YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14657
KARAR NO : 2023/298
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
TUTUKLU
DURUŞMA TALEPLİ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/111 E., 2022/74 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, ceza süresi yönünden yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299 uncu maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.11.2021 tarihli ve 2021/92 Esas, 2021/611 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 9 ay 22 … hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 03.02.2022 tarihli ve 2022/111 Esas, 2022/74 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.02.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; FETÖ silahlı terör örgütünün devlet ve kanunlar tarafından 15 Temmuz 2016 hain darbe teşebbüsünden sonra gayrimeşru bir örgüt olarak kabul edildiğine, örgütle bir şekilde iletişimi olan veya işler yapmış her kişinin kanunda düzenlenen suçu işlediği anlamına gelmeyeceğine, müvekkilimiz örgütün hiyerarşik yapılanması içinde olmayı hiçbir zaman düşünmediğine, örgütün saikini bilebilecek konumdaki kişilerden olmadığına, örgütün üyeleriyle örgüt üyesi olduğunu bilmeden sırf aynı ortamda bulunma zaruretinden dolayı iletişimi olduğuna, askerlik mesleğine başlarken de örgütün Devlet kadrolarına sızma niyetiyle hareket eden üyelerinden bağımsız olarak hiçbir emir, telkin almadan kendi emeğiyle, fikriyle ve bireysel duygularla hareket ettiğine, dosya kapsamında aksine hiçbir delil bulunmadığına, müvekkilinin suçun işlenildiğinin iddia edildiği tarihlerde kesinlikle gizli yazışmaları ve örgütün uyguladığı tedbirleri bilebilecek bir rütbede ve konumda olmadığına, kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamayacağına, müvekkilinin ailevi durumlarından ve çok korktuğundan dolayı uzun süreli hapis cezasını almamak amacıyla FETÖ’culuk damgası yemeyi göze alarak etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğine, hayatında ilk kez böyle bir durumla karşılaşan ve hapis cezası alması durumunda kendisiyle birlikte ailesi de dağılacak olan bir kişinin korkuyla ve endişeyle verdiği ifadeler aleyhine ikrar olarak kabul edilemeyeceğine, müvekkilinin FETÖ örgütüyle ile bahsettiği tüm hususları araştırarak öğrendiğine, müvekkilinin ifade vermeden önce tanık …’in beyanlarını gördüğüne bu sebeple müvekkilinin etkin pişmanlık ifadeleriyle tanığın beyanlarıyla örtüştüğüne, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanırken de çelişkili ifadeler vermemek adına daha önce okuduğu beyanlara paralel beyanlarda bulunduğuna, kaldı ki tanık …’in beyanları kendi içerisinde dahi çeliştiğine, etkin pişmanlıktan yararlanan tanık beyanının hükme esas alınamayacağına, müvekkilinin sadece daha iyi bir yerde barınabilmek amacıyla Devlet yurdundan ayrılarak FETÖ yurduna kayıt yaptırdığını 3. sınıfa geldiğinde örgütün evine yerleştiğini ancak bu evde kalırken örgütle ilgili hiçbir sorumluluk almadı. Ve örgütün emri ve
talimatı ile hiçbir eylemde bulunmadığına, müvekkilinin öğrencilik döneminden askerlik mesleğini icra etmeye başladığı döneme kadar olan süreçte hem tarihiye-i hadeisat, hem malumat, hem fikriyat hem talimat hem mevzuat hem de genel ibarelerle açıklanan izahat gereği herhangi bir cezai sorumluluğu bulunmadığına, örgütle organik bağ içerisinde olduğu ve özel kastla hareket ettiğine dair hiçbir delil bulunmadığına, müvekkilinin Bank … hesabı bulunmadığı ve ByLock kullanmadığına, katalog evliliği yapmadığına bu hususun lehine değerlendirilmesi gerektiğine, sanığın içeriği belirlenemeyen ve başka somut delillerle de desteklenmeyen ardışık, periyodik ve tekil aranmasının, hiyerarşik yapıya dahil olduğu anlamına gelmeyeceğine, aksinin kabulünün “şüpheden sanık yararlanır” ilkesini ihlal edeceğine, HTS görüşmelerinin örgütsel nitelikte olmadığının ispatlanmasının sanıktan beklenmesinin suçsuzluk/masumiyet karinesinin doğal bir sonucu olan “iddia eden iddiasını ispatla yükümlüdür” ilkesini ihlal edeceğine ve suçsuzluğunu ispat yükünü sanığa yükleyeceğine, müvekkilinin hiçbir zaman mahrem imamların ardışık arama metoduyla düzenlediği toplantılara veya sohbetlere katılmadığına, ardışık aramada iddia edilen kişiler ile müvekkilinin aynı rütbede olmadıklarına, ardışık aramaların hiçbiri örgütsel faaliyet kapsamında olmadığına, müvekkilinin kaçma şüphesinin bulunmadığına, kararın bozularak müvekkili tahliyesi ile hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına ve sair sebeblere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İddia, savunma, deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın ortaokul döneminde yapıya ait dershaneye gitmesi ile birlikte örgüt ile irtibat kurduğu, üniversite döneminde de örgüte ait öğrenci evlerinde kalarak ev abiliği, grup abiliği ve BTM’lik yaptığı, sonrasında örgütün KPSS çalışma evlerinde kalan şüphelinin subay olduktan sonra da örgüt ile irtibatını sürdürdüğü ve … kod adını kullandığı, bu nedenle şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içerisinde üye konumunda bulunduğu, örgütün işleyişi, örgütün sosyo-ekonomik olarak alt gelir düzeyine mensup ailelerin çocuklarına ne şekilde yaklaştığı, bu gençleri “ışık evi” adı verdiği evlerde ne şekilde yetiştirdiği ve hayatlarına ne şekilde müdahale ettiği hususlarında bilgiler verdiği ve örgüt mensuplarının tespitini sağladığı, her ne kadar şüpheli savunmasında bu yapı içerisinde mecburiyetten bulunduğunu beyan etmiş ise de, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde subay sıfatı taşıyan bir kişinin gizlilik içerisinde, kod ismi ile tanıdığı, hayatına ve kim olduğuna dair sınırlı bilgi sahibi olduğu kişilerle bir araya gelerek sohbet adı altında gizli toplantılar gerçekleştirmesinin üyelik kastını ortaya koyduğu, zira ülkemizin güvenliğinin teminatı konumundaki bir kurumun mensubu olan şüphelinin mevcut gizlilik ve tedbir içeren uygulamaları sorgulayabilecek konumda olduğu, nitekim astsubay ve subay sorumlularına ilişkin olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, kendilerini “öğretmen”, “müdür yardımcısı” ve “müdür” olarak tanımlayan subay ve astsubay sorumlularının, ilgilendikleri subay ve astsubaylardan aldıkları bilgileri ve ayrıca sorumluluklarında bulunan subay ve astsubayların kişisel bilgilerini arşivledikleri, bu durumun iç ve dış güvenlik açısından neticelerinin ülkemizin içerisinden geçtiği günler gözönüne alındığında gayet açık olduğu, sanık …’nun bu nedenle üzerine atılı örgüt üyeliği suçunu işlediği, kanaatine varılmış ve sanığın, eylemlerine uyan
TCK’nın 314/2 nci maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, kastının yoğunluk derecesi, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun değer ve önemi nazara alındığında meydana gelen tehlikenin ağırlığı gözetilerek takdiren teşdiden cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Verilen ceza 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci maddesi uyarınca artırılmıştır. Her ne kadar sanık hazırlık aşamasında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebiyle örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermiş ise de sonradan bu ifadelerini inkar ettiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.03.2018 tarihli 2017/16-1118 E., 2018/121 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere TCK’nın 221 inci maddesinde öngörülen indirimin uygulanabilmesi için hükmün konuluş amacına uygun olarak failin örgütten kopma ve topluma kazandırılma yolunda pişmanlık duyması ve bu pişmanlığının aşamalarda süreklilik arz etmesi gerektiği, buna karşın sonradan beyanını inkar eden sanığın pişmanlığından söz edilemeyeceği anlaşıldığından sanık hakkında TCK’nın 221/4 üncü maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı kabul edilmiştir. Sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın sanığın üzerindeki olası etkisi göz önüne alınarak hakkında TCK’nın 62 nci maddesi takdiren 1/6 oranında uygulanmış, neticeten sanığın 7 yıl 9 ay 22 … hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay( kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) 5271 sayılı CMK’nın 148 inci maddesinde; müdafi hazır bulunmaksızın kolluk tarafından alınan ifadenin, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamayacağı hükme bağlanmış ise de, kollukta müdafii eşliğinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak verdiği ifadeyi savcılık ve sulh ceza hakimliğindeki sorgusunda da tekrar eden fakat bu beyanlarından mahkeme huzurunda dönen sanığın hazırlık ifadelerinin CMK’nın 148/4 üncü maddesi uyarınca hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin bu hususa ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgüt içerisinde öğrenci olduğu dönemde ev abisi ve BTM olarak olarak faaliyet yürüten, Kara Kuvvetleri Komutanlığında subay rütbesi ile görev yaptığı sırada da örgütün askeri mahrem imamları ile görüşmeye devam ederek örgütsel toplantılara katılan, … kod adlı sanığın
anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan hükümde, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 03.02.2022 tarihli ve 2022/111 Esas, 2022/74 sayılı kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.