Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/8083 E. 2023/380 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8083
KARAR NO : 2023/380
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/1095 E., 2018/1222 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.12.2017 tarihli ve 2017/160 Esas, 2017/12 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.05.2018 tarihli ve 2018/1095 Esas, 2018/1222 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.06.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın yargılama aşamasında ByLock programına yönelik açıklamalarının kullandığına yönelik olmayıp, sadece yüklenmesine ilişkin olduğunu, programın cep telefonuna indirilmesi yönündeki sanığın kabulünün, örgüt üyeliği suçunun oluşması için yeterli olmadığını, baz istasyonu bilgilerinde çelişki ve tutarsızlık olduğunu, sanığın ByLock kullandığına yönelik içerik ve ID bulunmadığını, dernek üyeliğinin terör örgütü üyeliği suçunun delili olamayacağını, suçun manevi unsuru olan kastın oluşmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesi, Antalya Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yapan sanığın, … İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünün ByLock araştırma raporunda, T.C.Kimlik No:…, GSM Numarası:507 (…) (..) (..), IMEI No:…, İlk Tespit Tarihi: 11.08.2014 olarak kayıtlı olduğunun tespit edilmesi, ByLock tespitinin teknik verilerle ispatı hususu kapsamında, BTK’dan gelen karşı IP bilgilerini gösteren müzekkere cevabına göre, “Baltic Servers” isimli firmadan kiralanan birden fazla Hedef IP numarasından biri oln … nolu IP üzerinden, sanığın kullanımında olan 507 (…) (..) (..) nolu hat ile 11.08.2014-05.12.2014 tarihleri arasında 835 adet sinyal bilgisinin bulunduğu, sinyal bilgisi alınan baz istasyonlarının çoğunlukla sanığın yaşadığı ve ofisinin bulunduğu, işi nedeniyle gidip geldiği yerler olduğunun sanık tarafından da doğrulanması buna göre sanığın münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin kendi aralarında gizli haberleşmek için oluşturulan ve örgüt üyesi olmayan kişilerin kullanma imkanı olmayan ByLock haberleşme programını kullandığı kendi ikrarıyla da sabit olduğunu, sanığın KHK ile kapatılan Kural Hukukçular Birliği Derneğindeki 2016 yılına kadar süregelen yaklaşık 10 yıllık üyeliğinin sanık hakkındaki kanaati destekler nitelikte olduğunu kabul ederek sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın savunmasında da ifade ettiği üzere sosyal açıdan etkin bir kişiliğe sahip olması, bahsi geçen derneğe uzun süre gidip gelmesi, söz konusu dernekte aynı suçtan yargılanmakta olan birçok avukatın faaliyette bulunması karşısında sanığın yalnızca kendisine ByLock isimli programı yükleyen ve firari durumda bulunan … isimli şahsın ismini vermesi, sanığın konumuyla birlikte değerlendirildiğinde örgüte ilişkin olarak bildiklerinin bununla sınırlı olmadığına ve sanığın bu hususta samimi olmadığına kanaat getirilerek TCK 221 inci maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümleri uygulanmamıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1-) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olduğunun kabul edildiği dikkate alınarak, somut dosyada sanığın ByLock kullanıcısı olup olmadığının atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında; temyiz aşamasında dosya içerisine konulduğu anlaşılan ve sanığın ByLock kullanıcısı olduğunu bildiren ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyecekleri sorulduktan sonra değerlendirilme yapılması,
2-) Dosyaya sonradan gelen ByLock değerlendirme tespit tutanağında sanığın listesinde ekli bulunan kişilerin dosyaları getirtilerek sanık hakkında bir beyanda bulunup bulunmadığının, ByLock eklenen kişilerde ekli olup olmadığının araştırılması, ayrıca UYAP veri havuzunda sanık hakkında herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığı araştırılıp bulunması halinde beyan ve ifadelerin onaylı örneklerinin dosya arasına getirilip duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, gerekirse tanık olarak dinlenildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.05.2018 tarihli ve 2018/1095 Esas, 2018/1222 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.01.2023 tarihinde karar verildi.