Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/10177 E. 2023/519 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10177
KARAR NO : 2023/519
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU
DURUŞMA TALEPLİ

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1181 E., 2021/1850 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2021 tarihli ve 2020/170 Esas, 2021/122 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 21.12.2021 tarihli ve 2021/1181 Esas, 2021/1850 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın temyiz istemi özetle;
1-Bir kısım tanıkların talimatla dinlendiği ve soru sorma hakkınını tanınmadığına, ayrıca dinletmek istediği tanığın dinlenmeyerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
2- Adına kayıtlı hatların ByLock sunucularına bağlandığına ilişkin trafik kayıtlarının tespit edilmediğine, user ID tespiti olmadığına, 0506 …. …. numaralı ve ByLock sunucularına bağlandığı tespit edilen hattın çalıştığı iş yerine ait olduğuna, data hattı olduğuna, bir çok personel tarafından ortak kullanıldığına, kendisinin sorumlu tutulamayacağına,
3- Tanıkların etkin pişmanlıktan faydalanarak kendisine iftira attığına, tanık … dışındakiler ile yüzleştirilmediğine, talimatla dinlenerek soru sorma hakkının ihlal edildiğine,
ve sair sebeplere ilişkindir.
B. Sanık müdafinin temyiz istemi özetle ;
1-Müvekkilinin ByLock kullanmadığına, mesaj içeriği ve ID tespiti bulunmadığına, sinyal bilgelerinin varlığının ByLock kullanıldığı hususunu ispata yeterli olmadığına, 0506 (…) (..) (..) numaralı gsm hattının iş yerinde 30 dan fazla insan tarafından kullanıldığına, data hattı olduğuna ve BTK verilerinin müvekkilini desteklediğine,
2-Tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanarak ifade verdiklerine, çelişkili olduklarına,
3- Bank Asyaya talimatla para yatırmadığına, TMSF’ ye devrinden sonrada kullanmaya devam ettiğine,
4- Hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Her ne kadar yapılan araştırmalarda sanığın kullandığı ByLock sistemindeki görüşme kayıtları ve ID numarası tespit edilememiş ise de, özellikle sanığın kullandığı telefonun ByLock IP’lerinden iki IP numarasına farklı tarihlerde bağlandığının iletişim tespit CD’si ile belirlenmesi ve sanığın mahrem imamlık ve lise talebe mesullüğü gibi çeşitli pozisyonlarda ve farklı zamanlarda örgüt içinde aktif görevler aldığı örgütle bağının üniversite yıllarında evlerinde kaldığı döneme kadar uzandığı tanık beyanları ile ortaya çıkması karşısında sanığın telefonuna ByLock sistemini indirdiği ve sisteme giriş yaptığı amacı, stratejisi yapılanması ve faaliyetleri itibariyle Ülke genelinde devletin güvenliğine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzene ve bu düzenin işleyişine yönelik cebir, şiddet ve ağır suç teşkil edecek şekilde vahamet arz eden olayları gerçekleştiren FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyararşik yapı ve organik bütünlüğüne dahil olduğu ve üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçunun bu haliyle sübut bulduğu kanaatine varılmıştır.
Sanık yönünden hata hükümleri kapsamında yapılan değerlendirmede; örgütün özellikle 7 Şubat 2012 tarihinde MİT üzerinden gerçekleştirmek istediği operasyon, daha sonrasında 17-25 Aralık 2013 tarihinde dönemin meşru hükümetine ve başbakanına yönelik yolsuzluk kılıfı adı altında yargı üzerinden gerçekleştirmek istediği operasyonlar sonrasında gerçek niyetinin ortaya çıktığı, sanığın 17-25 Aralık sürecinden sonra da örgüt ile irtibatını kesmediği bu nedenle sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı değerlendirilmiştir. Gündemde yaşanan bunca olaylara rağmen sanığın örgüt ile bağlantısını koparmayarak gizlilik aracı olan ByLock programını kullanmaya devam etmesi bilerek ve isteyerek bu örgüte dahil olduğunu göstermektedir.
Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümleri yönünden yapılan değerlendirilmede; sanığın aşamalardaki beyanları gözönüne alındığında hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yasal olarak mümkün olmadığı görülmüştür.
Öte yandan ÖSYM Başkanlığı Hukuk Müşavirliğince 07.06.2018 tarihinde düzenlenen E.24096 sayılı müzekkere ekinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza ulaştırılan olağandışılık analiz raporu ve ekindeki KPSS “genel kültür sınavı”na ilişkin Ek-1 başlıklı listenin 767. sırasında, sanığın TC kimlik numarasının bulunduğu, ÖSYM Başkanlığının E.31045 sayılı ve 06.11.2019 tarihli müzekkeresi ekindeki belgelerde, sanığın ÖSYM Başkanlığınca gerçekleştirilen, 2011 KPSS GYGK (Genel yetenek Genel Kültür), 2012 KPDS ilkbahar, 2012 KPDS sonbahar, 2013 YDS ilkbhar sınavlarına ilişkin olağandışılık analiz raporlarında da bulunduğu bu nedenle resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia olunmuş ise de sanığın dosya içerisinde bulunan ve TRT tarafından gönderilen özlük dosyası incelendiğinde sanığın 2011 KPSS sonucu ile herhangi bir atamasının yapılmadığı, dolayısıyla herhangi bir kurumun bir zararının bulunmadığı, anlaşılmakla suçun unsurlarının oluşmadığından her iki suç bakımından CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
Sanığın gerekçeli kararın III. Bölümünde belirtildiği üzere FETÖ/PDY örgütünün silahlı bir örgüt olması nedeniyle sanığın eylemine uyan suçtan TCK’nın 314/2 maddesi gereğince sanığın örgüt içerisindeki konumu nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılması yoluna gidilmiş, sanığa verilen ceza 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi ile artırılmıştır. Sanığın yargılama aşamasında olumsuz bir davranışının bulunmaması lehine takdiri indirim sebebi kabul edilerek sanığın verilen ceza TCK 62 inci maddesi ile indirilmiş, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun vasıf ve mahiyeti, sanığa verilen ceza miktarı, suçun CMK 100/3.a maddesinde belirtilen katalog suçlardan olması, tutuklu kaldığı süre de nazara alındığında bu aşamada sanık hakkında adli kontrol tedbirlerinin uygulanması halinde yetersiz kalacağı değerlendirilmekle CMK’nın 100 ve devamı maddeleri gereğince tutukluluk halinin hükmen devamına karar verilmiş sanık hakkında TCK 53, 58/9 ve 63 maddeleri de uygulanmak suretiyle, sanığın 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16.MD-956 E. 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil” olacağının kabul edildiği gözetilerek;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, bu delilin suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında ilgili birimlerden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilip CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz ByLock sorgu tutanaklarına dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Sanığın mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan tanıklar R. B., R. K., O. Y.’nin, doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak ya da anılan Kanunun 181/1 maddesinde öngörülen usule riayet edilmek suretiyle istinabe yoluyla dinlenip AİHS’in 6/3-d ve Anayasa’nın 36 ıncı maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; başka mahkemede haberdar edilmediği celsede alınan ifade metninin okunması ile yetinilerek CMK’nın 181/1 ve 210 uncu maddelerine muhalefet edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 21.12.2021 tarihli ve 2021/1181 Esas, 2021/1850 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, bozma nedeni, atılı suç için kanun maddelerinde öngörülen ceza miktarı ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.