Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/7099 E. 2023/4863 K. 06.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7099
KARAR NO : 2023/4863
KARAR TARİHİ : 06.07.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.12.2017 tarihli ve 2017/521 Esas, 2017/214 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin altıncı ve dokuzuncu fıkrası uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.06.2018 tarihli ve 2018/1255 Esas, 2018/1687 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 01.05.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1.Usul ve kanuna aykırı karar verildiğine,
2.Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,
3.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak;
Ayrıntıları Dairemizin 26.10.2017 tarih ve 2017/1809 Esas, 2017/5155 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir.(…, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır(… özel kısım syf. 263-266, … İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280).
Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 Esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında;
ByLock kullanıcısı olduğu ve kod adı kullandığı tespit edilemeyen, Bank … kullanımı rutin olan, örgütle organik bağ içine girip süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerde bulunduğu tespit edilemeyen sanığın, silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, dosyaya yansıyan faaliyetleri dikkate alındığında sanığın eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde olduğu gözetilmeden atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde sadece TCK’nın 58/9 uncu maddesinin gösterilmesi gerekirken, anılan maddenin atıf maddesi olarak kabulü ile uygulama yeri bulunmayan TCK’nın 58/6 ncı maddesi gereğince tekerrür uygulanmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 07.06.2018 tarihli ve 2018/1255 Esas, 2018/1687 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.07.2023 tarihinde karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY
Sayın çoğunluğun “sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle organik bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde kesin kanaat verici delil bulunmadığı halde, delillerin değerlendirilmesinde yanılgı sonucu beraat yerine yazılı olduğu gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi” şeklindeki düşüncesine iştirak edilmemiştir.
İncelenen dosya kapsamından;
… Cumhuriyet Başsavcılığının 13/06/2017 tarih ve 2017/22074 esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında “FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olmak” suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 53, 58/9, 63 ve 3713 sayılı TMK’nın 5. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda … 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.12.2017 tarih ve 2017/521 E. – 2017/214 K. sayılı ilamıyla sanık hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan 6 Yıl 3 Ay Hapis cezası ile cezalandırılmasına yönelik hüküm kurulduğu, bu karara karşı sanık müdafi tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 07.06.2018 tarih ve 2018/1255 E. – 2018/1687 K. sayılı kararıyla “istinaf başvurusunun esastan reddine” dair karar verildiği, bu kezde sanık ve müdafinin yasal süresi içerisinde anılan kararı temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 06.07.2023 tarih ve 2021/7079 E. – 2023/4863 K. sayılı ilamıyla “sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle organik bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde kesin kanaat verici delil bulunmadığı halde, delillerin değerlendirilmesinde yanılgı sonucu beraat yerine yazılı olduğu gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi” gerekçesiyle temyiz isteminin kabulüyle hükmün bozulmasına karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlığı oluşturan tartışmanın konusunu; “sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle organik bağ kurarak hiyerarşisine dahil olup olmadığına ilişkin dosya içerisinde mahkumiyetine yeterli kesin kanaat verici delil bulunup bulunmadığı” hususu oluşturmaktadır.
Örgüte üye olmaktan anlaşılması gereken, örgütü kuranlar veya yönetenler dışında kalmakla beraber, örgütün amaçlarını benimseyerek verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaktır. Failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olup olmadığı, bu örgütsel pozisyonun doğrudan doğruya ortaya konulması veya failin eylem ve faaliyetlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu ya da eylemin niteliğinden hareketle belirlenir.
Silahlı terör örgütlerinin silahlı kanatlarında faaliyet gösteren üyeleri olabileceği gibi, silahsız kanatlarında, kırsalda ya da yerleşim yerlerinde faaliyet gösteren üyeleri de olabilir. Örgüt üyeliğini kabulde asıl olan, failin nerede ve hangi faaliyette bulunduğu değil terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olup olmadığıdır. Silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısında yer alan herhangi bir kesime dahil olmakla silahlı terör örgütüne üye olma suçu tamamlanacak olup, üye olmak bakımından bu kesimlerden herhangi birine hiyerarşik olarak dahil olmak arasında bir fark bulunmadığı gibi hiyerarşik yapıya dahil olduktan sonra bu kesimlerin birinden diğerine aktarılmak da silahlı örgüt içinde görev ve yer değişikliği olarak anlaşılmalıdır.
Örgüte katılanın örgüte bir katkı sağlaması gerekir. Bu katkının maddi olması ise şart değildir. Kişinin verilen görevleri yerine getirmeye hazır olması da örgütü güçlendiren bir durumdur. Bu kişinin sadece varlığı bile üye olmak için yeterli olacaktır. Böylece örgüte üye olma fiili, örgüte kendi gücünü, enerjisini sunma, istendiği zaman kendisinden yararlanılabileceğini kabul etme, örgütü en azından potansiyel olarak güçlendirme şeklinde açıklanabilir.
Örgüt üyesinin üyelikten cezalandırılabilmesi için örgütün amaçları doğrultusunda bir suç işlemesi gerekmez. Örgüt üyeliği başlı başına cezalandırılan bir suçtur.
Diğer yandan örgüt üyesinin faaliyetinin mutlaka örgüt tarafından gerçekleştirilen suçlara katılma şeklinde olması da gerekmez. Üyeler arasında bilgi alışverişi, haber, istihbarat toplama, lojistik destek sağlama, örgütsel planlara katkı sağlama gibi faaliyetleri gerçekleştirenler de örgüt üyesidir.
Yukarıdaki açıklamalar ve dosyaya yansıyan somut olay irdelendiğinde;
Özellikle bir kısım tanık beyanlarından da görüleceği üzere, … İlçe yapılanmasında yer alan ve örgüte ait evlerin kontrol ve takibinden sorumlu olan sanığın, örgütle iltisaklı dershanelerde 12 yıldan fazla bir süredir farklı iller olmak üzere örgüt içi tayinle çalışması, yapılan aramada ikametinde çok sayıda örgütsel dökümanın ele geçirilmesi, kendi savunmalarında da kabul ettiği üzere örgütsel iletişim ağı olan kakaotalk programını kullanması nazara alındığında; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle organik bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu, örgüt üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği açıkça ortadadır.
Bu kapsamda;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı belirlenmekle; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek hükmün ONANMASINA karar verilmesi gerekmektedir.

Bu cihetlerle;
Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği anlaşılmakla, sayın çoğunluğun “sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle organik bağ kurarak hiyerarşisine dahil olduğu yönünde kesin kanaat verici delil bulunmadığı halde, delillerin değerlendirilmesinde yanılgı sonucu beraat yerine yazılı olduğu gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi” şeklindeki düşüncesine iştirak edilmemiştir.