YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2481
KARAR NO : 2023/335
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/36 E., 2020/163 K.
SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma,
tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması
veya el değiştirmesi, kamu malına zarar verme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi (devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçları için),
İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi (kamu malına zarar verme suçu için)
Usulüne uygun olarak duruşmadan haberdar edilmeyen Maliye Hazinesinin, CMK’nın 260 ıncı maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören olarak hükmü temyiz hakkı bulunduğundan ve kamu malına zarar verme suçundan davaya katılma hakkının bulunduğu kabul edilerek, hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyan Maliye Hazinesinin CMK’nın 237 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca anılan suç bakımından davaya katılmasına karar verilmekle;
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Mardin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.10.2019 tarihli ve 2019/72 Esas, 2019/376 sayılı Kararı ile sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi el değiştirmesi suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 18 ay hapis ve 5.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; kamu malına zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 152 nci maddesinin birinci fıkrasının a bendi, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 06.02.2020 tarihli ve 2020/36 Esas ve 2020/163 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince devletin birliğini ve ülke bütünlüğün bozma ile tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından kurulan hükümlere yönelik O yer Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik O yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.05.2020 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Özetle; sanığın PKK/KCK terör örgütü üyesi olmadığına, bu kapsamda hiçbir silahlı eyleme katılmadığına, soruşturma ve kovuşturma aşamasında işkence gördüğüne, soruşturma aşamasındaki beyanlarının işkence altında alındığına, uzun süre çatışma bölgesinde kalan sanığın kıyafetlerinin antimon elementi ile temasının mümkün olduğu, sanığın elinde atış artığı tespit edilmediği, sanığın her celse hazır edilmediği karar verilen celse SEGBİS ile bağlandığı, dosyada tanık sıfatıyla dinlenmesi gereken dava dışı sanıkların dinlenmesi taleplerinin reddedildiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
Katılan … Vekilinin Temyiz Sebepleri
Özetle; kamu malına zarar verme suçundan kurulan beraat hükmünün eksik inceleme ve araştırmaya dayandığına, hükme delil teşkil eden bilgi ve belgelerin gerekçeli kararda belirtilmediğine ve tamamen sübjektif bir değerlendirmeye dayandığına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın silahlı terör örgütü PKK/KCK’nın gençlik yapılanması olan YDG-H/YPS üyesi olduğu, … ilçe merkezinde terör örgütünün sözde öz yönetim ilanı kapsamında başlattığı şiddet eylemleri sırasında bu eylemlere örgütün sorumlu düzeyde üyelerinin emir ve talimatları doğrultusunda Adana ilinden gelerek aktif olarak katıldığı, … kod adıyla faaliyet göstererek sokağa çıkma yasağı içerisinde Dicle ve … Mahallelerindeki hendek kazma, barikat yapma, hendek ve barikatlarda görev alma, mayın/patlayıcı madde yerleştirme-infilak ettirme, güvenlik güçlerinin mahallelere girmesini engellemek amacıyla hendek ve barikatlarda uzun namlulu silahla nöbet tutma, güvenlik güçlerine yönelik silahlı saldırılara katılma gibi amaç suç yönünden elverişli/vahim olduğunda kuşku bulunmayan eylemlere iştirak ettiği, olay tutanaklarına göre de sanığın eylemlerini gerçekleştirdiği … ve … Mahallelerinde 14.03.2016 ve 26.05.2016 tarihleri arasında, hendek kazma, barikat yapma, mayın ve patlayıcı madde döşenmesi ve uzun namlulu silahlarla çok sayıda saldırı eylemlerinin vuku bulduğu, dolayısıyla sanığın eylemlerinin bizzat 5237 sayılı TCK’nın 302/1 inci maddesi uyarınca devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek ve vehamet arz eder nitelikte olduğu ve örgütün yeni stratejisi içerisinde çok önemli bir hareket tarzı olarak yer tuttuğu göz önüne alındığında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçunu oluşturduğu, bu bağlamda toplanan deliller ve yukarıda değinilen gerekçelere göre, sanığın üzerine atılı devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu işlediğinin sabit olduğu,
Sanığın örgütsel faaliyet gösterdiği Dicle ve Yenişehir Mahallelerinde hendek kazma, barikat kurma ve kamu binalarını siper olarak kullanma suretiyle kamu malına zarar verdiği, bu hususun dosya kapsamı ile de sabit olduğu, bu bağlamda toplanan deliller ve yukarıda değinilen gerekçelere göre, sanığın üzerine atılı kamu malına zarar verme suçunu işlediğinin sabit olduğu,
