YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6670
KARAR NO : 2023/3347
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne yardım etme
HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Mahkumiyet.
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2017 tarihli ve 2016/76 Esas, 2017/35 sayılı kararı ile, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci
maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası göndermesi ile 58 inci maddesinin altıncı fıkrası, ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından istinafı üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.11.2017 tarihli ve 2017/1247 Esas, 2017/1539 sayılı kararı ile, duruşma açarak yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220 nci maddesinin yedinci fıkrası delaletiyle 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 220 nci maddesinin yedinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve mahsuba, karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık müdafii ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.04.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle:
1.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
2.Sanığın matbaada sadece %2 oranında hissesinin olması sanığın terör örgütüne yardım etme suçunu işlediği anlamına gelmeyeceğine,
3.Sanığın örgüt mensuplarının işlemeyi planladıkları uçun icrası için ne silah ve de sair malzemenin temini gibi bir katkısı bulunmadığına,
4.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle;
Sanığın dosyadan tefrik edilen örgüt lideri …’in kardeşi S. G.ye ait matbaada uzun süredir çalıştığı ve şirket hissesinin %2 sine sahip olduğu, halen firari konumda olan S. G.nin Erzurum’dan ayrılmadan önce evinde bulunan ve aleyhinde delil olarak değerlendirilebilecek belgeleri sanığa vererek saklamasını istediği, sanığın da bunları alarak söz konusu matbaaya götürdüğü ve yapılan aramada bunların ele geçirildiği, yine matbaada bulunan ve sanığın kullanımındaki bilgisayarda …’e ait görüntüler, ses kayıtları bulunduğu, yüksek oranda propaganda içeren dijital materyallerin güvenilmeyen bir kişiye emanet edilmesinin mümkün olmadığına, sanık S. G.nin Gülen Matbaası isimli işyerinde 2000 yılından itibaren çalışmaya başlaması, 16 yıllık çalışma sürecinde …’in yaymaya çalıştığı amaç ve prensipleri, gerçekleştirdiği faaliyetleri bilmemesinin mümkün olmadığı, sanığın hiç bir olay ve maddi vakadan haberdar olmadığı yönündeki savunması suç teşkil ettiği belirtilen koliden ele geçirilen materyallerin
dışında bizzat şahsına ait bilgisayar içeriğinde neredeyse tamamen aynı yönde içeriğe sahip ve yüksek sayıda dijital görüntü ve verinin tespit edilmesi dikkate alındığında samimi ve gerçeğe uygun görülemediğine, tüm matbaacılık faaliyetleri veya bu faaliyetler adı altında gerçekleşen tüm işlerden aslen sanık …’ın sorumlu olduğuna, sanığın hisse sahibi ortağı konumunda olması dikkate alındığında bu derece yüksek oranda propaganda içeren dijital materyalin olağan bir kişiye emanet edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle sanığın bunu sağlayan dijital materyalleri koruduğu, çoğalttığı ve toplum kesimlerine bir şekilde kullanmak için hazırladığı anlaşılmakla söz konusu bu eylemlere de uzun süreden beri devam ettirdiği ve kendisine güven duyan diğer sanık S. G.nin yönetiminden de bağımsız icra ettiği ve netice olarak sanığın eyleminin “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu oluşturduğuna ilişkindir.
III- OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
26.11.2015 tarihinde saat 16.00 sıralarında KOM Şubeye gelerek açık kimlik bilgilerini vermek istemeyen şahsın özellikle sanık …’ın Yıldızkent’te bulunan villası önünde üç koli ve bir dosya verdiğini, bunları verirken de “… de listede adımız var. Bir an önce bu şeylerden kurtulmamız lazım” dediğini ifade etmesi, öncelikle söz konusu eşyaların aslen matbaanın amacı dışında bir eylem için sanık …’a verildiği, verilen ve tespit edilen listeden de görüldüğü üzere bulunan eşyaların matbaacılık işlem ve eylemlerinde kullanılabilecek nitelikte yazılı yayın niteliğinde olmayan ses kaydı, kaset ve video kayıtları olması, az miktarda sayılabilecek düzeyde biri banka dekontu, üçü çek senet bordrosu olmak üzere 4 adet belgenin ele geçtiği dikkate alındığında kimliğini gizleyen ihbarcı şahsın beyanının somut maddi olaya uygun düştüğü ve samimi olduğu kanaatine ulaşıldığına, matbaacılık ile ilgisi olmayan söz konusu materyallerin sanık … tarafından korunması, kollanması, saklanması veya yok edilmesi amacına dayalı olarak diğer sanık S. G. tarafından suç ve ceza baskısından kurtulmak amacıyla verildiği yönünde bir kanaatin oluştuğuna, Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü görevlilerince suç konusu materyaller üzerinde yapılan incelemelerde iş yeri içerisindeki karton kutu içerisinde sanık …’ın parmak izinin tespit edilmesi, ihbarcının verdiği beyanının samimiyeti hususunda oluşan kanaati katileştirdiğine,
Erzurum 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.11.2015 tarih ve 2015/1902 sayılı arama ve el koyma kararına istinaden “Gülen Matbaası” isimli iş yerinde ele geçirilen teyp kaseti, CD ve Video kaset ile … SD hafıza kartının incelenmesi neticesinde özellikle sanık Fetullah Gülen’in bizzat kendi konuşma ve görüntülerinin mevcut olduğu, söz konusu tüm konuşma ve görüntülerin sanık Fetullah Gülen’in terör örgütünün amacı doğrultusunda üye, sempati kazandırmak ve söz konusu örgütün ilahi bir amaca hizmet eden yapı olarak göstermek konusunda açıklamaları içerdiği, örgütün illegal yapısını gizleyerek insanlar üzerinde özellikle milli ve dini duyguların kullanılması suretiyle doğrudan manevi bir bağ kurulması için yapmış olduğu görüntülü ve görüntüsüz konuşmalara ilişkin olduğunun anlaşıldığına, bu manada öncelikle ele geçen dijital materyallerin içeriğinin doğrudan doğruya örgütün amacını kişilere yaymaya ve potansiyel üyeleri kazanmaya ve var olan üyelerin moral ve motivasyonunu dik tutmaya, kuvvetlendirmeye ve arttırmaya yönelik içeriği aslen planlı ve gizli olarak yürütülen örgüt faaliyetlerini kapsayan eşyalar olduğuna, bu manada örgüte ait bir suç eşyası konumunda olduğunun anlaşıldığına,
Yargılama konusu olayda çözülmesi gereken hukuki sorun sübuta ilişkin olup sanık …’ın terör örgütü faaliyetleri kapsamında kullanıldığı belirtilen dijital materyaller ile olan ilgisinin niteliği, ayrıca yine söz konusu örgüt ile olan maddi bağının ortaya konulmasına ilişkin olduğuna,
Bu doğrultuda yapılan değerlendirmede öncelikle sanık …’ın diğer ortağı S. G.ye ait olduğunu ifade ettiği ve dijital ortama aktarmak ve muhafaza amacıyla söz konusu belge ve kasetleri iş yerine getirdiğini ifade ettiği ve örgütle hiç bir bağının olmadığını açıklayarak inkarda bulunduğu, verilen arama kararı doğrultusunda Gülen Matbaası isimli iş yerinde sanık …’a ait olduğu belirtilen bilgisayar içeriklerinin incelenmesinde FETÖ/PDY terör örgütü lideri olan Fetullah Gülen’in sanık tarafından getirilen içeriklerle tamamen aynı mahiyette olan oldukça yüksek sayıda sohbet ve vaazlarını içeren dijital kayıtların bulunduğuna, sanık Fetullah Gülenin yapmış olduğu ziyaretler ve annesine ait kayıtlar ile bazı müzik gruplarının hizmet hareketine uyarlayarak hazırladıkları müzik videoları ile aynı şekilde reklam içeriğinin sözlerini değiştirmek suretiyle örgütün yayın organlarından olan Sızıntı Dergisine uyarlayarak reklam görüntülerinin bulunması mahkemece matbaacılık faaliyetlerinin tamamen dışında ve sanık …’ın söz konusu matbaaya getirdiği dijital materyaller ile aynı mahiyette ve bu materyallerin asli amacına uygun aynı dijital belgeler olduğu görülmekle sanık savunmasının bu yönüyle maddi duruma uygun düşmediği kanaatine varıldığına,
