sanık …’nin üzerinde inceleme yapılarak adli bilişim raporu hazırlanan telefonlarından birinin ByLock sorgusunda tespit edilen mobil cihaz olduğu, söz konusu ByLock raporunda numara ve kullanan cihazın imei bilgilerinin net olarak belirtildiği, sanık …’nin Apple marka 012649001003870 İMEİ numaralı telefonunda çeşitli tarihlerde FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca kullanılan ByLock isimli teknolojik programın kurulduğu, internet üzerinden veri akışı yaptığı kalıntılarına ulaşıldığı, yine sanığın telefonunda KAKO TALK isimli FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca kullanılan teknolojik programın kurulduğu, internet üzerinden veri akışı yaptığı kalıntılarına ulaşıldığı anlaşılmış, ayrıca sanık …’nin bozma öncesi 10/07/2017 tarihli celsede yapmış olduğu savunmasında KAKAO TALK programını meraktan indirdiğini, bu programın herkes tarafından bilinen ve kullanılan bir program olduğunu bu programı örgütsel bir amaçla kullanmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Sanığın teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütü mensupları tarafından kullanıldığı tespit ve kabul edilen ByLock iletişim sistemini adına kayıtlı 0505 (…) (…) (…) numaralı GSM hattı üzerinden 01264900100387 Imei numaralı cihaz ile kullanıldığının tespit edildiği, dosyada mevcut baz raporuna göre 0505 (…) (…) (…) numaralı GSM hattı üzerinden 01264900100387 Imei numaralı ile ByLock programının 13.08.2014-30.09.2014 tarihleri arasında 2265 kere baz sinyali verdiği, baz sinyallerinin çoğunlukla sanığın söz konusu dönemde ikamet ettiği Diyarbakır ilinin Kayapınar ilçesi ve sanığın çalıştığı Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü olduğu, dosya içerisine alınan Tespit Ve Değerlendirme Tutanağının yapılan incelemesinde; sanığa ait olduğu belirtilen hesabın kullanıcını Profil Bilgilerinde ID numarası: …, kullanıcı adı: “ufuk38”, şifresinin “Ui3838” son online tarihinin 03.04.2015 – 16:46:55 olduğunun tespit edildiği, kullanıcı adının sanığın ismi ve soy isminin ilk harfleri olan “Ui” ve memleketi Kayserinin “38” olan plaka kodu ile uyumlu olduğu, dosyada mevcut 16.09.2019 tarihli ByLock araştırma raporuna göre söz konusu … nolu Idye ekli tek kişinin 13290 Id nolu …. Olduğu, …. hakkında Diyarbakırda örgütün mahrem imamı olduğu iddiası ile soruşturma yürütüldüğü hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; suç ve cezadan kurtulmaya yönelik sanık savunmalarına itibar edilmeyerek, sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği kanaatine varılmış, sanık hakkında takdir edilen cezaya suçun işleniş şekli, suçun işlendiği yer ve zaman, sanığın amaç ve saiki, sanığın eylemlerinin yoğunluğu, sanığın örgüt talimatlarını yerine getirirken Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarında komiser yardımcısı olduğu, çeşitli görevlerde yaklaşık 15 yıllık devlet memuriyeti bulunduğu, dolayısıyla FETÖ/PDY terör örgütü saiki ile hareket ederken alelade değerlendirecek bir vasıfta bulunmadığı, sanığın icrai faaliyetlerinin ülkenin içinde bulunduğu fetö terör örgütü tehlikesi ve eylemleri uyarınca değerlendirilmesi gerekeceği dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş olup, netice ceza olarak 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Resmi belgede sahtecilik ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçları yönünden; İletişime müdahalesine 08.08.2009 tarihinde karar verilen ve 06.01.2011 tarihinde sonlandırılan GSM:505 (…) (…) (…) numaralı “DHKP-C örgütünün mahalli alan yapılanması içerisinde faaliyet yürüttüğü” gerekçe gösterilip “….” ismi ile talep edilen GSM hattının, TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) kayıtlarına göre, …. adına,… adresine kayıtlı olduğu, ….’nın Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü Ayvacık Bölge Trafik Denetleme … Amirliği’nde görevli olduğu, yapılan incelemelerde; 06.08.2009 tarihli iletişime müdahale (ilk kez) talebinde, 06.11.2009 tarihli iletişime müdahale (1. Kez uzatılması) talebinde, 02.02.2010 tarihli iletişime müdahale (2. Kez uzatılması) talebinde ve 28.04.2010 tarihli iletişime müdahale (3. Kez uzatılması) talebinde imzası 6497 aidiyet numaralı sanığın imzasının bulunduğu,
…. hakkında Mülkiye Başmüfettişliği tarafından yapılan tespitlerde şahsın GBT ve UYAP kayıtlarında halen bu konuya ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığının anlaşıldığı, Bir Polis Memurunun bir İl Emniyet Müdürü hakkında Terör Örgütüne istihbarat vermesinin çok rastlanılmayan bir durum olduğu, normal olarak bu durumlarda şahsın yaptığı görev itibariyle tehdit oluşturduğu derhal hakkında yakalama veya sıkı bir takiple ilişki ve irtibatları tespit edildikten sonra hakkında işlem yapılması gereken durum iken, burada durum öğrenildikten 3 yıl sonra şahsın yakalanması, yakalandıktan sonra ise savcılıktan serbest bırakılmasının dikkat çekici olduğu,
Yukarıda belirtildiği üzere adı geçen hakkında arşivde bu kadar bilgi var iken, karar talep formu ve yazılarında ”Örgütün Mahalli Alan ve Legal yapılanması içinde faaliyet yürüttüğü’ den bahsedilerek bu denli vahim faaliyetlerin mahkeme hakimine ayrıntılı bir şekilde anlatılmamasının, şahsın polis memuru olması nedeniyle durumun daha da vahim bir hal aldığından bahsedilmemesinin izahının mümkün görülmediği, sadece bu açıdan bakıldığında ve şahsın dinlenmesinde yapılan sahtecilikler göz önüne alındığında şahsa karşı kasten uygulama yapıldığının anlaşıldığı,
