YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6867
KARAR NO : 2023/1976
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz İsteminin Esastan Reddi ile Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.02.2018 tarihli ve 2017/156 Esas, 2018/25 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 3 ve 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. …. Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.06.2018 tarihli ve 2018/1033 Esas, 2018/1283 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.04.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Sanığın ByLock USER ID ve içerik bilgisine ulaşılamadığına, CGNAT kayıtlarının ByLock kullanıcısı olduğunu göstermediğine, buna ilişkin tüm deliller toplanmadan karar verilmesinin hatalı olduğuna,
2.Dijital materyallerin incelemesinin yapılmadığına,
3.Sanığın örgüt içerisindeki konumu ve görevinin belirlenmediğine,
4.Suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına,
5.ByLock kullanımı iddiasının olduğu tarihte iddia olunan örgütün bir terör örgütü olduğu ile ilgili bir yargı kararının bulunmadığına,
6.Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller,sanık savunması ile tüm dosya kapsamına göre:
Sanık … hakkında belirlenemeyen bir zaman diliminde silahlı terör örgütü olan FETÖ/PDY ile irtibat kurduğu ve terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock programını telefonuna yükleyerek kullandığı, örgüt hiyerarşisine dahil olduğu, terör örgütü ile organik bağ kurduğu ve bu suretlede FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediğinden bahisle iddianamede gösterilen sevk maddeleri uyarınca cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmasında özetle atılı suçlamayı kabul etmediğini, ByLock programı kullanmadığını, hiç bir örgütle ilgisinin olmadığını, kendisinde bylock’un tespit edilmesinin IP çakışmasından kaynaklandığını, AVEA Firmasının aynı statik IP’yi 100 ya da 150 kişiye verdiğini, bu nedenle de kendisinin böyle bir program kullanmış gibi göründüğünü ayrıca gazete, dergi aboneliğinin bulunmadığını, Bank Asyada hesabının olmadığını belirterek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
ByLock iletişim sistemine savunmasında belirttiği üzere kendisi bizzat telefonuna yükleyerek sistemin bu özelliğini bilerek dahil olan sanığın kendisine ait (0505) (…) (..) (..) numaralı GSM hattı ile ilk kez 20.09.2014 tarihinde tespit edildiği üzere yukarıda numaraları belirtilen ByLock uygulamasının 9 adet IP adresine sahip sunucu üzerinden 19 kez giriş yaptığı, ayrıca sanığın 2012-2014 yıllarında FETÖ/PDY terör örgütünün sohbet toplantılarına katıldığının tanık A. A.’nın beyanlarından anlaşıldığı, böylece BTK’dan gelen yazı cevabı, tanık A. A. beyanı, ByLock kullanımına ilişkin yapılan tespitler ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olup örgütün sohbet toplantılarına katıldığı, terör örgütü ile organik bağ kurarak örgüt hiyerarşisine dahil olduğu, örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock programını kullanarak sisteme 19 kez giriş yaptığı anlaşılmış, dolayısıyla silahlı terör örgütüne üye olmak suçuna ilişkin olarak Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, aranan unsurlardan olan davranışların örgüt adına süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk unsurlarını taşımasının gerçekleşmiş olması nedenle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kanaatine varılarak bu suçtan cezalandırılması cihetine gidilmiş, her ne kadar sanık suçlamayı kabul etmemiş ise de tanık beyanları, BTK kayıtları, bylock tespiti ve tüm dosya kapsamı gözetilerek savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilerek itibar edilmemiş, sanığa verilen cezadan TCK’nın 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim yapılmış ve açıklamalar doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, silahlı terör örgütü üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olması, suç tarihinin TCK 67/2-a maddesi gereğince temadiyi kesen ilk işlemlerden sanığın Cumhuriyet Savcılığında ifadesinin alınma tarihi olan “28.11.2016” yerine “14.03.2017” olarak yazılmasının mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olduğu kabul edilmiştir.
Sanıktan elde edilen dijital delillerin Mersin Emniyet Müdürlüğüne gönderilmesi için sarfedilen 384,50 TL ile CD inceleme Bilirkişi ücreti 100 TL’nin yargılama gideri olarak sanıktan tahsiline karar verilmesi gerekirken, bu hususta karar verilmemesi aleyhe istinaf talebi olmadığından düzeltme nedeni yapılmamıştır.
Aydıncık Adli Emanetinin 2016/32-33 sırasında kayıtlı emanet eşyalar hakkında mahkemesince her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın suçunun sübutunun kabulünde, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç vasfının tayininde, cezanın belirlenmesinde, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesinin takdirinde, savunmasının inandırıcı gerekçelerle red edilmesinde ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-)UYAP kayıtlarının incelenmesinden; sanık hakkında Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2020/157 Esas sayılı dosyası ile “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik” suçlarından 10.06.2020 tarihli iddianame ile dava açıldığı, dava dosyasının Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’nin 2022/93 Esas numarasına kaydedildiği görülmekle; mükerrer yargılamanın ve cezalandırılmanın önlenmesi bakımından sanık hakkındaki belirtilen dava dosyasının getirtilerek derdest olması halinde birleştirme hususunun değerlendirilmesi, karar verilip kesinleşmiş olması durumunda ise dosyanın aslı veya Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde onaylı örneği dosya arasına alındıktan sonra birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle,
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, söz konusu ölçütler doğrultusunda ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili yerlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilmesi, ayrıca temyiz aşamasında dosyaya gelen Y. B. isimli şahsın beyanlarının ve dijital materyallere ilişkin içerik çıkartma raporunun 5271 sayılı Kanun’un 217 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, gerekirse beyan sahibinin tanık olarak dinlenildikten sonra deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 13.06.2018 tarihli ve 2018/1033 Esas, 2018/1283 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.