YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2578
KARAR NO : 2023/1409
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
B O Z M A Ü Z E R İ N E
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1890 E., 2018/1240 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak mahkumiyetine karar
verilmiştir
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümle ilgili yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
A. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yönünden:
19.11.2018 tarihinde bölge adliye mahkemesinde Cumhuriyet savcısının katılımıyla yapılan duruşma sonunda tefhim edilen hükmün, 23.11.2018 tarihinde Cumhuriyet savcısı tarafından 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesi uyarınca süre tutum dilekçesi verilmek suretiyle on beş günlük temyiz süresi içerisinde sebep belirtilmeksizin temyiz edildiği, gerekçeli kararın Cumhuriyet Başsavcılığına 23.11.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen, ayrıntılı temyiz dilekçesinin 5271 sayılı Kanun’un 295 inci maddesinde belirtilen yedi günlük süreden sonra 04.12.2018 tarihinde verildiği anlaşılmakla sanık aleyhine yapılan temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince REDDİNE,
B. Sanık müdafinin temyiz istemi yönünden:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bayburt Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2017 tarihli ve 2017/56 Esas, 2017/58 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesi ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 inci maddesi birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 09.10.2017 tarihli ve 2017/1243 Esas, 2017/1095 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 19.04.2018 tarihli ve 2018/124 Esas, 2018/1180 Karar sayılı ilamı ile kovuşturmada müdafi hazır bulundurulmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi nedeniyle sair yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 19.11.2018 tarihli ve 2018/1890 Esas, 2018/1240 sayılı Kararı ile Bayburt Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.05.2017 tarihli ve 2017/56 Esas, 2017/58 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesi ikinci fıkrası gereğince kaldırılarak sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesi ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 inci maddesi dördüncü ve beşinci fıkrası, 62 inci maddesi birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 04.06.2020 tarihli, onama görüşünü içerir Tebliğname ile 22.10.2022 tarihli, onama görüşünü içerir Ek Tebliğname düzenlenerek Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafi temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ile hüküm tesis edildiği, şüphenin sanık aleyhine işletildiği, savunmanın lehe delil talep ve imkanlarının göz ardı edildiği, somut delil olmaksızın cezalandırma yoluna gidildiği, ByLock içeriklerinin tespit edilemediği, salt bu programın yüklü olmasının suç kabul edilerek ceza verildiği nedenleri ve sair temyiz sebepleri ile sanık lehine bozma kararı verilmesi istemine ilişkindir.
2.Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısın temyiz dilekçesinde özetle; sanığın soruşturma, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama ve istinaf aşamasındaki ifadelerinin birbirleri ile çelişkili olduğu, sanığın vermiş olduğu bilgilerin doğruluğu araştırılmadan etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaması gerekir iken alt sınırdan uzaklaşılarak verilen cezadan yarı oranda indirim uygulandığı, bu haliyle kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleri ile sanık aleyhine hükmün bozulmasının talep edildiği anlaşılmıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma üzerine kurulan hükümde, bozma ilamı doğrultusunda müdafi tayin edildiği, …5543 numaralı GSM hattı üzerinden terör örgütünün kendi içinde haberleşme aracı olan ByLock programını … ID, “…” kullanıcı adı ile kullandığı, Yargıtay bozma ilamı sonrası etkin pişmanlık beyanında bulunmak istediği ve bu kapsamda örgüte ait kurumlarda çalıştığını, . Y.’nin serrehberlik görevini yürüttüğünü, il imamı A. I.’nın kendisine Bank Asyaya para yatırmasını söylediğini, diğer öğretmenlere de bu yönde talimat verildiğini, Cuma günleri C.Y.’nin başkanlığında toplantılar yapıldığını, ByLock programını dershane müdürü . Ö.’nün yönlendirmesiyle yüklediğini, kullanıcı adının “…” olduğunu, şifreyi hatırlamadığını, M. Ö.’nün … kod adıyla eğitim danışmanı olarak çalıştığını, … kod adlı İ. K.’nın üniversite sorumlusu olduğunu, çalıştığı dönemde kurum amirlerinin öğretmenlerden himmet topladıklarını, müdür yardımcısı olduğu dönemde öğretmenlerden sorumlu olduğunu, Kakao programını da kullandığını ifade ettiği, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının içeriği, tanıkların beyanları ve sanığın Yargıtay bozma ilamından sonra verdiği ifadesi de dikkate alınarak sanığın silahlı terör örgütü ile organik bağ içerisine girdiği, terör örgütünün hiyerarşisi içerisinde yer aldığı gerekçeleriye sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği, istinaf aşamasında etkin pişmanlık beyanında bulunduğu, bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 221 inci maddesi dördüncü fıkrası uygulanmak suretiyle mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
A. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
B. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
C. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, sanık ikrarına ve dosya kapsamına göre; ….5543 numaralı GSM hattı ile ByLock uygulamasını örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgütte sorumluluğu bulunan, himmet adı altında örgüte fon sağlayan, örgüt içi toplantılar organize eden, toplantılara katılan sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bağ ile katılmak suretiyle üyesi olduğu ve müsnet suçun sübut bulduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
D. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmaktadır. Ancak; sanığa silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen temel cezanın 3713 sayılı Kanun’un 5/1. maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin fıkra belirtilmeksizin aynı kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (D) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün üçüncü maddesindeki “5. maddesi” ibaresinin çıkartılarak yerine “5/1. maddesi” ibaresinin yazılması suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bayburt Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.