YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2296
KARAR NO : 2023/1888
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2023 E., 2020/5 K.
SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs, cebir ve tehdit yolu ile kişiyi silahla ve yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle hürriyetinden yoksun kılma, cebir ve tehdit yolu ile kişiyi silahla ve birden fazla kişi ile birlikte hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/23 Esas, 2016/85 sayılı kararı ile sanık hakkında; suça sürüklenen çocuk sıfatıyla Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.09.2015 tarih ve 2015/2563 soruşturma numaralı iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan dava dosyasının, şüpheli sıfatıyla Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 12.03.2016 tarih ve 2016/1524 soruşturma numaralı iddianamesi ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan açılan Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/137 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
2. Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.10.2016 tarihli ve 2016/137 Esas, 2016/191 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
3. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 14.12.2016 tarihli ve 2016/137 Esas, 2016/135 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile duruşmasız yapılan incelemede “sanığın dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu ancak; mahkemece yeterli ve yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde silahlı terör örgütü üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesine muhalefet edildiği” gerekçe gösterilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2017 tarihli ve 2017/16 Esas, 2017/130 sayılı bozma üzerine verdiği kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci maddesi uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
5. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 10.05.2017 tarihli ve 2017/649 Esas, 2017/724 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
6. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin, 07.06.2018 tarihli ve 2018/54 Esas, 2018/2464 sayılı kararı ile sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükme yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz başvurusu üzerine yapılan incelemede “sanığın silahlı terör örgütünün eğitim kampına katılarak burada silah ve ideolojik eğitim aldıktan sonra kamplarda faaliyette bulunduğu, daha sonra Türkiye’ye geri döndüğü ve etkin pişmanlık yasasından yararlanmak istediğini belirterek 29.04.2015 tarihli yakalama tutanağı ile teslim olduğu, suça
sürüklenen çocuk sıfatı ile hakkında 17.09.2015 tarihli iddianame ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne kamu davası açıldığı ve açılan davanın Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesince 16.06.2016 tarih, 2015/23 Esas ve 2016/85 sayılı karar ile işbu dosya ile birleştirilmesine karar verildiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu ve temadinin ise yakalanma tarihinde kesildiği, bu tarihe kadar olan eylemleri nedeniyle yargılama aşamasında da örgütsel faaliyet ve eylemlerine devam eden suça sürüklenen çocuk hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmayacağı da nazara alınarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği dikkate alınıp, ayrıca sanığın 29.04.2015 tarihli yakalama tutanağı ile teslim olup bilahare serbest bırakıldıktan sonra eylemlerine devam ederek Silopi ilçesinde meydana gelen hendek kazma ve barikat kurma eylemleri sırasında barikatların yapımında çalıştığını ve silahla nöbet tuttuğunu belirtmesi, yine hakkında ifade ve teşhiste bulunan başka dosya sanıklarının, sanığın, habur sınır kapısından teslim olup ilçeye gelmesinden sonra çeşitli mahallelerde hendek açma, barikat kurma, mayın döşeme, yol kesme, Kaleşnikof marka silahla nöbet tutma ve güvenlik kuvvetlerine silahla ateş etme eylemlerinde bulunduğunu bildirmeleri karşısında, eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu ve amaç suç yönünden elverişli/vahim olduğunda kuşku bulunmadığı, bu minvalde tehlikeli maddenin izinsiz olarak bulundurulması ve mağdur sayısının belirlenmesi durumunda asgari seviyede bir kez olmak üzere öldürmeye teşebbüs ile hürriyeti tahdit suçlarından dava açtırılmasına tevessül edilip dava açılması halinde her iki dosya birleştirilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip sanığın eylemlerdeki iştiraki belirlenerek sonucuna göre, 5237 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinde yazılı Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak eyleminde, suç tarihinin en son vahim eylemin gerçekleştirildiği tarih olduğu nazara alınıp, sanığın suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olup olmadığı da tespit edilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve suç vasfında düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
7. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 20.11.2018 tarihli ve 2018/2783 Esas, 2018/1929 sayılı bozma üzerine verdiği kararı ile “daire kararının Yargıtay tarafından bozulmasına karar verilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesi kararının hukuki varlığını sürdürdüğü, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın gönderilmesinde hukuki bir engelin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı” gerekçe gösterilerek İlk Derece Mahkemesi kararının Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda bozulmasına ve dava dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
8. Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.03.2019 tarihli ve 2019/73 Esas, 2019/90 sayılı kararı ile sanık hakkında; Cizre Cumhuriyet Başsavcılığının 29.03.2019 tarih ve 2019/1325 soruşturma numaralı iddianamesi ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması, nitelikli kasten öldümeye teşebbüs ve iki kez nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından açılan birleştirme talepli dava dosyasının, Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/227 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
9. Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2019 tarihli ve 2018/227 Esas, 2019/196 sayılı kararı ile sanık hakkında;
a. Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba,
b. Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ile dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 5 yıl 6 ay 20 … hapis ve 13.880,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının yirmi dört eşit taksit halinde ödenmesine, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
c. Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun’un 82 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
d. Cebir ve tehdit yolu ile kişiyi silahla ve yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (c) bentleri, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
e. Mağdur …’ye karşı cebir ve tehdit yolu ile kişiyi silahla ve birden fazla kişi ile birlikte hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
10. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 09.01.2020 tarihli ve 2019/2023 Esas, 2020/5 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
11. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.03.2020 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Sanığın teslim olmasından sonra herhangi bir eylemi bulunmadığına,
2. Tanıklar ve mağdurun isnat edilen eylemlerle ilgili beyanlarından döndüğüne,
3. İsnat edilen suçları işlediğine dair delil bulunmadığına,
4. Sanığın lehine olan hükümlerin uygulanmasına,
5. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre bozma üzerine;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın silahlı terör örgütü PKK/KCK’nın şehirlerdeki gençlik yapılanması olan YPS/YDG-H üyesi olduğu, ancak hangi tarihte örgüte katıldığının kesin olarak belirlenemediği, bu kapsamda Cizre ve Silopi ilçe merkezinde örgütün sözde öz yönetim ilanı kapsamında meydana gelen eylemler sırasında milis faaliyeti şeklinde ilçe merkezinden katılım yaparak gençlik yapılanması dahilinde faaliyetlere katıldığı, Cizre ve Silopi ilçesinde terör örgütü PKK’nın amaçları doğrultusunda silah ve telsiz taşıdığı, yasa dışı sokak olaylarına katıldığı, polis araçlarına yönelik taşlı, molotoflu, havai fişekli saldırılarda bulunduğu, kurye/milislik faaliyetleri yürüttüğü, kimlik kontrolü yaptığı, mensubu olduğu örgütün diğer üyeleriyle birlikte silahlı bir şekilde yol kesme eylemlerine katıldığı, hendek ve barikatlarda ele geçirilemeyen kaleşnikof marka silahla nöbet tuttuğu; mağdur …’yi ajanlık suçlamasıyla silah zoruyla kimliği tespit edilemeyen yüzleri kapalı 3 örgüt mensubuyla birlikte Karşıyaka Mahallesinde bulunan su deposu civarına götürerek hürriyetinden yoksun bıraktığı; silahlı hendek ve barikat eylemleri ile güvenlik güçlerinin ve bölgede yaşayan diğer insanların mahallelere girişini ve geçişini engellediği; Cudi, Yeşiltepe, Nuh ve Karşıyaka mahallesinde çok sayıda EYP/mayın faaliyetlerine iştirak ettiği; yine bu bölgede EYP/mayın faaliyeti ve çatışma yaşandığı anlaşılan barikat noktalarında silahlı nöbet faaliyetlerinde bulunması nedeni ile en az bir kamu görevlisine karşı kişiyi yerine getirdiği kamu görevi sebebiyle kasten öldürmeye teşebbüs ettiği kabul edilerek Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs, cebir ve tehdit yolu ile kişiyi silahla ve yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle hürriyetinden yoksun kılma, cebir ve tehdit yolu ile kişiyi silahla ve birden fazla kişi ile birlikte hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılmasına karar verildiği, kurulan hükümlerde yakalanma tarihi dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmadığının belirtildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerin en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren bir çok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı dava dosya kapsamındaki deliller ve benzer dosyalardan anlaşılması karşısında;
Somut olayda; Silopi ilçesinde örgütün gençlik yapılanması olan YDG-H bünyesinde faaliyet gösterdiği, örgütün sözde öz yönetim ilanı kapsamında güvenlik güçlerinin müdahalesine karşı kurulan hendek ve barikat yapım çalışmalarında yer alıp, bu hendek ve barikatlarda kalaşnikof silah ile nöbet tuttuğu tespit edilen sanığın eylemlerinin vahamet arz eden nitelikte bulunduğu değerlendirildiğinde, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinde yazılı Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturduğuna dair kabulde hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunda suç tarihinin en son vahim eylemin (hendek ve barikatlarda silahla nöbet tutma) gerçekleştirildiği tarih olduğu, sanığın 01.01.2016 tarihinden
evvel suça sürüklenen çocuk konumunda bulunduğu ve eylemini bu tarihten sonra gerçekleştirdiğinin şüpheye mahal bırakmayacak şekilde belirlenememesi halinde bu durumun sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği hususları birlikte değerlendirildiği; en son vahim eylemin (hendek ve barikatlarda silahla nöbet tutma) gerçekleştirildiği tarih tespit edildikten sonra 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinde düzenlenen yaş küçüklüğü hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışılarak sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, suç tarihinin yakalama tarihi olduğu kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Sanık hakkında mağdur …’ye karşı cebir ve tehdit yolu ile kişiyi silahla ve birden fazla kişi ile birlikte hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Mağdur …’nin 31.12.2015 tarihinde kollukta müdafisiz bilgi sahibi olarak yaptırılan fotoğraf teşhisinde “sanığın silahla yolunu keserek yanında bulunan yüzü kapalı üç kişi ile birlikte kendisini su deposuna götürüp ajan olup olmadığını sorguladığı” yönünde teşhiste bulunduğu ancak mahkeme huzurunda sanığı tanımadığını beyan ettiği, sanığın da aşamalarda alınan savunmalarında suçlamayı inkar ettiği nazara alındığında; mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak yeterli delil elde edilemeyen sanığın müsnet suçtan beraatine karar vermek gerekirken delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Sanık hakkında cebir ve tehdit yolu ile kişiyi silahla ve yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre; anılan bölgede somut olarak hangi kişi ya da kişileri hürriyetinden yoksun kıldığı kanıtlanamayan sanığın, müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Sanık hakkında kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre; anılan bölgede güvenlik güçleri ile çatışmaya girdiği kanıtlanamayan sanığın, müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
5. Sanık hakkında tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya kapsamına göre; anılan bölgede tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurduğu kanıtlanamayan sanığın, müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 09.01.2020 tarihli ve 2019/2023 Esas, 2020/5 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarı, bozma nedeni, suçun niteliği, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Cizre 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …