YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/11093
KARAR NO : 2023/2187
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiş,
Sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2019 tarihli ve 2018/91 Esas, 2019/22 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. …. Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.02.2020 tarihli ve 2019/1436 Esas, 2020/341 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemleri özetle; suçun unsurlarının oluşmadığına, savunma hakkının kısıtlandığına, eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğuna, kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine, delillerin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmediğine, müsnet suç açısından mahkumiyete yeter derecede kesin, inandırıcı ve şüpheden uzak delillerin mevcut olmadığına, verilen mahkumiyet kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince “sanık …’in üniversite öğrencisi olduğu, dosya kapsamında mevcut SGK kaydına ve beyanına göre 667 sayılı KHK ile kapatılan örgütle iltisaklı Uşak ilinde Gökkuşağı Eğitim ve Öğretim Turizm AŞ’ de 13.10.2015 – 21.07.2016 tarihleri arasında …. Üniversitesi isimli kurumlarda çalışma kayıtlarının bulunduğu, örgütün en önemli finans kaynaklarından biri olan Bank Asyada mevcut 2014-2016 yıllarında katılım hesabı para hareketliliği bulunmayan ancak vadesiz hesap kaydına bağlı cüzi hesap hareketleri bulunan hesabının olduğu, sanığın örgüt ile iltisakı sebebi ile kapatılan kurumlardan olan …. ilçesinde faaliyet göstermiş olan “Dostluk Buketleri Eğitim ve Kültür Derneği” ne denetim kurulu asil üye olarak üyelik kaydının bulunduğu, istinabe yolu ile dinlenilen tanık E. C. F.’nin anlatımı itibariyle; “sanık … ile samimiyetim yoktur, kendisini birkaç kez yine FETÖ mensubu G. G. isimli bayanın yanında görmüştüm, bu şahısın örgüte ait yurtta müdür veya müdür yardımcısı olduğunu kendisinden duymuştum.” şeklinde beyanının bulunduğu, tanık E. T. K.’nin talimat ile alınan beyanında; “aynı evde kaldıkları, söz konusu kaldıkları evin FETÖ’ye ait öğrenci evi olduğu,
… söz konusu FETÖ evine gelen öğrencilere yardımcı oluyordu, gelen küçük öğrencilere özel ders gibi yardımcı olurdu, bizlere dini sohbet yapardı.” şeklinde, yine tanık B. A.’nın; “sanığın örgüte ait yurtta yönetici olduğu” yönünde beyanlarının bulunduğu, sanığın kendi kullanımında bulunan araçla seyahat halinde iken hakkında benzer suç kapsamında adli işlem başlatılan ve firari olarak aranmakta olan A. İ. ile birlikte (A. İ.’nin bu esnada sahte kimlik ibraz ettiği halde) yakalandıkları bu şekilde sanığın örgüt faaliyeti kapsamında firari örgüt mensupları ile birlikte hareket ettiği yönünde değerlendirmenin bulunduğu, ayrıca yakalanma durumu ve birlikte yakalandığı A. İ. isimli şahsa ilişkin sanığın yargılama safahatinde hayatın olağan akışı ile uyumsuz çelişkili beyanlarda bulunduğu, sanık yakalandığı sırada üzerinde ele geçirilen dijital materyallere ait imaj kayıtları üzerinde yapılan incelim neticesinde sanığın örgüte müzahir haber siteleri takibine ilişkin arama kalıntılarının tespit edildiği, HTS analiz raporu itibari ile sanığın örgüt ile iltisaklı kişi ve kurumlarla iletişim halinde olduğu tespit edilmiştir. Hususları birlikte değerlendirildiğinde, yukarıdaki bentlerde değinilen süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden örgütsel tavır, eylem ve davranışlar ile sosyal ve yakın aile çevresinin örgüte yakın/müzahir yapıda olması şeklindeki şeklindeki organik bağı gösteren delil ve olgular çerçevesinde sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kendisine bağlı şirket/yurt çalışanları yapılanması içerisinde yer aldığı, sanık suçlamayı red ve inkar etmiş ise de; aleyhe tanık beyanlarının bulunması, FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı şirket nezdindeki çalışmasının bulunması, FETÖ/PDY ile iltisaklı dernek üyeliğinin bulunması ve HTS kayıtları göz önüne alındığında, suçtan ve ceza almaktan kurtulmaya yönelen sanık savunmasına itibar edilemeyeceği anlaşılmıştır. Suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kasta dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik göz önüne alınarak eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince takdiren asgari ceza tayini ile 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın üzerine atılı eylemin 3713 sayılı TMK’nın Kanun’un 3 üncü maddesi gereğince terör suçu olduğu anlaşılmakla, sanığın cezası 3713 sayılı TMK’nın 5/1 inci maddesi gereğince 1/2 oranında arttırılarak 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığa verilecek cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim sebebi sayılarak 5237 sayılı TCK’nın 62 nci maddesi uyarınca cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede; BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör
örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de örgüt liderinin talimatı üzerine hesap açtığı, işlem yaptığı yönünde delil bulunmayan sanığın anılan banka nezdinde açılmış hesabının bulunmasının ve bu hesaba ait mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet yada delil olarak değerlendirilemeyeceğinin gözetilmemesi diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın bireyselleştirilmesi için yeterli olduğu anlaşılmakla sonuca etkili bulunmamıştır.
a) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgüte müzahir dernekte üyelik kaydı ve örgütle iltisaklı olması sebebi ile KHK ile faaliyetlerine son verilen şirketlerde çalışma kaydı bulunan, örgüt yapılanması içerisinde eleman kazandırma faaliyeti çerçevesinde örgüt içinde görev alan, örgüte ait evlerde kalan ve örgüte ait yurtlarda müdürlük ve örgütsel toplantılarda sohbet ablalığı yapan sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
b) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.02.2020 tarihli ve 2019/1436 Esas, 2020/341 sayılı kararında sanık müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.