YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6553
KARAR NO : 2023/2171
KARAR TARİHİ : 12.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2018 tarihli ve 2017/123 Esas, 2018/28 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5, 5237 sayılı Kanunun 62, 53, 58/9, 63 üncü maddeleri uyarınca 7 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 18.05.2018 tarihli ve 2018/883 Esas, 2018/1323 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca mahkumiyet sonucu hapis cezasının 6 yıl 13 ay hapis ceza olarak düzeltilmesi suretiyle düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 12.04.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1.Delillerin hukuka uygun olması gerektiğine,
2.Milli İstihbarat Teşkilatının adli kolluk yetkisi olmadığına,
3.ByLock verilerinin resmi usul ve yöntemlerle elde edilmediğine,
4.Yurt dışındaki bir delilin ancak adli istinabe ile temin edildikten sonra delil niteliğini haiz olabileceğine,
5.İstihbarat bilgisinin adli delil olarak kullanılamayacağına,
6.Dijital veriler elde edilmeden önce hâkim kararı alınmasının zorunlu olduğuna,
7.Olgu ve sanık somutlaştırılmadan genel bir hâkim kararı alınmasının -ceza yasalarında yeri olmadığı için- geçersiz olduğuna,
8.5651 sayılı internet kanununun somut olayda uygulanmadığına,
9.Haberleşmenin doğası gereği gizli olduğuna,
10.İfade hürriyeti, özel hayatın ve aile hayatının gizliği, basın, medya ve internet özgürlüğünün korunması gerektiğine,
11.Usulüne uygun elde edilmeyen kişisel verilerin suç oluşturacak nitelikte olduğuna,
12.ByLock’a ilişkin verilerin orijinal haliyle saklandığına dair hiçbir hukuki güvence olmadığına,
13.Aynı sunucuyu kullanan başka uygulamaların bulunduğuna,
14.Dünya’nın pek çok saygın kişi ve kuruluşları açıkça ByLock nedeniyle soruşturma ve kovuşturmaların çoğunun hatalı olduğunu açıklamış veya raporlaştırmış olduğuna,
15. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
16.Hiçbir somut veri olmamasına rağmen tanığın beyanlarına itibar edilip beyanın gerekçeli kararda yer aldığına,
17.Mahkemenin alt sınırdan uzaklaşma için gösterdiği gerekçelerin dosya kapsamında sübuta ermediğine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin kriptolu haberleşme amacıyla kullandıkları yukarıda ayrıntısıyla açıklanan ByLock isimli haberleşme programını 2014 yıllarında kullandığı, bu programın örgütün münhasıran gizli iletişiminde kullanılması nedeniyle tek başına örgüt üyeliği için yeterli olduğu, sanığın örgüte ait finans kuruluşunda hesabının bulunduğu ve örgüt liderinin talimatının gerçekleştiği 2014 yılından itibaren bu banka nezdindeki hesap hareketlerinin devam ettiği, FETÖ/PDY örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda şüphelilere destek vermek için adliye binalarına giderek açıktan destek verenler arasında sanığın da bulunduğu, bu sebeple hakkında idari soruşturma yürütüldüğü, dinlenen tanık beyanlarına göre sanığın bu örgüt ile irtibatının; 2000’li yıllardan 2014’e kadar bu örgütün sohbet gruplarında yer aldığı, sanığın bir müddet devre grubunun sohbetlerinde sorumluluk üstlendiği, sohbet abisiyle farklı zamanlarda farklı yerlerde görüştüğü, bu toplantılarda emniyet personeli hakkında 1’lik, 3’lük, 5’lik şeklindeki notlamalar yapıldığı, Bu şekilde bir kişi hakkında bilgiler toplanmakta olduğu, bir dönem sanık tarafından sohbete gelenlerin örgüte bağlılığıyla ilgili bilgilerin toplanarak sanık tarafından yine sohbet abisine iletildiği, bugüne kadar geçen zaman zarfı içerisinde devam etmesi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın bu eylemlerinin, silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine uyduğu, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin oluşması nedeniyle suçun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu, bütün bu hususların sanığın silahlı terör örgütünü kurma veya yönetme suçunu işlediği hususunu ispatlamaya yetmeyeceği, sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenlerle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu sabit görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içinde; tanık beyanı itibariyle sohbet adı altındaki örgütsel toplantılara sorumlu olarak katılarak, diğer katılımcılardan topladığı paraları ve katılımcılar hakkında topladığı bilgileri grup sorumlusuna ilettiği; örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiği belirlenen, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında da Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilen husus dışında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı belirlenmekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 18.05.2018 tarihli ve 2018/883 Esas, 2018/1323 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Batman 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.04.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …