YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9488
KARAR NO : 2023/3232
KARAR TARİHİ : 16.05.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/2123 E., 2018/2065 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.03.2018 tarih ve 2017/272 Esas ve 2018/96 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5327 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 9 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2018/2123 Esas, 2018/2065 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesi hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 280/2 nci maddesi gereğince KALDIRILARAK sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesi, 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; “…Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve yerel mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, kanuni ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, aşağıda belirtilen düzeltme nedeni dışında usul ve kanuna uygun olan yerel mahkeme hükmüne yönelik
Sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar CMK’nın 288 ve 289 uncu maddeleri kapsamında olmadığından ve yerinde görülmediğinden CMK nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının ESASTAN REDDİ,
Ancak,
Bölge Adliye Mahkemesince örgüt mensubu olduğuna karar verilen sanık hakkında hüküm kurulurken 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci madde ve fıkrası uyarınca artırım yapılması gerekirken 5 inci maddesi gereğince artırım yapılarak hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmeyip CMK’nın 303/1-c maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün ikinci bendinden “ 3713 sayılı Kanunun 5 maddesi” ibaresinin çıkarılarak yerine “3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi” yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASI…” görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle;
*Sanığın etkin pişmanlıktan faydalandırılması talebi ve sair hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonucunda “…Bu açıklamalar ışığında; sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu terör örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan ByLock iletişim sistemine örgüt talimatı ile dahil olduğu ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla bu ağı yoğun ve kesintisiz bir şekilde GSM hattında kullandığı her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak şekilde teknik veriler ile ispatlandığı, ByLock iletişim sisteminin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih ve 2017/16.MD-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararında ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği kararı, 2017/1800 Esas ve 2017/4837 sayılı Kararı ve 2017/1443 Esas, 2017/4758 sayılı Kararlarında belirtildiği üzere kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olduğu, sanığın örgütsel amaç ve faaliyet kapsamında yedi kez yurt dışına çıktığı, gerçekte örgütün dayanışması, hücrelerin görevlendirilmesi, örgüt içi disiplinin sağlanması, talimatların alt birimlere ulaşması, örgütün günlük olaylar karşısında geliştireceği tavrın tespit edilerek herkese tebliğ edilmesi vb. gibi örgüt açısından hayati önemde faaliyetlerin yürütüldüğü bu nedenle devamlılığı örgüt için büyük önem arz eden örgüt toplantılarına katıldığı, ByLock yazışma içeriklerine örgüt mensubu diğer ByLock kullanıcıları ile ByLock üzerinden iletişim halinde olduğu, tüm bunlara göre örgütün hiyerarşik yapısı içinde yer aldığı anlaşılmakla sanığın süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren faaliyetleri karşısında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yapısı ve amacı dikkate alındığında sadece örgüt üyeleri tarafından gerçekleştirilebilen faaliyetlerde bulunan sanığın örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerekmekte olup buna göre sanığın örgüt üyesi olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarını benimsediği örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyerek, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimseyerek ve bunu kendi iradesinin önüne geçirdiği, örgüt ile organik bir bağ kurduğu dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın tamamen inkara yönelik olan savunmasına itibar edilmeyerek sanığın atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık hakkında temel cezanın belirlenmesinde, Türk Ceza Kanununun 61 ve 3/1 inci maddeleri gözetilerek sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu terör örgütünün sadakatinden emin olunan bir kısım mensupları tarafından kullanılan ByLock iletişim sistemine örgüt talimatı ile dahil olarak ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla bu ağı kullanıyor olması, ByLock tesipit ve değerlendirme tutanağı içeriği, yurt dışı çıkış kayıtları dikkate alındığında sanığın faaliyetlerinin çeşitliliği karşısında suçun işleniş şekli ve sanığın amaç ve saiki kastın yoğunluğu, mensubu olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ülke ve dünya çapında gerçekleştirdiği örgütlenme itibariyle ortaya koyduğu tehlikenin ağırlığı hususları göz önüne alınarak takdiren asgari hadden uzaklaşılmıştır.
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 maddesi gereğince yarı oranında artırılmıştır.
Sanığın suçtan pişmanlık duymayan ve suçun ortaya çıkmasına ilişkin Mahkemeye yardımcı olmayan tutum ve davranışları (özelllikle ByLock kullandığı yönündeki soyut inkarcı beyanları) göz önüne alınarak sanık hakkında TCK’nın 62 nci maddesi uyarınca takdiren indirim yapılmamıştır..” şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, “…Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, sanığın şirket numaralarından birisi olduğunu, zaman zaman değişmesi nedeniyle şirket elemanlarının da kullandığını belirttiği … 93 66 numaralı GSM hattı ile kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iltişim ağı ByLock’u kullandığı görülmüştür. İçeriklerinde sanığın 483 772 kullanıcı numarası ile ve “akkuş42” kullanıcı adıyla anılan sisteme giriş yapmak suretiyle örgütsel paylaşımda bulunduğu ya da mesaj aldığı anlaşılmış, aksi yöndeki savunmalarının suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, bu durum karşısında dairemizce sanığın teknik olarak da belirlenmiş olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu sonucuna varılmıştır.
