YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7882
KARAR NO : 2021/9230
KARAR TARİHİ : 04.10.2021
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç :Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak,
Hüküm : Yeniden yargılama sonunda; 765 sayılı TCK’nın 125, 59/2, 31, 33, 40 maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.03.2021 tarih ve 2019/214 – 2021/180 sayılı yeniden yargılama sonucunda hükümlü hakkında verilen karar müdafii tarafından temyiz edilmekle;
I-Yargılamanın Yenilenmesi
A)Genel Olarak:
Kesin hükümde yer alan adli hataların düzeltilmesine ve hükümlü hakkında aynı fiil nedeniyle tekrar muhakeme yapılmasına imkan tanıyan yargılamanın yenilenmesi, olağanüstü kanun yollarının bir çeşidini oluşturmaktadır.
Kesin hüküm; doğruluğu hukuken kabul edilen ve artık tartışılmayan bir mahkeme kararıdır. İstisnai olsa da uyuşmazlığın çözümünde “adli hata” denilen yanlışlıklar yapılmış olduğu sonradan öğrenilebilir. Bazı önemli hataların giderilebilmesi ve hakikatin araştırılması bu şekilde maddi gerçeğe ulaşılabilmesi “olağanüstü kanun yolu” ile mümkün olabilecektir.
“Bu yolun istisnai olarak kabul edilmesinin nedeni, doğruluğu hukuken tartışılmayan “kesin hükmün” temellerinin bazı hallerde sarsılmış olması hükmün artık bu temel üzerinde oturmasının mümkün olmamasına dayanmaktadır. Hukuk barışının ve güvenliğinin sağlanması ne kadar önemli ise de, hukuka olan güvenin sağlanması da en az bu kadar önemlidir. Temelleri olmayan bir hüküm hukuk düzeni tarafından kabul edilemez. Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi yolu, sadece çok istisnai hallerde mahkeme kararı ile açılabilmektedir.” (Yenisey-Nuhoğlu, CMK 4. baskı 962. syf.)
Maddi gerçeğe ulaşmayı hedefleyen ceza muhakemesinde verilen ve kesinleşen hükmün sonradan maddi gerçeğe uyumlu olmadığı anlaşıldığı halde, kararın infazının aynı şekilde sürdürülebilmesi adli hatadan vazgeçilmemesi, diğer bir anlatımla yeni ortaya çıkan bu durumların görmemezlikten gelinmesi, bir hukuk devletinde kabul edilemez. Her şeyden önce kesinleşmiş bir hükmün, doğru ve maddi bir gerçeğe uygun olduğu, yargılamanın hukuka uygun yürütüldüğü, meşru olduğu, adaletin tecelli ettiği varsayımının bu konudaki inancın kamu vicdanında tahribata uğraması, bozulan hukuk düzeninin yeniden tesis edilmesi ve hukuk barışının yeniden sağlanmasını zorunlu kılar.
İstisnai nedenlerle yargılamanın yenilenmesine karar verildikten sonra yapılacak yargılamada izlenecek yol; yeni bir yargılamada olduğu gibi deliller toplanabilir. Re’sen araştırma ilkesi sonucu olarak yenilenme sebebine bağlı olmaksızın başvuruda belirtilen delillerin dışında da delil toplanabilir. Toplanan deliller karar yerinde tartışılıp suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasında bağ kurulmalı, bir başka deyişle bu delillerle önceden bu sonuca varıldığı anlatılmalı, suçun nitelendirilmesi yapılarak yenilenen yargılamanın daha önce yapılıp bitirilen yargılama sonucunda ulaşılan sonuçları değiştirecek bir yenilik getirip getirmediği duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir (Ünver- Hakeri CMK şerhi).
Yargılamanın yenilenmesinin istisnai kanun yolu olduğu Yargıtay CGK’nın 11.03.2014 tarih, 2012/3-909 Esas, 2014/121 sayılı kararında, “Yargılamanın yenilenmesindeki amaç kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde, gerçeğin araştırılması böylece toplumun ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenileme talebini dikkate alınması söz konusu olmayacaktır.” şeklinde vurgulanmıştır.
B)Yasal Düzenleme:
Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi nedenleri CMK 311. maddede tek tek sayılmıştır.
(1)Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a)Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b)Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c)Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d)Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e)Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f)Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
(2)Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.
Geçici Madde 2 – (Ek: 11.4.2013-6459/21 md.)
(1) İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle bir ceza hükmünün verildiğini tespit eden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararlarından, 15.6.2012 tarihi itibarıyla Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından bu Kanunun 311’inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz. Bu durumda olanlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunabilirler.
Görüldüğü üzere, yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden birisi de “ceza hükmünün, insan hakları ve ana hürriyetleri korumaya dair sözleşmenin veya ekli protokollerinin ihlali sureti ile verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması” dır. (m.311/1-f )
Bu halde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
CMK’na 11.04.2013 tarih, 6459 sayılı Kanunla eklenen geçici 2. maddesi gereğince “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ihlalin tespitine dair kesinleşmiş kararlardan 15.06.2012 tarih itibariyle Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi önünde denetlenmekte bulunanlar bakımından CMK. 311/2. fıkra uygulanmayacaktır.
