Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/6430 E. 2021/9629 K. 19.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6430
KARAR NO : 2021/9629
KARAR TARİHİ : 19.10.2021

İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
İtiraz Yazısının Tarihi : 19.03.2021
İtiraz Edilen Daire Kararı : Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 01.12.2020 gün ve 2019/11745 , 2020/6906 sayılı kararı
İtirazla ilgili Mahkeme Kararı : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 17.05.2019 tarih ve 2018/1412 – 2019/325 sayılı kararı
İtiraza Konu Olan Sanıklar : 1-…, 2-…,
Suç : Anayasayı İhlal

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
I-İTİRAZ KONUSU:
Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2018 tarih ve 2017/4 – 2018/35 sayılı kararı ile Anayasayı ihlal suçundan sanıklar … ve … hakkında TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca; sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında ise TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet hükümlerine karşı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 17.05.2019 tarih ve 2018/1412 – 2019/325 sayılı istinaf başvurularının esastan reddine dair kararının temyiz incelemesi neticesinde,
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 01.12.2020 tarih ve 2019/11745 – 2020/6906 sayılı kararı ile, sanık …’in eyleminin Anayasa’yı ihlal suçuna iştirak etmek
kapsamında kaldığı gerekçesiyle onama; sanıklar …, …, …, …,…, …, …, …, …, …,… ve … eylemlerinin ise Anayasa’yı ihlal suçuna yardım etmek kapsamında kaldığı gerekçesi ile bozma bozma kararı verildiği;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanık …’in eyleminin cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçuna yardım etmek kapsamında kalması nedeniyle hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulması, diğer sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … yönünden ise sanıkların fail sıfatı ile eyleme iştirak ettiklerine dair kabulün usul ve kanuna uygun olması nedeniyle haklarındaki mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf mahkemesince verilen esastan ret kararının onanması gerektiği belirtilerek itiraz talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II-İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cmhuriyet Başsavcılığının 19.03.2021 tarih ve KD – 2019/76042 sayılı itiraz yazısında;
“Deniz Kuvvetleri Karargahının bağlı birlikleri yönetmek için en uygun yer olduğu nazara alınarak; Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargahında darbe teşebbüsüne katılan personelin birliğin güvenliğini sağlamak bahanesiyle karargahın darbecilerin kontrolünde olmasını sağlamaya ve darbe teşebbüsüne karşı direniş gösterebilecek personelin karargaha girmesine engel olmaya yönelik faaliyet icra eden Karargah Destek Kıtalar Komutanlığı bağlısı Güvenlik Taburu ve İstihbarat Başkanlığı personeli subay, astsubay ve uzman çavuşlar ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezinde Deniz Kuvvetleri bağlısı yüzer, uçar ve dalar birlikler ile kıyı birliklerinin darbe girişimi kapsamında faaliyetlerini koordine etmek isteyen Amiral ve Subaylardan oluştuğu, bu kapsamda Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karargah Destek Kıtalar Komutan Vekili …’nin karargaha girmesine müsaade edilmeyip cebren karargah dışına çıkartıldığı, buna benzer şekilde Güvenlik Tabur Komutanlığında görevli Uzman Çavuş …’nın, Deniz Kuvvetleri Komutanı makam şoförü Uzman Çavuş …’nun karargaha girişine müsaade edilmediği; Ulaştırma Tabur Komutanlığı nöbetçi Astsubayı …’ın hazır kıta tarafından hürriyeti tahdit edildikten sonra birlik dışına çıkartıldığı, yukarıda Yüksek Daire kararından alıntılandığı üzere; bağlı birliklerin bir kısmında darbe girişiminin icrasına cebir ve şiddet kullanılmak suretiyle başlandığı, bir kısım gemilerin gemi komutanları olmadan denize açıldıkları, donanma komutanının rehin alındığı, Kuvvet Komutanın da derdest edilmesi için yapılan planın icraya konduğu ancak başarılı olunamadığı anlaşılmıştır.