Yine bu duruma ilaveten dosyada tanık olarak dinlenmiş olan M.Z. sanığın Bornova bölgesinde mütevelli tabir edilen kişi olduğunu belirtmiş, dairemizce kabul olunduğu üzere mütevelli tabir edilen kişilerin örgüt jargonunda dini sohbet toplantıları dışında, örgütün hayatiyetini devam ettirebilmesi için bir üst katmanda olup, örgüte maddi ve ayni destek sağlamakla kalmayıp bu tür destek sağlayabilecek kimseleri tespitle örgüte kazandırmaya çalışan, özellikli ve ayrıcalıklı olarak konumlandırılmış, örgütün gerçek amacına vakıf, kendilerine sorumluluklar verilmiş kişiler olması karşısında, her ne kadar sanık tarafından bu tanığın beyanı inkar edilmiş ise de, savunmanın kendisini cezalandırmadan kurtarmaya yönelik olduğu, tanığın doğruyu söylememesi ve beyanına itibar olunmaması için dosyaya yansımış bir husus bulunmadığı ve bu nedenle beyanına itibar edilmesi gerektiği, yine dinlenen tanık F.K.’nın da muhtemelen 2012-2013 yıllarında sanığın birkaç toplu organizasyonda gördüğünü beyan ettiği anlaşılmış, bu tanığın beyanı da dikkate alındığında sanığın örgütle öncesinden de gelen bir bağının olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Yine dosya içerisinde bir örneği bulunan örgütün en önemli finans kaynaklarının başında gelen ve bu konuda hiçbir tereddüt bulunmayan Bank … isimli bankada sanığın 27.03.2014 tarihinde hesap açtırdığı görülmektedir. Hesap numarası 4515317 olarak belirlenmiştir. Raporda her ne kadar sanığın hesabının POS işlemleri ile POS satışlarına ait işlemlerin çekilmesi için kullandığı ve başkaca bir banka işlemi yapmadığı belirtilmiş ise de, sanığın belirtilen hesabı açtığı zaman dilimi dikkate alındığında, bu dönemin örgüt liderinin kamuoyuna yansıdığı üzere kısaca varınızı yoğunuz satıp Bankasya’ya yatırın şeklinde özetlenebilecek talimatı ile örgüt üyelerine talimat verdiği döneme isabet etmesi nedeniyle, bu husus sanık aleyhine delil olarak kabul edilmiştir. Sanığın bu hesabına 2014 yılının Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında bir miktar para yatırdığı, bunun sanığın ekonomik durumuna nazaran sembolik olduğu kabul edilse bile talimatın algılanması ile yapılmış bir işlem olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanmaya çalışılan tüm bu hususlar birarada değerlendirildiğinde; sanığın ByLock isimli örgütün gizli haberleşme vasıtası olan programı kullanmış olması, örgüt içerisinde mütevelli sıfatı ile sorumluluk üstlenmiş olması ve örgüt liderinin talimatı doğrultusunda örgütün finans kaynaklarından olan Bank … isemli bankada hesap açarak para yatırmış olması hususları karşısında, sanığın süreklilik ve devamlılık gösterecek şekilde örgüt hiyerarşisine dahil olduğu ve örgütün görünen legal amacı dışında örgütün gerçek amaçlarına vakıf olarak bu eylemlerini gerçekleştirdiği sübut bulduğu anlaşılmakla;ilk derece mahkemesi hükmünün temel cezanın sanığın örgüt içerisindeki konumuna ve etkinliğine aykırı olacak şekilde temel cezadan teşdit uygulanarak ayrılmak sureti ile fazla ceza tayin edilmiş olması nedeni ile dairemizce kaldırılarak, sanığın aşağıdaki hüküm fıkralarında gösterilen gerekçelerle sübut bulan eylemi nedeni ile cezalandırılmasına dair yeniden hüküm kurulmuştur…” şeklinde gerekçeyle İlk Derece Mahkemesinin hükmü kaldırılarak mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
c. BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’de gerçekleştirilen mutad bankacılık işlemlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceğinin kabul edilmesi gerekir. Ancak örgüt liderinin talimatı üzerine ve örgüte yardım kastıyla yapılan, örgütün amacına hizmet eden ödeme ve sair bankacılık işlemlerinin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak değerlendirilmesi mümkündür.
d. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 483772 ID numarası üzerinden ByLock’u örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt liderinin talimatı üzerine FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’de bankacılık işlemleri yapan, örgüt içerisinde mütevelli konumunda bulunan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşıldığundan kararda hukuka aykırılık saptanmamıştır.
Ancak;
Sanığın temyiz aşamasında gönderdiği 06.02.2023 tarihli dilekçesinde, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirterek örgütsel faaliyetleri ve bazı örgüt mensupları hakkında bilgi de verdiği anlaşılmakla, duruşmada hazır edilip etkin pişmanlık kurumunun mahiyet ve şartları da hatırlatılarak ayrıntılı beyanlarının alınması, gerekirse kollukta teşhis işleminin yaptırılması suretiyle verdiği bilgilerin örgütte kaldığı süre, konum ve faaliyetleri itibariyle yeterli ve faydalı olup olmadığı, değerlendirilip, mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden de sorulup değerlendirilerek sonucuna göre, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken artırım oranı doğru yapıldığı halde uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddesi yerine 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddesi olarak gösterilmesi kanuna aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.09.2018 tarihli ve 2018/2123 Esas, 2018/2065 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının b bendi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.05.2023 tarihinde karar verildi.
… … … … …