Kolluk kuvvetleri tarafından yürütülen arama ve tarama faaliyetleri sırasında 07.12.2016 tarihinde … Mahallesi … Sokak üzerinde yapılan terör nitelikli aramada ele geçirilen materyaller üzerinde Mardin Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen 10.01.2017 tarih ve 2017/17 sayılı uzmanlık raporunda bomba imha ekipleri tarafından çıkartılmış roket başlıklarının sarılı olduğu 3 adet her biri rulo yapılmış bantlı şeffaf ibaresiz ince naylon (şeffaf bant yapışkan yüzey üzerinden geliştirilen izler)’den olan L4, L9 numaralı 2 adet parmak izinin sanık …’ın (L4) sağ el orta ve L(9) sağ el yüzük parmak izleri ile aynı izler olduğunun tespit edildiği, sanığın örgütsel faaliyet gösterdiği Dicle ve Yenişehir mahallesinde çok sayıda patlama olayının olması birlikte nazara alındığında söz konusu patlayıcının 5237 sayılı TCK’nın 174 üncü maddesi kapsamında tehlikeli madde olarak değerlendirilmesinin gerektiği, bu bağlamda toplanan deliller ve yukarıda değinilen gerekçelere göre, sanığın üzerine atılı tehlikeli maddelerin izinsiz bulundurulması suçunu işlediğinin sabit olduğu,
Her ne kadar sanık kovuşturma aşamasında alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiş ise de, sanığın soruşturma aşamasında usulüne uygun alınan savunmalarında üzerine atılı eylemleri kabul ettiği, bu kapsamda teşhis işlemlerinde bulunduğu yine kovuşturma aşamasında da tevil yoluyla bir kısım eylemlerini kabul ettiği, bu nedenler ve yukarıda ayrıntılı şekilde izah edilen deliller ve anlatım karşısında, sanığın kovuşturma aşamasında alınan savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik bulunmadığı; kamu malına zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün ise hukuka aykırı olduğu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kabul edilerek sanığın anılan suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilerek hukuka aykırılığın bu şekilde düzeltilerek giderilebileceği belirlenmiştir.
.
IV. GEREKÇE
Zorunluluk nedeni gösterilmeden SEGBİS vasıtasıyla savunma alınmasına, sanığın itiraz ettiği 09.07.2018 tarihli celseden sonraki celselerde sanığın bizzat Mahkeme önünde hazır edilmiş ve savunmasının alınmış olması, 04.07.2019 tarihli celsede SEGBİSLE ifade vermek istediğini beyan etmesi ve bu celseden sonraki celselerde de SEGBİS ile savunmasının alınmış olmasına itiraz etmeyen sanığın, SEGBİS ile hazır edilip bu yöntemle savunmasının alınmasının silahların eşitliği ve yargılama ilkesi çerçevesinde savunmasında zaafiyet yaratmadığı anlaşılması karşısında, bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü ve Kamu Malına Zarar Verme Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, katılan vekili, sanık ve müdafiinin temyiz kapsamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, dava dışı sanıkların beyanlarının soruşturma aşamasında müdafileri eşliğinde alındığı, olayın belirleyici delilinin yalnızca dava dışı sanıkların beyanları olmadığı, sanığın diğer terör örgütü mensupları ile çatışma bölgesinde teslim olması, her ne kadar sanığın işkence ile beyanda bulunmuş olduğu savunması sanık ve müdafii tarafından temyize getirilmiş olsa da, sanığın soruşturma aşamasında usulüne uygun olarak alınan ifadesinde, PKK/KCK terör örgütü içinde faaliyet gösterip hendek ve barikat yapımına katıldığını ikrar etmesi gözetildiğinde bu savunmalara itibar edilmemiş, sanığın sübutu kabul olunan eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suç vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, kamu malına zarar verme suçundan verilen beraat hükmünde ise bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılarak incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümlerde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık Hakkında Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değitirmesi Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, sanık ve müdafiinin temyiz kapsamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
“Kolluk kuvvetleri tarafından yürütülen arama ve tarama faaliyetleri sırasında 07.12.2016 tarihinde … Mahallesi … Sokak üzerinde yapılan terör nitelikli aramada ele geçirilen, bomba imha ekipleri tarafından çıkartılmış roket başlıklarının sarılı olduğu 3 adet her biri rulo yapılmış şeffaf ibaresiz naylonlar üzerinde sanığın parmak izlerinin tespit edilmesi” şeklinde gerçekleşen olayda roket başlıkları üzerinde kolluk birimlerince düzenlenen 10.01.2017 tarih ve 2017/17 sayılı uzmanlık raporunda söz konusu patlayıcıların “5237 sayılı Kanun’un 174. Maddesi kapsamında patlayıcı madde vasfında olduğunun” belirtilmesi karşısında öncelikle suça konu mühimmatların 6136 sayılı Kanun’un EK 5 inci maddesi kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için mühimmatlar üzerinde gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak suça konu mühimmatların nitelikleri şüpheye yer açmayacak şekilde belirlenmesi, bu kapsamda 6136 sayılı Kanun’un Ek 5 inci maddesindeki suçu oluşturup oluşturmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma ve Kamu Malına Zarar Verme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2020/36 Esas 2020/163 sayılı Kararında katılan … vekili, sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2020/36 Esas 2020/163 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, oybirliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 307 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı, mevcut delil durumu ve bozma nedeni gözetilerek tutukluluk halinin devamına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mardin 4. Ağır
Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza
Dairesinine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.