Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/15820 E. 2023/523 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15820
KARAR NO : 2023/523
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

T U T U K L U

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1408 E., 2021/1009 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.09.2021 tarihli ve 2020/146 Esas, 2021/291 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,, hak yoksunluklarına cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.
2.Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/1408 Esas, 2021/1009 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın temyiz sebepleri özetle;
1-ByLock’un hukuka aykırı delil niteliğinde olduğuna ve yargılamada kullanılamayacağına, mesaj içeriği bulunmadığına,
2-Geçimini sağlamak içen bazı şirketlerde çalışmış olmasının, dernek üyeliğinin, yasal gösterilere katılmasının delil olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğuna,
3-Talimatla dinlenen tanık beyanlarının duruşmada tartışılmadan hükme esas alınmasının kanuna aykırı olduğuna, tanık beyanlarının soyut ve gerçek dışı olduğuna,
4-Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, teşdit uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, ve sair sebeplere ilişkindir.
B. Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle;
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, tanık beyanlarının asılsız olup itibar edelemeyeceğine, müvekkilinin örgütle bağlantısı olmadığına ve ekonomik sebeplerle çalıştığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık savunması, ByLock tespit ve değerlendirme tutanakları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunmasının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu kanaatine varıldığı, ByLock uygulamasının niteliklerine dair yukarıda belirtilen açıklamalarda göz önüne alındığında uygulamanın yüklenmesi ve kullanılmasının üst seviyedeki örgüt üyesinin talimatıyla gerçekleşmesinden ötürü örgüt içinde hiyerarşinin bulunduğunu gösterdiği, nitekim uygulamayı yükleme ve kullanma talimatının başka bir örgüt üyesi tarafından verildiğinin anlaşıldığı, aynı şekilde ByLock uygulamasında sadece birbirlerini tanıyan ve kullanıcı adını bilen kişilerin aynı ağda görüşebildikleri dikkate alındığında genellikle terör örgütlerinin uyguladığı hücre sistemi ile örgütlendiğini gösterdiği, bunun yanında günümüz teknolojik imkanları dahilinde sınırsız sayıda iletişim kurma imkanı sağlayan benzer nitelikte programlar ve iletişim cihazlarının da bulunduğu dikkate alındığında ByLock uygulaması yükleyen kişinin legal bir oluşum içerisinde bulunmadığını bilebilecek durumda olduğu ve sanığın da ByLock uygulamasını yüklediği ve kullandığı, ayrıca sanığın örgütün ideolojik eğitimlerinin verildiği, örgütsel talimatların ve bilgi aktarımlarının yapıldığı toplantılara katılım sağladığı ve bu toplantıları düzenlediği, İstanbul merkezli paralel yapı operasyonu kapsamında gözaltına alınan şahıslar ile ilgili olarak gerçekleştirilen basın açıklaması ve protesto gösterisine katıldığı, örgüte müzahir derneklere üye olduğu, örgüt içerisinde esnaf mesulü, bölgeci ve örgüte ait evlerin abisi olarak faaliyet yürüttüğü, faaliyetleri ile ilgili bilgi verdiği ve talimat aldığı, örgüt içerisinde “…” kod adını kullandığı, bu itibarla sanığın eylemlerinin çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik arz ettiği, örgüt hiyerarşisine tabi olduğu anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın amaç ve saiki ile suç kastının yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına karar verilmiştir. Suçun mutlak terör suçu olması nedeniyle sanığa verilen cezadan 3713 sayılı TMK’nın 3/1 inci maddesi delaletiyle 5/1 inci maddesi gereğince yarı oranında arttırım yapılmıştır. Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezasından 5237 sayılı TCK’nın 62/1 inci maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak, sanığın 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay( kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olacağı kabul edilmiştir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, … ve … ID numaraları üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgütün içinde esnaf mesulü, esnaf sohbet abisi ve bölgeci olarak faaliyet yürüten … kod adını kullanan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 23.12.2021 tarihli ve 2021/1408 Esas, 2021/1009 sayılı Kararında sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.