Yenilenme talebinde bulunabilmek için cezanın infaz edilmemiş olması ya da hükümlünün sağ olması şart değildir. Yargılamanın yenilenmesi isteminde hükümlünün bulunabileceği gibi, sağ olmaması halinde eşi, üst veya alt soyu, kardeşleri, şayet bu kişiler mevcut değilse Adalet Bakanı talepte bulunabilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda; Hükümlü … ve bir kısım diğer sanıklar hakkında Adana Kapatılan 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK’nın 250. Maddesi İle Yetkili) 22.06.2007 tarih ve 2006/338-2007/105 sayılı kararıyla Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan 765 sayılı TCK’nın 125. maddesi gereğince mahkumiyet kararı verildiği, bu kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 2008/14771 Esas, 2009/1398 Karar sayılı ilamıyla onandığı, iş bu karara ilişkin hükümlü ve müdafii tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gidildiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 5 Eylül 2017- 05.12.2017 tarihli 46661/09 başvuru nolu, Bozkaya- Türkiyeye kararında: adil yargılanma hakkı kapsamındaki avukata erişim ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin belirtildiği, iş bu karar gereği ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere hükümlü müdafi tarafından başvuruda bulunulması üzerine Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2019 tarihli ve 2006/3- 2007/1 sayılı ek kararıyla CMK’nın 318 maddesi gereğince yargılanmanın yenilenmesi isteminin kabule değer bulunduğuna karar verildiği, Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yeniden yargılama neticesinde, anılan mahkemenin 09.03.2021 tarihli ve 2019/214-2021/180 sayılı kararıyla sanığın 765 sayılı TCK’nın 125, 59/2, 31, 33, 5252 sayılı Kanun, 765 sayılı Kanunun 40. maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmakla;
Oluş, sanık savunmaları, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamına göre; Aynı dosyada yer alan sanık …’ın hazırlık ifadesi ile HTS kayıtlarının sanığın soruşturma aşamasındaki (sorgu hakimliği dahil) ifadelerini doğrulaması, yine tanık …’ın aşama beyanları bir bütün olarak nazara alındığında; yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddine, ancak;
Yeniden Yargılanma neticesinde Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında hüküm kurulurken;
“1)Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 15.02.2009 tarih ve 2008/14771-2009/1398 sayılı ilamı ile onanan Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 22.06.2007 tarih ve 2006/338 esas, 2007/105 sayılı kararının CMK 323/1 maddesi gereğince ONAYLANMASINA,
2)Hükümlü hakkındaki İNFAZIN AYNEN DEVAMINA,” şeklinde bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılması gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasındaki;
“1-Sanık …’nın eylemleri sabit ve vahim nitelikti kabul edildiğinden; sanığa 765 sayılı TCK’nın 125 maddesi veya 5237 sayılı Kanunun 302 maddesindeki Devletin Birliğini ve Bütünlüğünü Bozmak suçu ile diğer bireysel suçlarına uygulanacak ve her bir olay için ayrı ceza teşkil edecek hükümler uygulandığından 765 sayılı TCK sanık lehine görüldüğünden,
-Sanığın eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 125 md. gereğince AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET AĞIR HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Sanığa verilen cezanın 765 sayılı TCK’nın 59/2 md. gereğince indirim yapılmak suretiyle sanığın MÜEBBET AĞIR HAPİS CEZASINA İNDİRİLMESİNE,
-Sanık hakkında 765 sayılı TCK.nun 31 ve 33 md.lerinin tatbikine, infaz sırasında medeni yasanın 471 md.sinin nazara alınmasına,
-Sanığa verilen müebbet ağır hapis cezasının 5252 s.k. gereğince MÜEBBET HAPİS CEZASINA ÇEVRİLMESİNE,
-Sanığın tutukta geçen sürelerinin 765 sayılı TCK.nun 40 md. gereğince tutuklulukta ve hükümlülükte geçirdiği sürelerinden MAHSUBUNA,
-Sanığa verilen toplam ceza miktarı itibariyle hükmün İNFAZININ DURDURULMASI TALEBİNİN REDDİNE,
-Sanığa verilen ceza miktarı itibariyle verilen kararın RESEN Temyize tabi olduğunun ihtarına,” ibarelerinin çıkarılıp yerine “1)Hükümlü … hakkında; Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 18.02.2009 tarih ve 2008/14741 – 2009/1998 sayılı ilamı ile onanan Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. Madde ile görevli) 22.06.2007 tarih ve 2006/338 esas, 2007/105 sayılı kararının CMK 323/1 maddesi gereğince aynen ONAYLANMASINA,
2)Hükümlü hakkındaki İNFAZIN AYNEN DEVAMINA,” ibarelerinin yazılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.