Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/15872 E. 2022/5276 K. 26.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15872
KARAR NO : 2022/5276
KARAR TARİHİ : 26.09.2022

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk derece : Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2017 tarih ve 2017/149 – 2017/156 sayılı kararı
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma 27.09.2016, … 28.09.2016, … 27.09.2016, … 27.09.2016, … 01.10.2016, …27.09.2016
Hükümler: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62, 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca hükmedilen hapis cezalarına karşı istinaf başvurularının esastan reddi
Temyiz edenler : Sanıklar müdafileri

Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I) Sanık … yönünden:
Sanık … müdafiine 03.12.2019 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen bölge adliye mahkemesi kararının, 5271 sayılı Kanunun 291/1. maddesinde öngörülen onbeş günlük yasal süresinden sonra 30.12.2010 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmakla, CMK 298. maddesi uyarınca temyiz talebinin süre yönünden reddine,
Hükmedilen cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMK’nın 299. maddesi gereğince reddine,
Diğer temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
II) Sanıklar …, …, …, … yönünden;
Toplanan deliller, sanık …’nın duruşmadaki ikrarı da gözetildiğinde suçun sübuta erdiği hususunda vicdani kanaatin oluşması için yeterli olup, şüpheye yer bırakmamış olması karşısında ayrıntılı ByLock tespit değerlendirme raporunun beklenmemesi sonuca etkili görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden sair temyiz itirazlarının reddine. Ancak;
Sanıklar hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususları CMK’nın 303/1-c. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükümlerdeki “3713 sayılı yasanın 5. maddesi” ibarelerinin çıkarılarak yerlerine “3713 sayılı Kanunun 5/1 .maddesi” yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
III) Sanıklar … ve … yönünden;
a. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16. MD-956 esas 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren bir delil” olacağının kabul edildiği gözetilerek;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanıkların, ByLock uygulamasını kullandıklarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, buna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, sanık … yönünden ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme raporunun ilgili birimlerden yeniden istenmesi, sanıklar hakkında örgütlü suçlar bilgi havuzunda bilgi ya da beyan bulunup bulunmadığının araştırılması, var ise tespit edilen kişilerin tanık olarak usulüne uygun biçimde dinlenmesi, sanık … ile ilgili olarak istinaf aşamasında geldiği anlaşılan ByLock değerlendirme ve tespit tutanağı ile sanık …’e ait temyiz aşamasında gelen dijital inceleme raporunun CMK’nın 217.maddesi gereğince okunarak tartışılmasından sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve yetersiz belgelere dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
b. Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanıklar hakkında belirlenen temel cezanın, suçun niteliği gereği artırılırken uygulama maddesinin 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi yerine 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi olarak gösterilmesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.