Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/5308 E. 2023/1927 K. 03.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5308
KARAR NO : 2023/1927
KARAR TARİHİ : 03.04.2023

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının a bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. …Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2019/330 Esas, 2020/139 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile 5 inci maddesinin birinci fıkrası, Türk Ceza Kanunu’nun 62’inci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkraları ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 10 yıl hapis cezası, resmi belgede sahtecilik suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 204’üncü maddesinin birinci fıkrası, 43’üncü maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi ile 5 inci maddesinin birinci fıkrası, Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkraları ile 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 13 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.12.2020 tarihli ve 2020/1192 Esas, 2020/996 sayılı karar ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık, sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulurken 3 yıl 1 ay 15 … yerine netice cezanın 2 yıl 13 ay 15 … şeklinde belirlenmesi, yargılama giderlerinin terkin miktarını aşmasına rağmen sanıktan tahsiline karar verilmemesi gibi hususlar düzeltilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 14.01.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin hükme karşı temyiz sebepleri özetle;

1-Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulduğuna,

2-Müvekkilinin yargılamaya konu olay ile ilgili tüm bildiklerini samimi bir şekilde anlattığını etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna,

3-Müvekkili hakkında atılı suçları işlediğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına,

4-Müvekkili hakkında hüküm kurulurken üst hadde yaklaşılmasının hukuka aykırı olduğuna ve sair sebeplere ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

05.08.2019 tarihinde Adana İncirlik Park Alanında uygulama noktasında yapılan uygulama

esnasında; Özlem Cizre Nuh Seyahat isimli otobüs firmasına ait Mersin iline gitmekte olan otobüste yapılan kontrollerde sanıkların sahte kimliklerle yakalanmaları neticesinde hakkında soruşturma başlatılan sanığın, savunması, kolluk ifadesi, sahte evraklar, istinaf aşamasında dosyası tefrik edilen E.K’nin beyanları, Emniyet Müdürlüğünden gelen yazı cevapları, adli raporlar, tespit tutunakları, nüfus ve adli sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde;

Sanık …’in Suriye uyruklu olduğu, daha önce 2014 yılında ailesi ile birlikte kaçak yollardan ülkemize gelip 1,5 sene kaldığı, daha sonra tekrar ülkesine döndüğü, 2017 yılı Temmuz ayında kanun dışı PKK terör örgütünün diğer bir uzantısı olan kanun dışı YPG terör örgütüne ait kampa katıldığı, burada askeri eğitim aldığı, sanığın askeri ve ideolojik eğitimini tamamladığı, daha sonra … bölgesinde örgüt adına faaliyette bulunduğu, 7 kişilik timler içerisinde çalıştığı, sanığın bu şekilde örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu, eylemlerin çeşitlilik ve süreklilik gösterdiği, sanığın daha sonra örgüt tarafından diğer sanık E. K. ile birlikte infial yaratacak eylemde bulunmak üzere A.A. sahte kimliği ile birlikte kanun dışı yollardan ülkemize geldiği, Adana İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından yakalandığı, 09.08.2019 tarihindeki emniyet ifadesinde müdafii ve tercüman huzurunda alınan ifadesinde örgüt içerisinde bulunduğu dönemi ayrıntısı ile anlattığı, daha sonra mahkememizce alınan savunmasında her ne kadar bu suçlamaları kabul etmemiş ise de, sanığın müdafisi huzurunda alınan hazırlık ifadesinin usulen ve kanunen geçerli olduğu, daha sonra geliştirmiş olduğu savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olup hayatın olağan akışına uygun olmadığı, sanığın eyleminin kül halinde silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu anlaşılmakla atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin sanık, sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvuruları üzerine yapmış olduğu incelemede Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin sanık hakkındaki tespitlerinde bir isabetsizlik bulunmadığına kanaat getirerek resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulurken 3 yıl 1 ay 15 … yerine netice cezanın 2 yıl 13 ay 15 … şeklinde belirlenmesi, yargılama giderlerinin terkin miktarını aşmasına rağmen sanıktan tahsiline karar verilmemesi gibi hususlar düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi yönünde karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

A. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden

İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezaların tür ve miktarları ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının a bendinde yer verilen “İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları” nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadıkları dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden

Oluş, mahkeme kabulü, sanığın savunması, sahteliği tespit edilen evraklar, tespit tutanakları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın kollukta müdafi eşliğinde alınan beyanında özetle; “YPG örgütü içerisinde ideolojik ve askeri eğitim aldığını, silahlı bir şekilde nöbet tuttuklarını ve bazı bölgelerin güvenliğini sağladıklarını, daha sonra bayan bir örgüt mensubunun Mersin’e götürülmesi ile görevlendirildiğini karşılığında para da alacağını olay tarihinde sahte kimliklerle yakalandıklarını, bu kimliklerin örgüt üyeleri tarafından kendilerine verildiğini” söylediği, sanığın kovuşturma aşamasında beyanlarından dönerek örgüt üyesi olmadığını ifade etmişse de, bu beyanlara itibar edilmeyerek atılı suçtan verilen mahkumiyet kararında bir isabetsizlik görülmemiş, ancak;

Sanığın temyiz aşamasında 27.02.2023 tarihinde sunduğu dilekçe ile etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak ve örgütle irtibatına ilişkin bilgiler vermek istediğini bildirmesi karşısında, öncelikle sanığın duruşmada hazır edilerek etkin pişmanlık kurumunun mahiyet ve şartları da anlatılarak ayrıntılı ifadesinin alınması, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığı, eldeki bilgilerle örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre hakkında 5237 sayılı TCK’nın 221/4-2 nci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden

Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.12.2020 tarihli ve 2020/1192 Esas, 2020/996 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Müsnet suçun niteliği, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, mevcut delil durumu ve bozma nedeni gözetilerek tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.04.2023 tarihinde karar verildi.