YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4686
KARAR NO : 2021/9435
KARAR TARİHİ : 11.10.2021
İNCELENEN KARARIN;
İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtiraz Yazısının Tarihi : 08.12.2020
İtiraz Edilen Daire Kararı : Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.02.2017 gün ve 2015/3306 – 2017/4409 sayılı kararı
İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2013 tarih ve 2010/92- 2013/127 sayılı kararı
İtirazla İlgili Hüküm : TCK’nın 314/3 ve 220/6 delaletiyle 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5, TCK’nın 62, 53/1-2-3, 58/9, 63
TCK’nın 174/1, 3713 sayılı Kanunun 5/2, 62/1, 53/1-2-3, 58/7-8-9, 63 uyarınca mahkumiyet hükümleri
İtiraza Konu Olan Sanık : …
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi
I-İTİRAZ KONUSU
18.09.2009 günü … Mahallesi … sokak üzeri Halil İbrahim Camii önünde “Çağrı-irademe dokunma- irademle dialog kur, 14 Nisan ve 11 Eylülde partimize yönelik siyasi operasyonlar ve kürt halkına karşı yürütülen askeri operasyonları protesto etmek amacıyla DTP Toroslar … Mahalle Temsilciliği önünde buluşmaya davet ediyoruz. DTP il örgütü Tarih 18 Eylül 2009 Cuma Saat 17.00” yazan eylem çağrısı ele geçirilmiş, bahsedilen gün ve saatte DTP … Mahalle Temsilciliği önünde 200-250 kişilik bir grup toplanmıştır. Örgüt lehine sloganlar atıp örgüt lideri … ve bazı örgüt mensuplarının resimleri, YDG sözde bayrakları açılmıştır. Grup yürüyerek DTP Akdeniz ilçe teşkilatının önüne kadar gelmiş, kalabalıktan ayrılan yüzlerini bez ve puşilerle kapatan 25-30 kişi slogan atarak gazeteciler ve güvenlik güçlerine taşlı ve molotof kokteyli saldırıda bulunmuşlardır. Sanığın da bu eyleme katıldığı tespit edilmiş, hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2010 tarihli 2010/221 Esas numaralı iddianamesiyle Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Adana (Kapatılan) 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2013 tarih, 2010/92 E-2013/127 K sayılı kararıyla; hükümlü … hakkında, TCK’nın 314/3 ve 220/6 yollamasıyla 314/2, 62, 53/1-2-3, 58/9, 63 ve 3713 sayılı Kanunun 5 maddeleri uyarınca “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” ve TCK’nın 174/1, 62/1, 52/2-4, 53/1-2-3, 58/7-8-9, 63 ve 3713 sayılı Kanunun 5/2 maddeleri uyarınca “Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi” suçlarından mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanık tarafından kararın temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde; Dairemizin 14.02.2017 tarihli 2015/3306 Esas, 2017/4409 Karar sayılı ilamı ile, sanık hakkında hükmün E başlığının a-1, b-1 bendlerinde, İ başlığının a-1, b-1 bendlerinde mükerrer hüküm kurulması suretiyle hükmün karıştırılması, TCK’nın 53 maddesi uygulanırken Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli iptal kararının gözetilmemesi, Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 52/4 maddesi uyarınca ihtar yapılamayacağının gözetilmemesi gibi hususlar yönünden CMUK’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan düzeltilerek onama kararı verilmiştir.
Sanık 28.09.2020 tarihli dilekçesinde itiraza konu dosyada 15.05.2013 tarihinde karar verildiğini, bu tarihte Adana F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, kendisinin karar duruşmasından haberdar edilmediğini, hukuki sürece ilişkin bilgilendirilmediğini, ayrıca duruşmada müdafii de bulunmadığını, bu sebeplerle savunma hakkının kısıtlandığını ifade etmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2021 tarih, KD – 2020/104245 sayılı yazısı ile Dairenin 14.02.2017 tarih 2015/3306 Esas, 2017/4409 sayılı kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi ilamının sanık yönünden bozulması hususunda CMK’nın 308. maddesi uyarınca itirazda bulunulmuştur.
II- İTİRAZ NEDENLERİ :
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2021 tarih, KD – 2020/104245 sayılı yazısı ile ilgili kısmında belirtildiği şekli ile;
“Hükümlü …, 28.09.2020 tarihli dilekçesiyle; kendisinin Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/187 Esas – 2013/140 K sayılı dosyasında başkaca bir suçtan tutuklu olarak yargılandığını, bu kapsamda Adana F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutulduğunu, yargılandığı bu dosyada 27.05.2015 tarihinde karar verildiğini, iş bu itiraza konu dosyada 15.05.2013 tarihinde karar verildiğini, bu karar duruşmasından haberdar edilmediğini, bu duruşmaya çağrılmadığını, hukuki sürece ilişkin bilgilendirilmediğini, tutuksuz yargılanması nedeni ile duruşmada müdafii de bulunmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını” bu sebeplerle hakkında verilen mahkumiyet kararlarının düzeltilerek onanmasına dair Dairemiz kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca olağanüstü kanun yolu itiraza (karar düzeltme) gidilmesini talep etmiştir.
Tarafımızdan dosyanın yapılan tetkikinde ve UYAP sorgulamalarında,
Sanık hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 06.04.2010 tarihli 2010/221 Esas numaralı iddianamesiyle Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının, Adana (Kapatılan) 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/92 Esasına kaydedildiği, tutuksuz olarak yargılanan sanığın savunması 30.12.2010 tarihli 12 nolu celsede müdafii olmaksızın alındığı, sanığa duruşmalardan bağışık tutulmak isteyip istemediği hususunun sorulmadığı, yargılama devam ederken sanığın 03.02.2012 tarihinde başka suçtan tutuklandığını ve iddia makamının mütalaasını sunduğu 27.03.2012 ile mahkemenin karar verdiği 15.05.2013 tarihlerinde de Adana F Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunduğu anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı, oluş ve kabule göre;
“Hükümlü …’un, hüküm tarihinde Adana F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bir başka suçtan tutuklu olduğunun anlaşılması karşısında; duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan hükmün açıklandığı 15.05.2013 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle Adana (Kapatılan) 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.05.2013 tarih, 2010/92 E – 2013/127 K sayılı kararına ilişkin Yüksek Dairenizin 14.02.2017 gün ve 2015/3306 Esas, 2017/4409 Karar sayılı hükümlü … yönünden “Düzeltilerek onama” ilamının kaldırılarak, Yerel Mahkeme kararının bozulması” şeklindeki gerekçe ile itiraz isteminde bulunulmuştur.
III- İTİRAZ DEĞERLENDİRİLMESİ :
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.02.2019 tarih ve 2019/70 K sayılı kararında açıklandığı üzere;
“Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.” (CMK 196/1. madde) mahkemece sorgusu yapılmış olmak şartıyla sanığın veya bu hususta yetkili kıldığı müdafiinin istemi ile duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutulabileceği hüküm altına alınmıştır.
“Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.” (CMK 196/5. madde) sanığın sorgusunun yapılmış olması şartıyla gerek görülmeyen oturumlar bakımından sanığın getirilmemesine mahkemece karar verilebileceği öngörülmüştür.
Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup, bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dahil ettiğimiz Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunma hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir.
Kendisi yönünden hak olarak düzenlendiği kabul edilen bir hususta sanığın, bu hakkı ne şekilde kullanacağı konusunda hiçbir insiyatifinin olmadığının kabulü halinde hakkın varlığından da söz edilemeyecektir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12 Şubat 1985 tarihli Colozza ve Rubinat/İtalya ile 25 Kasım 1997 tarihli Zana/Türkiye kararlarında, sözleşmeyle garanti altına alınan bir hakkın kullanılmasından vazgeçilmesinin, bunun açıkça söylenmesiyle mümkün olabileceği belirtilmiş olup, buna göre sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından feragat etmesi de ancak bu hususu açıkça söylemesiyle mümkün olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında itiraza konu olay değerlendirildiğinde;
Aynı yargı çevresindeki ceza infaz kurumunda başka bir suçtan tutuklu olarak bulunan ve Yerel Mahkemece yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanık …’un hükmün açıklandığı 15.05.2013 tarihli son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılamaya devam edilerek mahkûmiyetine karar verilmesi savunma hakkının sınırlandırılması niteliğindedir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu anlaşılmakla itirazın kabulüne karar verilmiştir.
IV-SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2-Dairenin 14.02.2017 tarih ve 2015/3306 E. – 2017/4409 K. sayılı Düzeltilerek onama kararının sanıkla ilgili kısımlarının KALDIRILMASINA,
3- Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda:
1-Hükmün açıklandığı 15.05.2013 tarihli celse itibariyle Adana F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan tutuklu olduğu anlaşılan ve duruşmalarda bağışık tutulmaya yönelik bir talebi dosyaya yansımayan sanık hazır edilmeden ve son sözü sorulmadan yargılamanın bitirilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile TCK’nın 53/1. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-Sanık hakkında hükmün E başlığının a-1, b-1 bendlerinde, İ başlığının da a-1, b-1 bendlerinde mükerrer hüküm kurulması suretiyle hükmün karıştırılması,
4-Adli para cezalarının yerine getirilmemesi halinde 6545 sayılı Kanunla değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3 maddesi uyarınca infaz aşamasında resen uygulama yapılabileceğinden, sanık hakkında, Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirilmesi suçundan kurulan hükümde, TCK’nın 52/4 maddesi gereğince ihtar yapılamayacağının gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.