Sanık tarafından her ne kadar soruşturma aşamasında tespit edilen beyanlarında bu reklam, şiir, müzik, vaaz, sohbet ve resimlerin kendisinin internet sitesinden izlerken bilgisayarının otomatik olarak indirdiğini müsaade etmek suretiyle aslen bir kayıt işleminin olmadığını ifade etmiş ise de söz konusu dijital materyallerin aslen kayıt olup olmamasının özel bir önem arz etmediği, tespit edilen görüntü miktarının çeşitliliği, çok yüksek sayıya isabet etmesi, sadece terör örgütü lideri Fetullah Gülen’e ait söz, konuşma, sohbet, ziyaret ve vaazları içermesi, sanığın doğrudan doğruya ciddi ve yüksek düzeyde örgüt liderinin görüş, yaşam tarzı, fikir ve ideallerini takip eden ve benimseyen bir kişi olduğu yönünde kanaat oluşmasına sebebiyet verdiği,
Sanık …’ın kendi beyanlarına göre, FETÖ/PDY terör örgütü lideri ile bağlılığı, mensubiyeti ve akrabalığı tereddüt taşımayan, bu kişi tarafından kurularak çalıştırılan, sanık S.nin ve terör örgütü liderinin soy ismini taşıyan “Gülen Matbaası” isimli iş yerinde 2000 yılından itibaren çalışmaya başlaması dikkate alındığında, bu manada soruşturma aşamasına kadar geçen 16 yıllık çalışma süreci içerisinde matbaa faaliyetleri, sanık S. G.nin ve diğer sanık Fetullah Gülen’in kişilikleri, özellikle sanık Fetullah Gülen’in yaymaya çalıştığı amaç ve prensipleri, bu olguda gerçekleştirdikleri faaliyetleri bilmemesinin mümkün görülmediğine, sanığın çok uzun süre diğer iki sanığın yanında çalışması ile beraber hiç bir olay ve maddi vakadan haberdar olmadığı yönündeki savunmasının suç teşkil ettiği belirtilen koliden ele geçirilen materyallerin dışında bizzat şahsına ait bilgisayar içeriğinde neredeyse tamamen aynı yönde içeriğe sahip ve yüksek sayıda dijital görüntü ve verinin tespit edilmesi dikkate alındığında samimi ve gerçeğe uygun görülmediğine, içeriği doğrudan örgüt propagandası ve örgüt ve amacının yüceltilmesine ilişkin verileri barındıran bu kadar çok kaynağı fiziki olarak bulundurma yönünde dijital olarak sahip olma hususları beraberce değerlendirildiğinde sanığın söz konusu örgüt ve bu örgütün başı ve irtibatlısı olduğu değerlendirilen diğer kişilerle sadece teknik manada birlikteliğinin var olduğunun düşünülmesinin mümkün görülmediğine, sanığın bizzat kendi beyanına göre de aslen iş yerinin sahibi durumunda olduğunu
belirttiği kişinin bir senelik çalışma süresi içerisinde sadece bir aydan daha kısa süre iş yerine ve Erzurum iline geldiğini, aslen Erzurum ili dışında bulunduğu dikkate alındığında tüm matbaacılık faaliyetleri veya bu faaliyetler adı altında gerçekleşen tüm işlerden aslen sanık …’ın sorumlu olduğuna, koordine ettiği ve icrasını gerçekleştirdiğinin anlaşıldığına, İş yeri içeriğinde bulunan dijital materyallerden teyp kasetinin 223 adet, video kasetin 55 adet, 2 ayrı harddiskin toplamda 750 GB olduğu dikkate alındığında bu derece yüksek oranda örgüt propagandası içeren dijital materyalin kullanma veya saklama olmak üzere her ne amaçla olursa olsun bulundurulmasının sadece merak saiki ile açıklanabilmesi imkansız görüldüğüne, Bu dijital materyallerin tamamı sadece terör örgütü lideri Fetullah Gülen’in faaliyet ve görüşlerine ilişkin olması da söz konusu kayıtların örgüt faaliyeti çerçevesinde kullanılacak eşyalar olduğu yönündeki kanaati katileştirdiğine, Tüm bu işleri yaklaşık 16 yıllık süre boyunca tek başına sanık …’ın götürmesi, sanığın söz konusu iş yerinin resmi kayıtlara göre işçisi veya çalışanı konumunda olmayıp hisse sahibi ortağı konumunda olması dikkate alındığında bu derece yüksek oranda propaganda içeren dijital materyalin olağan bir kişiye emanet edilmesinin mümkün olmadığına, emanet edilen kişi …’ın da söz konusu matbaanın tek idare edeni, resmi ortak ve sahibi bulunması nazara alındığında sanık …’ın söz konusu iş yerinde basit bir çalışan konumunda olmayan, uzun süredir birlikte çalışan, kendi beyanına göre dahi ileri düzeyde güven duyularak şirket ortağı yapılan bir kişi olması söz konusu iş yerinde tek kontrol sahibi olmasına rağmen ele geçirilen fiziki ve dijital propaganda malzemelerinin yüksek miktarda ve aynı amaca dönüş eşyalar olması, diğer sanık Fetullah Gülen’in kuruluş yıllarından itibaren toplumun dini duygularını suistimal ederek “Himmet” adı altında topladığı finans ve yurt içi ve yurt dışında kurduğu eğitim müesseseleri üzerine amaç ve ilkeleri doğrultusunda elde ettiği finansal ve siyasal gücünü özellikle söz konusu vaaz ve sohbet görüntüleri ile sağladığı dikkate alındığında sanığın bunu sağlayan dijital materyalleri koruduğu, çoğalttığı ve toplum kesimlerine bir şekilde kullanmak için hazırladığı anlaşılmakla söz konusu bu eylemlere de uzun süreden beri devam ettirdiği ve kendisine güven duyan diğer sanık S. G.nin yönetiminden de bağımsız icra ettiği anlaşılmakla soyut, inkara dayalı, herhangi bir delille desteklenmeyen savunmasına itibar edilmediğine, söz konusu savunmanın sadece ceza yaptırımından korunmaya ve kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine varılarak savunma dışında elde edilen yukarıda ve iddianame içeriğinde açıklanan diğer maddi sübut vasıtalarına ve elde edilen delillere itibar etmek suretiyle üzerine atılı bulunan suçun sübuta erdiğine, nitelendirmenin oluşa uygun düştüğü anlaşılmakla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyeti yönünde hüküm kurmak sonuç ve kanaatine ulaşıldığı görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Dairede duruşma açılarak yapılan yargılama sırasında, firari sanık S. G.nin yakalanıp yakalanamadığı ve yakalanmış ise sanık … hakkında bir beyanın bulunup bulunmadığı, sanık … hakkında başkaca bir tanık beyanı ya da delil elde edilip edilemediği, sanığın çalıştığı bahse konu matbaa hakkında halen veya daha önce yürütülen bir soruşturmanın bulunup bulunmadığı hususları soruşturmayı yürüten Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına ve Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesine sorulduğu, Ağır Ceza Mahkemesince verilen cevapta sanık S. G.nin henüz yakalanamadığı bildirildiği, Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen cevapta ise sanık hakkında yargılamaya konu dosyaya ilişkin bilgiler ve ifade tutanakları dışında yeni herhangi bir bilgi verilmediği ve delil gönderilmediğinin anlaşıldığına,
Sanık hakkında yapılan soruşturma ve kovuşturmalar sonucunda; FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğinin delillerinden sayılan terör örgütünün gizli haberleşme sistemi olan ByLock programını kullandığına, örgüt liderinin talimatları doğrultusunda Bank … isimli bankada hesap açtırdığı ve/veya para yatırdığına, örgüt sohbetlerine iştirak ettiğine, bahse konu örgüt veya elebaşı lehine sosyal medya paylaşımlarında bulunduğuna, örgüte müzahir yayınlara abone olduğuna, çocuklarını örgüte müzahir okullara gönderdiğine dair herhangi bir iddia ve delil bulunmadığı gibi benzer soruşturmalarda kıstas olarak kabul edilen başka hususlarında sanık aleyhine tespit edilemediğinin anlaşıldığı, yine dosyadaki bilgi ve belgelere göre sanığın evinde yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığının görüldüğü,
Dosya içerisinde bulunan, 26.11.2015 tarihli tutanakta FETÖ/PDY ile ilgili bilgi vermek istediğini belirten şahısla yüz yüze yapılan görüşmede şahsın “… isimli şahsın işçi olarak çalıştığı Gülen matbaası isimli iş yerinin S. G.’e ait olduğunu, S. G.’in 13/11/2015 günü İstanbul’a gittiği ve gitmeden önce …’ı ikametine çağırarak ona “… de listede adımız var, bir an önce bu şeylerden kurtulmamız lazım” dedikten sonra üç koli ve bir dosya verdiğini, bu sözleri duyması üzerine Salih’in saklanmasını istediği koliler içerisinde terör örgütüne ait olabileceğini düşündüğü ses kayıtlarına ilişkin kaset ve videolar ile örgütün yapısına ilişkin dokümanlar olabileceğini düşünerek ihbarda bulunduğunu ifade ettiği, bu beyana dayanılarak 27.11.2015 tarihinde yapılan aramaya ilişkin aynı tarihli arama ve el koyma tutanağında, Gülen matbaa isimli iş yerinde yapılan arama sonucunda matbaanın giriş kısmındaki merdiven basamakları üzerinde üzerleri bantlanmış üç ayrı koli bulunduğu, sanığa sorulduğunda söz konusu kolilerin S. G.’e ait olduğunu, içerisinde kasetlerin bulunduğunu ve yaklaşık 15 … önce kendisi tarafından ele geçirildiği yere bırakıldığını ifade ettiğinin belirtildiği, Yine dosya içerisinde bulunan 09.02.2015 tarihli ekspertiz raporunda söz konusu matbaada bulunan kutulardan birisi üzerinde bulunan koli bandının dış kısmında sanık …’e ait parmak izi bulunduğu ifade edildiği, söz konusu kutuların içerisindeki materyaller üzerinde veya kolilerin kapatılmasında kullanılan bantların iç kısmında sanığa ait parmak izi veya vücut izi bulunduğuna dair herhangi bir iddia ve delil bulunmadığının görüldüğü,
Yukarıda açıklanan ihbar tutanağı ve kolilerin bulunmasına ilişkin arama tutanağı içerikleri ile bunların üzerinde yapılan incelemeye ilişkin kriminal raporu birlikte değerlendirildiğinde, sanığın söz konusu kolileri S. G.’in kendisine matbaaya götürmesi için kendisine verdiğine ve koli içeriklerine müdahale etmeden matbaaya bıraktığına ilişkin savunmaları ile örtüşmekte oldukları görüldüğü, böylece sanığın söz konusu kolilerin içerisini açarak ne olduklarına baktığı, ya da bunlara herhangi bir suretle müdahale ettiğine ilişkin herhangi bir delil elde edilemediği gibi sanığın söz konusu kolileri matbaa içerisinde bulunamayacak şekilde saklamadığı, rastgele merdiven üzerine bıraktığı ve bu kolilerin yaklaşık 13 … boyunca bu halde durduğunun anlaşıldığı,
Söz konusu koliler içerisinde ele geçirilen kaset ve CD’lerin incelenmesinde bir kısmı halen kullanımı oldukça sınırlı olan teyp ve video kasetleri olduğu ve içeriklerinde … isimli şahsın vaaz ve konuşmalarının bulunduğu görüldüğü, iş yerinin matbaa kısmında daha ziyade ticari işlemlere ilişkin çek, senet ve dekontlar, yazıhane kısmında ise el yazısı ile yazılmış notlar ele geçirildiği, bulunan dekontların Bank … isimli bankaya ait olduğu ve yine bu banka tarafından S. G. adına verilmiş olan teşekkür belgesi bulunduğunun görüldüğü, Ticaret Sicil Müdürlüğünden ve ilgili bankalardan temin edilen belgelerde söz konusu şirketin imza yetkilisinin S. G. olduğu, hesap
kayıtları itibariyle para alışverişlerinin tamamen S. G.’e ait hesaplar üzerinden yürüdüğünün anlaşıldığı, sanık …’in 2000 yılından beri söz konusu matbaada çalıştığı ve 2004 yılında matbaanın şirkete dönüşmesi üzerine bir ortak bulunması zorunluluğu nedeniyle kendisinin sembolik olan yüzde iki pay ile zaten işçi olarak çalıştığı şirkete ortak yapıldığına ilişkin savunmalarının yine ticaret sicil müdürlüğünden temin edilen belgelerle uyumlu olduğunun görüldüğü, kaldı ki, sanığın çalıştığı söz konusu matbaanın ticari işletme görünümü altında bulunmakla birlikte doğrudan terör örgütü adına faaliyet gösterdiği ve bu örgüt ile organik bağlantısının bulunduğu, bu kapsamda söz konusu matbaanın bizatihi örgüte ait dokümanların basım ve çoğaltılmasına tahsis edildiği yahut çoğunlukla bu amaçla kullanıldığına dair suç tarihi itibariyle ve halen yürütülen herhangi bir soruşturma olmadığı gibi bu hususta açık ve somut bir iddia ve delil de ortaya konulmadığı, ayrıca, sanığın çalıştığı iş yerinin yazıhane bölümünde ele geçen ve bir tanesinde örgütün Erzurum yapılanmasının önde gelen isimlerinden olduğu iddiasıyla hakkında örgüt yöneticiliği suçundan soruşturma yürütüldüğü bilinen Ü. Ü. isimli ve “H. Hoca” olarak bilinen kişinin bu isminin de geçtiği, ancak içeriklerinin açıkça suç teşkil ettiğine ilişkin bir veriye ulaşılamayan belgelerin iş yerinin asıl sahibi S. G.’e ait olduğuna ilişkin savunmalarının aksine herhangi bir bulguya rastlandığı,
Bu haliyle, sanığın kanıtlanan eyleminin, hakkındaki evrak tefrik edilen firari sanık S. G.’in kendisini çağırarak hakkında başlatılacak bir soruşturmada delil olabileceğini düşündüğü örgüt elebaşı …’in görüntü ve seslerine ilişkin kaset ve CD’leri koyduğu kolileri saklaması için verdiği sanığın bunları alarak çalıştığı iş yerine götürmek ve iş yerinde bulunan ve bizzat kullandığı bilgisayarda yine … isimli şahsa ait ses ve görüntü içerikli videoları bulundurmaktan ibaret olduğu, söz konusu olayın 15 Temmuz 2016 tarihinde hain terör örgütü tarafından gerçekleştirmek istenen darbe girişiminde önce gerçekleşmiş olması, bu tarih itibariyle ve halen terör örgütü elebaşına ait ses ve görüntüleri bulundurmanın tek başına terör örgütü üyeliği için delil teşkil etmemekle birlikte, ilgililerin terör örgütüne sempati duyduğunu gösteren özelliği nedeniyle başka delillerle birlikte terör örgütüne üye olmak için aranan “eylemlerin çeşitli olması” kriteri içerisinde değerlendirilebilecek olması ile ihbar tutanağında sanık S. G.’in açıkça hakkında yapılacak bir soruşturmadan duyduğu rahatsızlık ve bundan kurtulmak için söz konusu kolileri sanığa verdiğini ifade ettiğinin belirtilmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, bilgisayarında ele geçirilen …’e ait görüntüler itibariyle terör örgütüne sempati duyduğu açıkça anlaşılan, ancak terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna veya gösterdiği sürekli, çeşitli ve yoğun eylemler itibariyle terör örgütüne üye olduğuna dair cezalandırılmasına yeterli delil bulunmayan sanığın, gerek …’a verdiği dokümanlar ve bunları verirken kullandığı ifadeler gerekse de yazıhanesinde ele geçirilen notlar itibariyle söz konusu terör örgütü ile irtibatlı olduğu anlaşılan S. G. isimli şahıs aleyhine delil olabilecek kolileri iş yerine götürüp muhafaza etmek şeklindeki eyleminin, sanığın S. G.’i ve ilişkilerini biliyor olması da gözetildiğinde terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… Özel Kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s. 280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220 nci maddesinin 7 nci fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242,
Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
b) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye devredilen ve 22.07.2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığı ya da örgütsel bir faaliyet icra ettiği hususunda herhangi bir olgu ya da delil bulunmayan, inceleme dışı S. G.’ye ait şirketin sembolik hissedarı olan ve iş bu şirket bünyesindeki matbaada işçi olarak çalışan, FETÖ/PDY terör örgütüne yönelik ülke genelinde ceza soruşturmalarının başlaması ve iş yeri sahibi S.G.’nin, 13.11.2015 günü İstanbul iline giderken, “… de listede adımız var, bir an önce bu şeylerden kurtulmamız lazım” diyerek evinde bulunan 3 koli ve 1 dosyayı anılan matbaaya götürmesini istemesi üzerine bahsi geçen kapalı/bantlı kolileri S. G.’nin ikametgahından alarak kamuoyunca da bilinen matbaaya getirip herkes tarafından görülebilecek biçimde bırakan, aksi kanıtlanamayan savunmaya nazaran taşınan kapalı koliler içinde ne olduğunu bilmeyen, S.G. ile aralarındaki işçi-işveren ilişkisinin gereği olarak hayatın olağan akışı içerisinde gerçekleştirdiği nakil sonrası materyallerin saklanması gibi sıradışı bir davranışı tespit edilemeyen sanığın örgüte yardım etmek kastıyla da hareket ettiğine ilişkin kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olması nedeniyle ispat edilemeyen müsnet suçtan beraati yerine, olgu ve delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde ve yerinde olmayan gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince, silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan hüküm kurulurken belirlenen cezanın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi gereğince indirilmesi sonucunda netice hapis cezanın, “1 yıl 13 ay” yerine “2 yıl 1 ay” olarak yanlış hesaplanmak suretiyle fazla cezaya hükmolunması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.11.2017 tarihli ve 2017/1247 Esas, 2017/1539 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …