Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/1463 E. 2023/1944 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1463
KARAR NO : 2023/1944
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, Kamu kurum ve kuruluşları
zararına dolandırıcılık
HÜKÜMLER :1-Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun CMK’nın 280/1-a maddesi gereği esastan reddi
2- Ek karar ile dolandırıcılık suçu yönünden verilen temyiz ret kararına karşı temyiz isteminin CMK’nın 296/1 maddesi gereği reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden temyiz
isteminin esastan reddi, dolandırıcılık suçu yönünden temyiz
isteminin CMK’nın 296 ncı madde gereği reddi

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 30.09.2021 ve 08.10.2021 (Ek karar) tarihli, 2018/545 Esas ve 2021/1151 sayılı Kararlarının, silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçları yönünden Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde;
1-Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan sanığın beraatine ilişkin İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan … Bakanlığının istinaf isteminin, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine ilişkin kararının suç tarihi itibariyle 5271 sayılı Kanun’un 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendi uyarınca kesin olup temyizinin mümkün olmadığı gibi İlk Derece Mahkemesi hükmünü müsnet suç yönünden istinaf etmeyen Cumhuriyet savcılığının anılan kararı temyiz hakkının da bulunmadığı anlaşılmakla temyiz talebinin reddine dair verilen 08.10.2021 tarihli usül ve yasaya uygun ek kararın tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2-Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15.01.2019 tarihli, 2018/471 Esas ve 2019/22 sayılı Kararı
ile sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarından dolayı cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de, atılı suçların unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dolayı cezalandırılması amacıyla kamu davası açılmış ise de, suç sübuta ermediğinden CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 30.09.2021 tarihli, 2019/545 Esas ve 2021/1151 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekilleri ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
3. İstinaf başvurularının reddine dair kararın Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma ve Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçları yönünden sanık aleyhine temyiz edilmiş, 08.10.2021 tarihli ek karar ile dolandırıcılık suçu yönünden temyiz isteminin reddi kararı verilmiştir.
4.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin reddi ve esastan ret görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının sanık aleyhine temyiz istemi:
Sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçlarını oluşturduğuna ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Silahlı terör örgütüne üye olmak suçun yönünden;
Sanığın 2005 yılında … Üniversitesi Kimya Bölümünden mezun olduğu, 2010 yılında yapılan KPSS Eğitim Bilimleri sınavında 118 doğru yaptığı, iptal edilen bu sınavın tekrarında 42 doğru yaptığı, KPSS sınav sonuçlarına göre atamasının bulunmadığı, FETÖ/PDY’ye müzahir kurumlarda çalışmasının bulunduğu anacak bu çalışmaların ekonomik nedenlerden kaynaklandığı, sınavda 100 ve üzeri sayıda doğru yapan ve hakkında soruşturma başlatılan diğer kişilerle telefon irtibatının, baz birlikteliğinin tespit edilemediği, sanığın HTS kayıtlarında belirtilen kişilerin aynı kurumda çalıştığı kişiler olduğu, Bank Asyada’ki hesabının maaşının yatırılması için açılmış hesap olduğu, baz birlikteliklerinde belirtilen adresin sanığın ikamet ettiği adres olduğu, iptal edilen sınavda 118 doğru yapmasının sayısal olarak tek başına müsnet suçları işlemiş olduğunun ispatına yeterli olamayacağı anlaşılmakla sanığın müsnet suçları işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği dolayısıyla sanığın terör örgütü FETÖ-PYD üyesi olduğunu gösterir her türlü şüpheden uzak, inandırıcı ve kesin delil bulunmadığı dikkate alınarak terör örgütüne üye olmak suçu yönünden beraatine karar verilmiştir.
2-Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden;
Sanık hakkında her ne kadar kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçundan da cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, bu suçun oluşması için, hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlanması gerektiği, ancak sanığın dava konusu KPSS veya tekrarı yapılan eğitim bilimleri test sınavının sonuçlarına göre kamuya atamasının yapılmadığı, sanığın 2011 yılı KPSS sınav sonuçlarına göre kamuya atandığı dolayısıyla zarar unsurunun gerçekleşmediği, unsurları itibariyle oluşmayan atılı suçtan beraat kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1- Cumhuriyet savcısının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, katılan … Hazinesi vekilinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükümlerine yönelik istinaf kanun yolu başvurularının incelemesine gelince;
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve takdire göre, verilen hükümlerde bir isabetsizlik bulunmadığından Cumhuriyet savcısı ve katılan … Hazinesi vekilinin talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine,
Sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar yönünden CMK’nın 286/2-g maddesi uyarınca kesin,
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen beraat kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara karşı ise onbeş … içerisinde CMK’nın 286 ve devamı maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 30.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2- 12.10.2021 tarihli ek karar ile de; Dairenin 30.09.2021 tarihli, 2019/545 Esas ve 2021/1151 sayılı Kararı ile katılan … Hazinesinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı CMK’nın 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve kararın kesin nitelikte olduğu, CMK’nın 286/2 maddesi gereğince temyiz edilemeyecek nitelikte bulunmasına rağmen, anılan karara karşı Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının 08.10.2021 günlü dilekçe yaptığı temyiz başvurusunun kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden CMK’nın 296/1 maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; İptal edilen 2010 yılı KPSS’de sınav sorularının örgüt tarafından önceden verildiği hususunda güçlü kanaat oluştuğu tespitini içeren bilirkişi raporuna istinaden kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından da yapılan yargılama sonunda, kanıtlanamayan müsnet suçlardan beraatine dair kesinleşen hükümler dışında, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldığına ilişkin kesin ve yeterli delil ikame olunamadığından, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası ile gerekçe içeriğine göre inceleme konusu kararda hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 30.09.2021 tarihli, 2019/545 Esas ve 2021/1151 sayılı Kararında Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcılığınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.