Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/7273 E. 2023/3485 K. 25.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7273
KARAR NO : 2023/3485
KARAR TARİHİ : 25.05.2023

¸

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2018 tarihli ve 2017/123 Esas, 2018/17 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 19.09.2018 tarihli ve 2018/1128 Esas, 2018/1361 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 04.05.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle;
1.Somut ve geçerli bir delile yer olmadan, KOM Daire Başkanlığından gelen ByLock sorgulama raporuna ve iki adet tanık beyanına dayanılarak sanık hakkında hüküm verildiğine,
2.Sanığın terör örgütü ile organik bir bağının bulunmadığına, suçun kanuni unsurlarının oluşmadığına,
3.Hakkında hiçbir araştırma yapılmadan tanık beyanlarının esas alındığına,
4.Sanığın ByLock kullanmadığına, ByLock programının hukuki delil mahiyeti taşımadığına, USER ID ve içerik bilgisini içeren ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı olmadan karar verildiğine,
5.Hakkındaki soruşturmanın Anayasa’nın 159/9 uncu maddesine uygun olarak başlatılmadığına, maddede belirtilen gereklerin yerine getirilmediğine,
6.Davanın yetkili mahkemede açılmadığına,
7.Hakkındaki davada, Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinde ana dava olarak görülmekte olan “Çatı Davası”nın sonucunun beklenerek bekletici mesele yapılması gerektiğine,
8.Yazılı veya sözlü savunması alınmadan meslekten çıkarıldığına,
9.Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ve temyiz dilekçelerinde belirtilen sair temyiz sebeplerine ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Silahlı terör örgütü olarak kabul edilen Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası örgüt üyelerinin tespitine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında İstanbul Anadolu Cumhuriyet savcısı olarak 109763 sicil numarasıyla görev yapmakta iken birer sureti dosya içerisinde bulunan Hakimler ve savcılar Yüksek Kurulu 2. Dairesinin 16.07.2016 tarih 2016/345 sayılı görevden uzaklaştırma kararı ile tedbiren üç ay süre ile görevden uzaklaştırılan ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun 24.08.2016 tarih 2016/426 sayılı Kararı ile meslekten çıkarılan sanık hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, tanık sıfatıyla beyanları alınan …’nün yeminli ifadesinde sanığın 2006-2007 yıllarında staj döneminde bu örgüte ait evlerde kaldığını,….’nin ise yeminli ifadesinde sanık ile 2002 yılında örgüte ait bir evde karşılaştığını beyan ettikleri, dosya içerisinde mevcut olan Emniyet Genel Müdürlüğü KOM Daire Başkanlığı’ndan gönderilen ByLock sorgulama raporu ve BTK’dan gelen 26.09.2017 tarihli internet HTS kayıtları içeriğine göre yukarıda özellikleri ayrıntılı olarak anlatılan ByLock isimli haberleşme programını sanığın kendisi adına kayıtlı ve bizzat kendisi tarafından kullanılan (0533) (…) (..) (..) numaralı telefon hattı üzerinden ilk tespitin yapıldığı 23.09.2014 tarihi ile son tespitin yapıldığı 11.02.2015 tarihleri arasında … IMEI nolu telefon cihazını kullanarak ve ByLock’un serverına bağlanılan 46.166.160.137 numaralı hedef IP üzerinden ByLock programı ile ilgili 108 kez sinyal alıp vermek suretiyle kullandığı anlaşılmış, olayın oluşu mahkememizce bu şekilde sabit kabul edilmiştir.
Sanığın bu yapının terör örgütü olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun düşmemesi, hal böyle iken sanığın örgütle irtibatını kesmek yerine ByLock isimli programı kullanmaya başlamak suretiyle gizlilik içinde örgütle irtibatını devam ettirmesinin, örgütsel talimat almaya dönük olduğu, keza tanık anlatımlarına göre 2002, 2006 ve 2007 yıllarında bu örgüte ait evlerde bulunduğu veya kaldığı anlaşılan sanığın ByLock tespitinin yapıldığı 2014-2015 yıllarına kadar geçen süre içerisinde örgüt ile olan bağını devam ettirdiğinin anlaşıldığı, böylece sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu işlediği, müstakilen suç oluşturan bir eylemi tespit edilememiş olsa da devlet ve toplum için tehlikeli olduğu, vehamet arz eden eylemler gerçekleştirdiği kabul edilen bir örgütün üyesi olması nedeniyle tehlike suçu olarak düzenlenmiş silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılması gerektiği kanaatine varılmış, sanık hakkında ceza tayin edilirken özellikle suç tarihinde hakim olarak görev yapan sanığın, örgütün yargı yapılanması içerisindeki etkin konumu, söz konusu örgütün amacını gerçekleştirmeye yönelik pek çok eylemini yargı içerisindeki yapılanması üzerinden gerçekleştirmesi sebebiyle, “tehlikelilik” unsurunun bu sanık yönünden daha ağır bir biçimde gerçekleşmiş olması dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle ceza belirlenmiş, açıklanan tüm bu nedenlerle hüküm tesisi cihetine gidilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, başvuruda bulunan sanık ve sanık müdafiin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK’nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarihli ve … sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle,
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, söz konusu ölçütler doğrultusunda ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, temyiz aşamasında dosyaya gelen ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 19.09.2018 tarihli ve 2018/1128 Esas ve 2018/1361 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.05.2023 tarihinde karar verildi.