Sanığın da aralarında bulunduğu şüphelilerin iştirak halinde birden fazla değişik zaman ve tarihlerde aynı suç işleme kastıyla içerik itibari ile sahte ve yanıltıcı belge tanzim ederek resmi evrakta sahtecilik yaptıkları, olay tarihinde dinleme bürosunda çalışmayan ekip şoförü olarak görev yaptığı anlaşılan şüpheli …., dinleme bürosunda hiç çalışmayan Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğüne atanmış olduğu anlaşılan …. ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde çalıştığı anlaşılan …..’nin aidiyet numaralarını karar talep formuna yazmak suretiyle …., …. ve …..’ye görev yükledikleri, haklarında bu evrak nedeniyle yasal işlem yapılmasına sebebiyet verdikleri anlaşılmış, içerik itibari ile sahte ve yanıltıcı evrakla dinleme kararı alıp şikayetçi ….’nın iletişimine müdahale de bulundukları, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri, kamu görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal ettikleri tespit edilmiştir.
Sanık …’nin sahte resmi evrak (memur raporu, iletişime müdahale talep formu ve uzatma karar talebi) tanzim ettiği, hukuki ve fiili sonuçlar doğuran bu metinler vasıtasıyla iletişimin tespitine ilişkin karar vermeye yetkili makamlara işlenmediği ve işlenmeyeceğini bilinen bir suç isnadı üzerinden mezkur belgelerin tanzim edildiği, bu haliyle sanığın üzerine atılı Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği ile yukarıda ayrıntısı ile açıklandığı üzere, üzerine atılı Haberleşmenin Gizliğininin İhlali suçlarını işlediği kanaatine varılmış, netice ceza olarak; Resmi Belgede Sahtecilik suçundan 3 yıl 1 ay 15 …, Haberleşmenin Gizliğininin İhlali suçundan ise 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile verilen hükümlerde Bölge Adliye Mahkemesi tarafından herhangi bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … ve müdafinin Resmi belgede sahtecilik ve Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede;
Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin istinaf istemi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verildiği, 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen ” İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile (…) karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçları, aynı Kanun’un 286 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ve müdafinin temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık … (kendi ve dosya diğer sanığı eşi … adına) ve sanıklar müdafilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede;
1. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup sanık …’nin yakalanması ile temadi kesileceğinden, bölge adliye mahkemesi ve ilk derece mahkemesinin gerekçeli karar başlıklarında suç tarihinin, sanığın atılı suçtan ilk kez yakalandığı tarih olan “11.10.2018” yerine “10.10.2018” olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hatalar olarak kabul edilmiştir.
2. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanık …’nin, … ID numaralı, sanık …’nin ise, … ID numaralı ByLock kullanıcıları olduğu, gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandıkları belirlenmiştir.
Bu kapsamda somut olay irdelendiğinde;
Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında;
Sanık … yönünden; mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, dosya içerisine gönderilen tespit ve değerlendirme tutanağının yapılan incelemesinde; hesabın kullanıcı adının, şifresinin sanıkla uyumlu olduğu, bu kapsamda sanığın örgütün gizli haberleşme ağı olan ByLock programını kullandığınınbelirlendiği, yine söz konusu ID’ye ekli tek kişi olan ….’nin eşi ….’nin örgüt içinde emniyet mahrem imamı olduğu ve bu şahsında sanığın eşi dosya diğer sanığı … tarafından kullanıldığı tespit edilen ID’ye ekli olduğu, örgüt uygulamasında erkek mahrem imamların eşlerinin de erkek üyelerin eşleri ile ilgilendiğinin bilindiği anlaşıldığından sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık … yönünden; örgütle iltisaklı olan Bankasyadaki hesap işlemlerinin rutin olan, ancak tanık ….’nin beyanlarından görüleceği üzere örgütün sohbet adı altındaki örgütsel toplantılarına katılan yine dosya içerisine gönderilen ByLock tespit değerlendirme tutanağına göre ByLock kullandığı anlaşılan sanık …’nin silahlı terör örgütü üyesi olarak kabulü ile temel cezanın belirlenmesi sırasında alt sınırdan uzaklaşılmasının dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile uyumlu olduğu da anlaşıldığından, verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Her iki sanık yönünden yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükümlere esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık … ve sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
A. Sanık … ve müdafinin resmi belgede sahtecilik ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemleri yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle, sanık … ve müdafinin temyiz istemlerinin, bahse konu kararın 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca temyizinin mümkün olmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık … (kendi ve dosya diğer sanığı eşi … adına) ve sanıklar müdafilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz istemleri yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.01.2021 tarihli ve 2020/893 Esas, 2021/120 sayılı Kararında sanık … (kendi ve dosya diğer sanığı eşi … adına) ve sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
01.03.2023 tarihinde karar verildi.