Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/6298 E. 2023/815 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6298
KARAR NO : 2023/815
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

T U T U K L U
V E T A H L İ Y E
T A L E P L İ

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/579 E., 2018/582 K.
SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma
Sanık … (Çetin) yönünden- 01.10.2016
Sanık … yönünden – 16.10.2016
HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen esastan ret kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/342 Esas sayılı dosyası kapsamında verilen 31.03.2017 tarihli ara Karar ile, sanıklar hakkında açılan dava dosyasının tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
2. Yalova Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.02.2018 tarihli ve 2017/237 Esas, 2018/88 sayılı Kararıyla, sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi ve 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası, 63 üncü maddesi uyarınca ayrı ayrı 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazına ve mahsubuna karar verilmiştir.
3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.04.2018 tarihli ve 2018/579 Esas ve 2018/582 sayılı Kararıyla, sanıklar haklarında silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.04.2021 tarihli ve temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … Ö. Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Sanık … Ö müdafinin temyiz istemi özet olarak, ByLock delili yönünden yargılama aşamasında dijital materyal incelemesinin dosyaya girmediğine, sanığın telefon cihazında yüklü bir ByLock uygulamasının tespit edilmediğine, sanığın savunmalarında ByLock kullanmadığını beyan ettiğine, ByLock raporları arasındaki çelişkilerin giderilmeden hüküm kurulduğuna ve bu delilin bu haliyle hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, ilgili dönemde yasalar çerçevesinde gösteren kurumlarda çalışmanın yahut Bank …’daki hesap hareketlerinin örgütsel delil olarak değerlendirilemeyeceğine, sanığın Bank … hesabını maaş hesabı olarak kullandığına ve sair sebeplere ilişkindir.
B. Sanık … Ç. Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Sanık … Ç. müdafinin temyiz istemi özet olarak, Talebe rağmen gizli tanığın beyanlarının alınmayarak ve lehe delillerin toplanması yönünde araştırma yapılmayarak eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, ByLock kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, ByLock içeriklerin şüpheli olduğuna ve CGNAT verilerinin tek başına maddi gerçeği göstermeyeceğine, sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna, bu uygulamayı örgütsel talimatla indirdiğine ve örgütsel amaçla kullandığına dair yeterli delil olmadığına, tanığın kendisini kurtarmak amacıyla vermiş olabileceği etkin pişmanlık beyanlarının hükme esas alınamayacağına, beyanlarında maddi hatalar bulunması itibarıyla sanığı tanıdığının dahi şüpheli olduğuna, ilgili dönemde yasalar çerçevesinde gösteren kurumlarda çalışmanın yahut Bank …’daki hesap hareketlerinin örgütsel delil olarak değerlendirilemeyeceğine, ilgili dönemde yapılanmanın silahlı terör örgütü niteliğinin olmadığına, suçun özel kast dahil maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğine, bölge adliye mahkemesinin temyiz mercii gibi davranmayıp duruşma açarak yargılamadaki hataları ve eksiklikleri gidermesi gerektiğine, soruşturma ve kovuşturma aşamasında savunmaya yeterli zaman ve imkanın tanınmadığına, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, özgürlük ve güvenlik hakkının, suç ve cezaların yasallığı ilkesinin, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin, makul sürede yargılanma ilkesinin, ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ve sair sebeplere ilişkindir.
Sanık … Ç. müdafinin temyiz aşamasında sunduğu 19.04.2021 tarihli dilekçesi, işbu dilekçe ekinde yer alan sanığın dilekçesi ve sanığın CİMER başvurusu kapsamında; sanık … Ç.’nin kendisinin ve başka şahısların örgütsel faaliyetlerine ilişkin anlatımlarını sunmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
C. Sanık … H. Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Sanık … H. müdafilerinin temyiz istemleri özet olarak, ilgili dönemde yapılanmanın silahlı terör örgütü niteliğinin olmadığına, suçun özel kast dahil maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, hükmün eksik inceleme sonucunda verildiğine, ByLock, CGNAT ve HTS kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna, ByLock delilinin münhasıran örgüt üyeleri tarafından kullanıldığının tartışmalı olduğuna ve tek başına örgütsel delil olarak değerlendirilemeyeceğine, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talepli anlatımları itibarıyla yurt müdürlüğü görevi kapsamında faaliyetler yürüttüğüne ve yurt müdürlüğü göreviyle ilgili ByLock kullandığına, 2014 yılının sonlarında uygulamayı sanal marketler üzerinden indiren mağdur şahısların arasında olduğuna, ByLock uygulamasını örgütsel amaçla kullandığına dair delil bulunmadığına ve ByLock içeriklerinde suç unsuru bulunmadığına, içeriği şüpheli ByLock kayıtlarıyla ilgili dijital materyaller ve HTS kayıtları ile mukayese yapılmadığına, ilgili dönemde yasalar çerçevesinde gösteren kurumlarda çalışmanın, Bank Asyadaki hesap hareketlerinin yahut örgütle ilgili dijital materyal içeriklerinin örgütsel delil olarak değerlendirilemeyeceğine, Bank …’daki hesabını maaş hesabı olarak açmış olması, talimat tarihlerinden önce de hesap hareketlerinin bulunması, düğününde takılan takıları bu hesabında değerlendirmesi, evlilikten kaynaklı borçlarını ödemek için bu meblağı çekmesi, hareketlerinin cüzi miktarda olması ve örgüt liderinin talimatı doğrultusunda işlem yapmaması değerlendirilerek rutin bankacılık faaliyetlerinde bulunduğuna, çalıştığı Kurumun Bank … hesabındaki hareketlerin ise sanığa atfedilemeyeceğine, içeriği belli olmayan HTS irtibatlarının sıklığı ve gerçekleşme sebepleri itibarıyla örgüt mensubu şahıslarla bir arada hareket ettiğini göstermeyeceğine, tanık … E.’nin sanığın örgüte müzahir yurdun müdürlüğünü yaptığına yönelik anlatımı dışında aleyhe beyanın olmadığına, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, suç tarihinin darbe teşebbüsü tarihi olarak belirlenmesi gerektiğine, kovuşturma aşamasında yargılama usulünde hukuka aykırılıklar bulunduğuna, sanığın örgütün gerçek yüzünü bilmediği bir dönemde suç unsuru teşkil etmeyen faaliyetlerde bulunduğuna ve “birinci kat (halk tabakası) ” olarak değerlendirilmesi gerektiğine, anayasal ve yasal hakları kullanmanın suç delili olarak değerlendirilemeyeceğine, suçun unsurunun oluşmaması ve yeterli delilin olmaması sebebiyle beraat kararı verilmesi, 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinin değerlendirilmesi, aksi takdirde etkin pişmanlık hükümleri gereği en alt düzeyde ceza tayin edilmesi gerektiğine, tahliye talebine ve sair sebeplere ilişkindir.
Sanık … H. müdafinin temyiz aşamasında sunduğu 12.05.2021 tarihli dilekçesi ve işbu dilekçe ekinde yer alan sanığın dilekçesi kapsamında; sanık … H.’nin kendisinin ve başka şahısların örgütsel faaliyetlerine ilişkin anlatımlarını sunmak suretiyle 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Lisans mezunu ve eğitimci olan sanıkların, EGM KOM Daire Başkanlığının raporu ve BTK kayıtları ile CGNAT sorgu kayıtlarına göre; sanık … Ö.’nün kendisine ait (…) (…) (07) (97) numaralı GSM hattında kullandığı cihazı ile 27.09.2014 ilâ 12.02.2016 tarihleri arasında toplam 334 kez bylockta oturum açtığı, sanık … Ç.’nin kendisine ait (…) (…) (00) (53) numaralı GSM hattından 10/12/2015- 13.01.2016 tarihleri arasında toplam 24 kez, (…) (…) (96) (17) numaralı GSM hattından 23.10.2015- 23.11.2015 tarihleri arasında toplam 61 kez, (…) (…) (21) (65) numaralı GSM hattından 06.09.2014- 09.09.2015 tarihleri arasında toplam 2.792 kez bylockta oturum açtığı, (…) (…) (00) (53) numaralı GSM hattı ile (…) (…) (96) (17) numaralı GSM hattının aynı seri numaralı telefon cihazlarında kullanıldığının tespit edildiği, sanık … Ç. Yönünden ID numarasının “…”, kullanıcı adının “…”, şifrenin “…” olduğu, mesaj kısmında “…” yazılı olduğu tespit edildiği, kullanıcı adında bulunan 67 rakamının sanığın nüfusuna kayıtlı olduğu Zonguldak ilinin plaka numarası, 77 rakamının ise görev yaptığı Yalova ili plaka numarası olmasının manidar olduğu, sanık … H. yönünden ise ID Numarasının “…”, kod adının “…”, şifresinin “…” olduğu, ayrıca yazışma içeriklerinde örgütsel yazışmaların bulunduğunun tespit edildiği, Bank … cevap yazısı ve buna ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunda; sanık … Ö.’nün 11.05.2016 tarihine kadar, sanık … Ç..’nin ve Suna H.’nin ise 05.12.2016 tarihine kadar Bank … hesaplarını aktif olarak kullandıklarının tespit edildiği, SGK kayıtlarına göre; Fetö Pdy bağlantısı nedeniyle KHK ile kapatılan … AŞ’ye bağlı … Kız Öğrenci Yurdunda sanık … Ö.’nün 08.02.2012 – 30.04.2016 tarihleri arasında yönetim memuru olarak, sanık … Ç.’nin ise 25.08.2015- 23.07.2016 tarihleri arasında yönetim memuru olarak çalışma kaydı bulunduğu, sanık … H.’nin de Fetö Pdy bağlantısı nedeniyle KHK ile kapatılan; …Özel Eğitim AŞ’ye bağlı dershanede 30.09.2011-01.09.2013 tarihleri arasında, … Eğitim AŞ’ye bağlı … Dershanesinde 05.10.2013-22/03/2015 tarihleri arasında kayıt kabul memuru olarak, … Eğitim AŞ’ye bağlı … Kız Öğrenci Yurdunda 21.03.2015- 23.07.2016 tarhileri arasında müdür olarak çalışma kaydının bulunduğu, örgüt üyesi olmayan bir kişinin bu kurumlarda yönetici sıfatını almasının örgütün stratejisine ve hayatın olağan gerçeklerine uygun düşmeyeceğinin açık olduğu, aynı Mahkemenin 2017/293 esas sayılı dosyasında yargılanan … E.’nin; sanıklar … Ö.’nün ve … Ç.’nin bölgeci oldukları ve örgütün kadınlar ile ilgilenen şahıslar oldukları yönünde beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların savunma içeriklerinin cezadan ve sorumluluktan kurtulmayı amaçladığı kanaatine varıldığı ve inandırıcı bulunmayarak inkara yönelen savunmalara itibar edilmediği, yaptıkları görevler, sahip oldukları bilgi ve tecrübe, tahsil durumları ve örgütteki konumları itibariyle bu oluşumun bir silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olan sanıkların, örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde ve örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve faaliyetlerde bulundukları, örgütle hiyeraşik ve organik açıdan tam bir disiplin içinde bağlı oldukları anlaşılmakla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetlerine karar verildiği belirtilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, dosya kapsamına göre yapılan incelemede;
Her üç sanık yönünden de,
Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY’nin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütü niteliğinde olduğu, söz konusu kararda; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği,
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli Kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 inci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de (Bank …) gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği belirlenmekle,
Bu bilgiler ışığında;
A. Sanık … Ö. Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükmü Yönünden