Sanıkların bulundukları yer itibariyle birlik dışına taşan, atılı suçun cebir ve şiddet unsurunu taşıyan bir eylemleri olmamakla birlikte, amacın Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı unsurların bulundukları yerlerde darbe kalkışmasına katılmalarını sağlamak, bu birliklerle diğer darbeci unsurlar arasında koordinasyonu ana karargahtan yerine getirmek ve bu faaliyetlerin engel olabilecek personelin bağlı birliklerin darbe kalkışmasına katılmasını sağlamak ve yönetmek için en uygun yer olan Deniz Kuvvetleri Karargahı dışında tutulmasını sağlamaya yönelik olması karşısında, bu amacın sağlanmasına yönelik olarak sanık … dışında olay gün ve saatlerinde nöbeti bulunmayan sanıkların bazılarının amirleri tarafından çağrılmakla, bazılarının çağrılmadan karargaha gelmeleri, bazılarının silahları ile gelmesi, bazılarının ise karargahta temin ettikleri silahlarla silahlanmaları ve kendilerine verilen görevleri ifa etmeye başladıkları, binada bulundukları süre zarfında silahlı olmaları, sanıklardan … ve …’nin olay tarihinde izinli olmalarına rağmen kalkışma başladığında birliğe gelip darbeci komutanlarının verdikleri görevlerin ifasına başlamaları, aynı anda ülkenin değişik yerlerinde cebir ve şiddet uygulanmak suretiyle icrasına başlanan eylemin en şiddetli kısımlarının yaşandığı Genel Kurmay Başkanlığı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi binalarının karşısında bulunan komutanlık binasından bu olaylara ilk elden tanık olmalarına rağmen aldıkları emirleri ifa etmeye devam etmeleri, yine 15 Temmuz günü saat 11:45 – 12:59 saatleri arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığında itiraz dışı sanık Binbaşı …’in odasında haklarındaki bozma kararı itiraza konu sanıklar … ve …’in haklarındaki hükümler onanan sanıklar … , … ve …’la toplantı yapmaları, …’in Deniz Kuvvetlerinde görevli olmadığı halde Deniz Kuvvetleri karargahına gelerek eyleme iştirak etmesi, sanıklardan …, …, …, …, … ve …’nün FETÖ/PDY örgüt hiyerarşisine dahil olduğunun kesin kanıtı sayılan ByLock kullanıcısı olmaları, Deniz Kuvvetleri komutanlığına bağlı birliklerin darbe kalkışmasına katılmasını temin ve kalkışmanın yönetilmesi için en uygun yer olan Kuvvet Komutanlığı Karargahının ele geçirilmesi ve buna engel olma ihtimali bulunan personelin karargah dışında tutulmasına matuf eylemlere katılan sanıklardan … ve …’un gündüz saatlerinde yine tamamı darbe kalkışmasına fail olarak katıldıkları sübut bulan sanıklar …, … ve …’la toplantı yapmalarının darbeye hazırlık mahiyetinde değerlendirilmesi gerektiği, örgüt bağlantısı kesin olarak tespit edilen sanıklar …, …, …, …, … ve …’nün bağlı oldukları örgüt tarafında planlanıp icraya konulan eyleme iştiraklerinin fail sıfatıyla olduğunun kabulünün zorunlu olduğu, nitekim sanıklarla benzer durumda olan itiraz dışı sanıklar, …, …, …, … ve …’a atılı suçtan fail sıfatı ile verilen mahkumiyet hükümlerinin onanarak kesinleştiği, bu nedenle sanıkların iştiraklerinin fiil üzerinde hakimiyet kuracak düzeyde, üyesi bulundukları silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs amacına yönelik olarak vahamet arz eden eylemleri gerçekleştirdikleri, sanıkların sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı
gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu, bu nedenle fail olarak kabul edilerek haklarında verilen cezaların da usul ve kanuna uygun olduğu düşüncesine varılmış olmakla Yüksek Dairenin bu sanıkla yönünden bozma kararına itiraz etmek gerekmiştir.” şeklinde itiraz nedenleri bildirmiştir.
III- İTİRAZIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Mensup oldukları örgütün yönetimi tarafından planlanıp, örgütsel faaliyet kapsamında icra edilen Anayasa’yı ihlal suçuna ilişkin olarak olay günü ortaya koydukları davranışlar itibariyle planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek konusu suç teşkil ettiği açıkça anlaşılan emirler doğrultusunda ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştiren sanık …’in, suçun icrasında üstlendiği rol, suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel katkısı da göz önünde bulundurulduğunda fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduğu kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 309. maddesinden mahkumiyettine dair hükmün onanmasına dair karar ile;
Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’nün icra hareketlerinden önce örgütsel organizasyon içinde yer alarak darbe girişiminden haberdar oldukları, suç işleme karar ve iradesine katıldıkları hususlarının kanıtlanamamış olmasına, elverişli nitelikteki icra hareketlerine katkı sunmakla birlikte, sunduğu katkıların tek başına vahamet arz etmediği, bu kapsamda fiilin işlenişi üzerinde müşterek hakimiyet kurduklarından bahsedilemeyeceğinin anlaşılmasına nazaran, zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin, işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak (TCK madde 39/2-c) suretiyle cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek suçuna yardım etmek kapsamında kaldığı gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu hukuki olmayan gerekçe ile sanıkların doğrudan fail oldukları kabül edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV-KARAR:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden itirazın REDDİNE, 02.07.2012 gün ve 6352 sayılı Kanunun 99 maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 308. maddesine eklenen (2) ve (3) fıkra hükümleri uyarınca itirazın değerlendirilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.