YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6572
KARAR NO : 2023/708
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/644 E., 2018/1183 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.01.2018 tarihli ve 2017/161 Esas, 2017/20 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci
fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.04.2018 tarihli 2018/644 Esas, 2018/1183 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “19.08.2016 ve öncesi” olarak yazılması gerekirken “15.07.2016” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilecek yazım hatası kabul edilerek usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.04.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, ByLock verilerinin hukuki delil olmadığını, tek başına kullanılamayacağını, 5271 sayılı CMK’nın 134 üncü maddesi gereği bilgisayar verilerine el koymak için öncesinde hâkimden karar almak gerektiği, keza CMK’nın 135 inci maddesi gereği iletişimin denetlenmesi, tespiti ve kayda alınması için de öncesinden hâkim kararı alınması zorunlu olduğu, suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
“Sanığın 29.07.2017 tarihli ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre sanığın … IP numarası ile “gri” kullanıcı adı, “…@55” şifresi ile ByLock sistemine 175 kez giriş yaptığı anlaşılmıştır. Sanığın kendi kullandığını kabul ettiği 0507……….nolu hatta 08.11.2014 tarihinde ByLock sistemini indirdiği anlaşılmıştır. Teferruatı anlatılan ve teknik özellikleri, indirme ve kullanma yöntemi, kullanıcıları ve muhtevası itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanması amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütü mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen ByLock iletişim sisteminine sanığın bu özelliğini bilerek dahil olduğu ve bu sistemi kullandığı kabul edilmiştir.
Her ne kadar sanık soruşturma aşamasında ve mahkememizde hattı 2008 yılından beri kendisinin kullandığını ancak ByLock’u indirip kullanmadığını, söz konusu tanık beyanlarını kabul etmediğini, FETÖ/PDY terör örgütünün sohbet adı altında toplantılarına katılmadığını beyan etmişse de dosyada bulunan ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanlığı tarafından ilgili GSM şirketlerinin verileri üzerinde hazırlanan internet veri trafiğinde sanığın kullandığı GSM numarası ile söz konusu statik IP numaralarını kullanarak farklı tarihlerde internet üzerinden ByLock sunucusuna
bağlandığının tespit edildiği, kaldı ki ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında İD’ye ekli olarak görünen şahısların kendi meslektaşlarından ve kendi savunmasında belirttiği üzere aralarında tanıdığı kimseler de olduğu görülmekle, ByLock kullanmadığı yönündeki savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın zaman içerisine yayılan süreç içerisinde gösterdiği ısrar, süreklilik, çeşitlilik ve eylemsel yoğunluk birlikte değerlendirildiğinde, Fetulahçı Terör Örgütü – FETÖ/PDY’nin hiyerarşik yapısı içerisine giren, ByLock isimli kriptolu haberleşme programını cep telefonuna yükleyerek değişik zamanlarda çok kere kullanan sanığın bizzat terör örgütü üyesi olarak kabul edilmesi gerektiği, sanığın ByLock isimli programı yüklenmesinin örgüt üyeliğini tek başına ispatlamaya yeterli kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Tanık olarak dinlenen Y. A., sanığı Kırklareli’nde 2010-2012 tarihleri arasında özel harekatta beraber çalıştığı dönemlerden tanıdığını, o dönemlerde sanık ile beraber FETÖ terör örgütünün sohbet adı altında toplantılarına katıldığını, sanığın komiserlerle haberleşme noktasında onlardan sorumlu olduğunu, himmet verip vermediğini tam olarak hatırlayamadığını beyan etmiştir. Tanık olarak dinlenen S. Ç., sanık ile Ağrı ilinde 2005-2009 tarihleri arasında özel harekatta beraber çalıştıklarını, sanık ile FETÖ terör örgütünün sohbet adı altında toplantılarına katıldıklarını, sanığa herhangi bir sadaka parası vermediğini, sanığın yöneticilik vasfı olduğunu görmediğini beyan etmiştir.
Sanığın telefonuna ilişkin yapılan dijital incelemeler sonucunda, Whatsapp programının 19.07.2016 tarihinde yeniden yüklendiği, yüklü uygulamalar ve SMS mesajlarının 19.07.2016 tarihinden başladığı, WEB geçmişi kısmının 21.07.2016 tarihinden başladığı, bu kapsamda telefon verilerinin kazıma yöntemi ile silinmiş olabileceği değerlendirilmiş, sanık bu hususta telefonunun bozulması üzerine o tarihlerde yeni bir telefon alması sebebiyle yenilendiği şeklinde savunmada bulunmuştur. Sanığın Bank … hesabı üzerinde yapılan incelemede; Eminevim isimli firmaya olan taksit ödemelerinin bulunduğu, FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda bir işlem yapıldığı yönünde somut bir delil elde edilememiştir.
Yukarıdaki iddialar çerçevesinde sanığın durumu değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY yapılanmasına ilişkin olarak konumu incelenmiştir. FETÖ/PDY yapılanmasının kapsamında sanığın örgütün gizli iletişim aracı olarak kullandığı ByLock sistemini kullanması ve tanıklar Y. A. ile S. Ç.’nin beyanlarına göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sohbet adı altındaki toplantılarına katılması nedeniyle; eylemlerinin Yargıtayın örgüt suçları açısından aradığı süreklilik ve çeşitlilik kriterine uyduğu değerlendirilerek sanığın üzerine atılı suçu işlediği kabul edilmek suretiyle mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, tanık beyanları ve sanık savunmaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştiren, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sohbet adı altındaki örgütsel toplantılarına katılan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz istemlerinin reddiyle hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 30.04.2018 tarihli ve 2018/644 Esas, 2018/1183 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.