Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/2960 E. 2023/860 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2960
KARAR NO : 2023/860
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
BOZMA ÜZERİNE

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/241 E., 2019/948 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çanakkale 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.10.2017 tarih ve 2017/261 (E) ve 2017/215 (K) sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.12.2017 tarihli ve 2017/141 Esas, 2017/148 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm usul ve yasaya uygun bulunduğundan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 26.11.2018 tarih, 2018/1960(E.) ve 2018/4532(K.) sayılı Kararı ile “1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağının kabul edildiği gözetilmekle,
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporu getirtilip değerlendirilerek duruşmada sanığa okunup diyecekleri sorulduktan sonra bir karar verilmesi gerekirken sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna dair yetersiz ByLock sorgu tutanaklarına dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Örgüte müzahir üniversitede öğrenim görmenin, Kur’an ve örgüt lideriyle ilgisi bulunmayan yasaklama kararı da olmayan kitapların okunmasının ya da bu kitapların okunduğu etkinliklere katılmanın örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi” nedenleriyle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.12.2017 tarihli ve 2017/141 Esas, 2017/148 sayılı Kararının CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA karar verilmiştir.
4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 24.10.2019 tarihli ve 2019/241 Esas, 2019/948 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; CMK’nın 302/1 maddesine göre temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün ONANMASI görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle; tanıklar dinlenmeden, lehe deliller toplanmadan, dijital materyal inceleme sonucu beklenmeden, ByLocka ilişkin yeterli delil olmadan gerekçesiz şekilde karar verildiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda “…Tanık beyanlarına göre sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunun, üniversite öğrencilerinden sorumlu Bölge Talebe Mesulü olduğu duraksamasız biçimde saptandığı anlaşılmaktadır. Sanığın bu eylem ve faaliyetlerinin zamansal olarak süreklilik, çeşitlilik ve belirgin bir yoğunluğa ulaştığı, sanığın kullandığı telefon hatlarından birinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizliliği sağlamak için kullandığı “ByLock” adlı programın yüklü olduğu iddia edilmesine rağmen bu delilin ayrıntılı şekilde araştırılmaması ve ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağının temin edilememesi bozma sonrası dosyaya gelen diğer deliller olan tanık beyanlarında sanığın Bölge Talebe Mesulü olduğunun belirlenmesine göre suçun sübutu için yeterli olması nedeniyle sonuca etkili görülmemiş olup, sanığın gerek ilk derece mahkemesindeki yargılamada ve gerekse Dairemizdeki yargılama sırasında sadece inkara yönelik savunmalarda bulunmasının dosya kapsamında mevcut ve mahkumiyete esas teşkil eden deliler karşısında cezalandırılmaktan kurtulmaya yönelik itibar edilemeyecek mahiyette olduğunun kabulü ile, sanığın silahlı terör örgütü olduğu hususu yargı kararları ile kesinleşen FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün hiyerarşisi içerisinde dış dünyaya kapalı, örgütün gizlilik, disiplin ve mutlak sadakat gibi kurallara uygun davranışlar sergilediği, gerçekleştirdiği eylemlerin örgütün varlığına ve güçlendirilmesine nedensel bağ taşıdığı, sanığın örgüt ile arasında organik bağ kurduğu anlaşıldığından, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği sabit görülüp, mahkumiyetine karar vermek gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır…” şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı Kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı” kabul edilmelidir.
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, buna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğünün 18.02.2019 tarihli yazısında sanık adına kayıtlı olabileceği belirtilen hatlara ait … ID ve … ID numaralı ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının ilgili birimlerden istenmesi, temyiz aşamasında gelen Keziban Bozkurt’un ifade tutanakları ve dijital materyal inceleme raporu ile birlikte CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunması, adı geçen şahıs ile birlikte hükme esas alınan, suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan tanıklar …, …, …, …, … ve …’ın tanık sıfatıyla usulüne uygun olarak dinlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken uyulmasına karar verilen bozma ilamının gerekleri de yerine getirilmeden yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 24.10.2019 tarihli ve 2019/241 Esas, 2019/948 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası b bendi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.02.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.