YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14189
KARAR NO : 2023/149
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2058 E., 2020/1050 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2019 tarihli ve 2018/ 251 Esas, 2019/505 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.09.2020 tarihli ve 2019/2058 Esas, 2020/1050 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 07.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; müvekkilinin herkes gibi 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra terör örgütünün yapısını anladığına, suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, müvekkilinin soruşturma sürecinde ve kovuşturma sürecinde samimi davranarak bildiği her şeyi aktardığına, ordu ve emniyet içerisindeki silahlı teşkilatlanmanın 15 Temmuz 2016 tarihine kadar varlığı somut olarak ortaya konulmadığına ve bu durum karşısında müvekkilinin gizli olarak yapılanan FETÖ/PDY terör örgütü ve amacını bilmesinin beklenemeyeceğine, Bank …ya talimatla para yatırmadığına, bu bankadaki hesabının maaş hesabı olması sebebiyle kullandığına, maddi olarak geçimini sağlamak için o dönemler kısa bir süre yurtta ve dershanede öğretmenlik yaptığına, yasal olarak faaliyette bulanan bankadaki hesap hareketlerinin aleyhe delil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğine, … sendikasına çalıştığı kurumların zorunlu tutması sebebiyle kısa süreliğine üye olduğuna, dosyada yer alan kayıtlarda da görüleceği üzere üyeliğinin sadece 15 … sürdüğüne, sendika üyeliğinin müvekkilinin bilgi ve haberi olmadan istifadan sonra tekrar sendikaya üyelik giriş- çıkışı yapılmış olduğunun kayıtlarda bulunduğuna, müvekkilin çalıştığı dershaneler mevzuat gereği izne ve denetime tabi olarak kurulmuş okullar olduğunu ve müvekilinde tüm çalışmaları resmi olarak gerçekleştirdiğine, aleyhe delil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğine, tanık anlatımlarının 17/25 Aralık olaylarının çok öncesine ilişkin olduğuna, beyanların tamamının duyuma ilişkin olduğuna, lehe hususların değerlendirilmediğine, müvekkilinin terör örgütüne üye olma kastının olmadığına, şayet sanık hakkında terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının oluştuğu dair bir kanaat oluşacak olursa sanığın samimi anlatımları sanık lehine 5237 sayılı TCK 221. maddesinde düzenlenen indirim sebeplerinin uygulanmasını gerektiğine, müvekkilinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetinde değişiklik olmasının kuvvetle muhtemel olması, delillerin toplanması, iddia edilen suça ilişkin olarak her türlü şüpheden arınmış yeterli ve inandırıcı delil elde edilememesi verilen kararın denetime elverişli olmamasından ötürü kararın bozulmasına ve sair sebeblere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Her ne kadar sanık … aşamalardaki savunmalarında özetle, FETÖ silahlı terör örgütüne ait evlerde kaldığını, iş yerlerinde çalıştığını ancak maddi sıkıntıları sebebiyle kalacak yer bulamadığından evlerde kaldığını, iş aramasına rağmen iş bulamadığından veya başka iş yerlerinde çok az ücret ödendiğinden örgüte ait iş yerlerinde çalıştığını, o dönemde cemaat olarak bildiğini, fırsat bulunca bütün irtibatını kestiğini, örgütsel bir faaliyetinin olmadığını, açığa alınmasına rağmen görevine devam etmesine karar verildiğini, Bank …ya örgüt elebaşının talimatı ile para yatırmadığını, babasının borcu olduğundan kredi çektiğini, babasına göndermeden önce babasının bu borcu ödemesi üzerine bu parayı banka hesabına yatırdığını beyanla üzerine yüklenen “silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamasını kabul etmemiş ise de; sanığın KHK ile kapatılan … Eğt. Sağ. Mat. Tur. İth. İht. San. Tic. A.Ş., … Öğretim Hizmetleri Anonim Şirketi ve … Eğitim İşletmeleri A.Ş. isimli iş yerlerinde çalışmalarının olduğu, sanığın yine KHK ile kapatılan … Eğitim İş sendikasında üyelik kaydının bulunduğu, 15.01.2014 tarihinde ulusal medyada yayınlanan 25.12.2013 tarihli FETÖ elebaşı …’e ait ses kaydında FETÖ’nün kontrol ve idaresinde bulunan … Katılım Bankası A.Ş.’ye para yatırılmasını isteyerek, bankanın TMSF’ye devredilmesine mani olunması için örgüt elebaşının talimat verdiği, sanığın Bank….da … müşteri numarası ile açılmış hesabının bulunduğu, sanığın örgüt elebaşının talimatına uyarak önce 2014 yılı Temmuz ayı son günü itibariyle hesabında bulunan 1100,7 TL’yi, 2014 yılı Ağustos ayı son günü itibariyle 1.060,32 TL’ye yükselttiği, daha sonra 18/09/2014 tarihinde Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.’den 5.500,00 TL tüketici kredisi kullandığı, kredi çekerek elde ettiği 5.210,00 TL’yi Bank Asyadaki hesabına yatırarak 2014 yılı Eylül ayı son günü itibariyle hesabında bulunan meblağı 6.279,17 TL’ye yükselttiği; 08.01.2014, 18.09.2014 tarihlerinde vadesiz mevduat hesapları, 18.09.2014 tarihinde vadeli mevduat hesabı açtığı görülmekle, sanığın örgüt elebaşının talimat verdiği dönemde kredi çekmesi, bu parayı borç ödemek için kullanacağını beyan etmesine rağmen hayatın olağan akışına aykırı olarak beyanında geçtiği üzere babasının borcu ödendikten sonra kendi kredi borcunu ödeyebilecekken ve başka bankalarda hesapları varken Bank …ya yatırması, örgüte ait evlerde kalıp semtçi olarak görev yapması, Halit kod adını kullanması göz önüne alındığında sanığın kendisini suçtan kurtarmaya yönelik savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiş, ayrıntıları yukarıda belirtildiği üzere, FETÖ silahlı terör örgütü içinde hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüte ait evlerde kaldığı, semtçi olarak görev yaptığı, Halit kod adını kullandığı ve terör örgütü elebaşının talimatı doğrultusunda Bank …’ya para yatırdığı anlaşılan sanığın; sübutu kabul edilen eylem ve faaliyetlerine göre “FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediği kabul edilmekle, sanığın 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay( kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temüttü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, Halit kod adını kullanarak örgüt içerisinde semtçi olarak faaliyet yürüten, örgüt liderinin talimatı üzerine FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de bankacılık işlemleri yapan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığım söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; hakkında müsned suçtan başlatılan soruşturma kapsamında yakalanan sanığın etkin bir şekilde pişmanlığını ortaya koyarak, örgütün yapısı, faaliyetleri ya da diğer örgüt mensupları ile ilgili olarak örgütte kaldığı süre ve konumuna uygun faydalı, samimi bilgiler vermediği, sanığın savunmalarının ikrar boyutunda kaldığı anlaşılmakla etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması yerindedir.
e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24/09/2020 tarihli ve 2019/2058 Esas, 2020/1050 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.