Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/3376 E. 2023/3137 K. 11.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3376
KARAR NO : 2023/3137
KARAR TARİHİ : 11.05.2023

BOZMA ÜZERİNE

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.10.2017 tarihli ve … sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1, TCK’nın, 53, 63, 58/9 uncu maddeleri uyarınca 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 22.11.2017 tarihli ve …. sayılı kararı ile “tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır.” düzenlemesi mevcut olup, tutuklu sanığın delillere ulaşmadaki zorluğu da dikkate alınarak gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, gerekse Yargıtay içtihatları dikkate alındığında, somut olayda tutuklu bulunan sanığa müdafii tayin edilmeksizin CMK’nın 101/3 maddesine aykırı olarak, sanığın savunma hakkı kısıtlanarak alınan savunma ile yetinilerek hüküm kurulduğu gerekçesiyle sanığın istinaf itirazları yerinde görülerek, hükmün CMK’nın 280/1-b ve 289/1-h maddesi gereğince bozma kararı verilmiştir.

3. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2017 tarih 2017/82Esas, 2017/235 sayılı kararı ile bozmaya uyulmuş, barodan müdafi atanması ile yargılama yapılarak aynı hüküm tesis edilmiştir.

4. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 04.06.2018 tarih 2018/1304 Esas, 2018/1636 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5. İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının, sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 15.01.2020 tarihli, … Karar sayılı ilamı ile; “1-Anayasa’nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61/1 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun’un 3/1 inci maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun şekilde alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılarak bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

2-Takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gözetilmeden geçmişte hakkında herhangi bir suç kaydı ve sabıkası bulunmayan, dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışı tespit edilemeyen sanık hakkında yalnızca yazılı şekilde yeterli olmayan gerekçe ile TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,

3-Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 maddesi gereğince tekerrür uygulanması,,” gerekçesiyle kararın bozulması yönünde karar verilmiştir.

5. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.07.2020 tarihli ve…sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası delaletiyle aynı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

6. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.09.2020 tarihli onama görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;

1. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı

2. ByLock’un delil olarak kullanılmasının hukuka aykırı olduğu, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği ve sair nedenlere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

Bozma sonrası;

İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

“.. Sanık …’in FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yönetici/üyelerinin kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılmakta olan ağ özelliğini bilerek (kasten), sisteme ancak şifre ile girilebilen dönemde “kizilca” ve “kizilca35” kullanıcı adları ile yoğun bir şekilde ByLock haberleşme programını kullandığı tespit edilmiştir.

Bilirkişi M. A. P. tarafından Bank … nezdindeki hesap hareketlerine ilişkin yapılan tespitte sanık …’in … Katılım Bankası A.Ş.’de bulunan hesap hareketlerinden 17.12.2013 tarihinden sonra hesabında 10,00 EUR ve 8.390,00 USD artış olduğu tespit edilmiş olup takdir mahkememize bırakılmış ise de mahkememizce sanığın yapılan sorgusunda sanık Bank Asyadaki kendisine ait bu parayı niçin Bank Asyaya yatırdığını mantığa uygun ticari kurallara aykırı olmayan bir açıklamada bulunamadığı, paranın kendisine arkadaşı tarafından gönderildiğini beyan etmiş ise de, arkadaşının soyadını dahi söyleyemediği, mahkememizce örgüt liderinin çağrısı üzerine örgütün finans kaynağı olan Bank Asyayı kurtarmak için döviz yatırdığı kanaatine varılmıştır.

Delillerin bütün olarak değerlendirilmesinde sanık …’in üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu mahkememizce kabul edilmiş, sanık …’in tamamen inkara yönelik olan savunmasına yukarıda açıklandığı üzere delillerin mahiyeti ve ispat gücü anlamında mahkememizde bir tereddüt yaşanmadığından itibar edilmemiştir.
Suçun işleniş biçimi, sanığın örgütün gizli haberleşme programı olan bylock’u uzun süre ve etkin bir şekilde kullanması, örgütün finans kaynağı olan Bank Asyaya örgütün talimatından sonra para yatırmış olması, sanığın çalışanı ve sonradan yöneticisi olduğu Menderes Derya Gıda Turizm Özel Eğitim Hizmetleri isimli şirketin İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar Şubeden gelen terör örgütü ile iltisaklı ve müzahir kurumlar listesinde ismi tespit edilen şirketlerden olduğu, ve örgüte ilişkin birden çok faaliyet içerisinde bulunmak suretiyle eylem çeşitliliği ve dolayısıyla kastının yoğunluğu, meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığı dikkate alınarak sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE

a) Mahkemece suç vasfının tayin ve tespitine ilişkin, denetime imkân verir şekilde değerlendirme yapıldığı, ByLock kullanıcısı olan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

b) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmıştır.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.07.2020 tarihli ve 2020/96 Esas, 2020/48 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.05.2023 tarihinde karar verildi.

… … … … …

######