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, söz konusu ölçütler doğrultusunda ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, hükümden sonra dosyaya fiziken ve UYAP sistemi üzerinden gelen … ID numarasına ait ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının, … D.’nin, … Y.’nin, …. D.’nin, … T.’nin, … K.’nin, … A.’nın, … A.’nın, … B.’nin, … A.’nın, … K.’nin, … K.’nin beyanlarının ve dijital materyal raporunun 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafine okunduktan sonra hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince yetersiz bilgi ve belgelere dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanıklar … Ç. Ve … H. Hakkında Verilen Mahkumiyet Hükümleri Yönünden
1. ByLock sorgu tutanakları, CGNAT kayıtları ve sanıkların kişisel bilgileri ve örgütsel faaliyetleriyle uyumlu içerikteki ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre, sanık … Ç.’nin kendisinin adına kayıtlı (…) (…) (00) (53), (…) (…) (96) (17) ve (…) (…) (21) (65) numaralı GSM hattı üzerinden …. ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğu, sanık … H.’nin ise babasının adına kayıtlı ve kendisinin kullandığını kabul ettiği (…) (…) (19) (55) numaralı GSM hattı üzerinden … ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğu, söz konusu sanıkların ByLock uygulamasını gizliliğe riayet ederek örgütsel haberleşme amacıyla kullandıkları,
2. Bank … kayıtları ve hesap hareketlerine ilişkin Bilirkişi Raporu itibarıyla, sanıklar … Ç. ve … H.’nin örgüt liderinin talimat vermesinden sonra, önceki bankacılık işlemleri ile benzerlik göstermeyen şekilde hurda altın alımı ve döviz işlemleri yapıp bakiye artırımında bulunarak örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eder nitelikte eylemlerde bulundukları,
3. Tanık … E.’nin sanık sıfatıyla yargılandığı dosyada kovuşturma aşamasındaki beyanlarının dosya kapsamındaki deliller ile uyumlu olduğu ve hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ve söz konusu beyanlar itibarıyla sanık … Ç.’nin örgüt içinde bölgeci olarak faaliyet gösterdiğinin sabit olduğu,
4. Örgüt üyesi olan sanıkların, deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde örgütün hiyerarşik yapısı içinde yer aldıklarını gösterir nitelikteki SGK kayıtlarının, diğer delillerle birlikte hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
5. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanıkların süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduklarına dair kabulde, gerekçede ve 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi kapsamında hata hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
6. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
Sanık … Ç. müdafinin temyiz aşamasında sunduğu 19.04.2021 tarihli dilekçesi, sanık … H. müdafinin temyiz aşamasında sunduğu 12.05.2021 tarihli dilekçesi, sanıklar müdafilerinin söz konusu dilekçelerinin ekinde yer alan sanıkların dilekçeleri ve sanık … Ç.’nin 14.09.2021 tarihli CİMER başvurusu itibarıyla, sanıkların etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediklerini belirtmeleri, kendilerinin örgütsel faaliyetlerine ve yargılama aşamasında bildirmedikleri birtakım örgüt mensuplarına ilişkin bilgiler vermeleri karşısında, hükmün kesinleşmesine kadar etkin pişmanlıkta bulunma imkanı da gözetilerek öncelikle sanıkların duruşmada hazır edilerek hükümden sonra dosyaya gelen … D., … Y. ve … E.’nin beyanları da sanıklara okunmak suretiyle ayrıntılı bir şekilde beyanlarının alınması, daha sonra vermiş oldukları bilgilerin, sanıkların örgüt içerisindeki kaldıkları süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun doğruluk ve faydalılık durumunun ilgili birimlerden sorulması ile sonucuna göre sanıklar hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılarak bir karar verilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) ve (B) başlıklarında açıklanan nedenlerle, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 04.04.2018 tarihli ve 2018/579 Esas, 2018/582 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanık … H.’nin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, verilen ceza miktarı, bozma sebepleri ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanık … H. Ve müdafinin tahliye taleplerinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Yalova. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.