Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/16404 E. 2023/2256 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16404
KARAR NO : 2023/2256
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. …. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.05.2019 tarihli ve 2017/396 Esas, 2019/231 sayılı kararı ile, sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci

maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından istinafı üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2019/1678 Esas, 2020/1325 sayılı kararı ile, sanık hakkında verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 15.03.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle:

1. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına,

2. Tanık beyanlarının soyut nitelikte olduğuna,

3. Sanığın 17/25 Aralık öncesinde FETÖ/PDY kuruluşlarında çalışmasının suç teşkil etmeyeceğine, sanığın 2015 yılında örgütün iç yüzünü gördüğü için işinden ayrıldığına,

4. Yasal olarak faaliyet gösteren Bank … hesabındaki para hareketlerinin örgüt liderinin talimatları ile gerçekleştirilmediğine,

5. ByLock delilinin hukuka aykırı yöntemlerle elde edildiğine, ve hükme esas alınamayacağına,

6. Sanığın kasten hareket etmediğinden hakkında TCK’nın 30 uncu maddesindeki hata hükümlerinin uygulanmasının gerektiğine,

7. Sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, ilişkindir.

Sanık tarafından 07.12.2022 tarihinde dosyaya etkin pişmanlıktan faydalanma talebi ve beyanlarını içerir dilekçe sunulmuştur.

III- OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

FETÖ/PDY terör örgütünün haberleşme aracı olan ByLock’u kullandığı tespit edilen, talimata uygun olarak Bank Asyaya para yatıran, örgüte bağlı yerlerde ve derneklerde çalışıp faaliyet yürüten

ve büyük bölge sorumlusu olarak görev üstenen sanığın, eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturduğu sonucuna varıldığı, sanığın güttüğü amaç ve saik, suçun işleniş biçimi, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün ülkede ve ülke dışında ortaya koyduğu örgütlenme düzeyi ve şekli dikkate alındığında tehlikenin ağırlığı ve sanığın eylemlerinin çeşitliliği kapsamında kastın yoğunluğu hususları teşdit sebebi sayılarak sanığın cezalandırılması karar verildiği,

Her ne kadar sanık etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan ederek bir takım savunmalarda bulunmuş ise de; sanığın yargılama aşamasında mahkeme huzurunda verdiği ifadesinde atılı suçlamayı kabul etmeyerek önceki beyanlarından baskı gördüğünü iddia ile caydığı anlaşılmakla, sanık hakkında şartları oluşmadığından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Dosya kapsamında 1 inci celse duruşma tutanağında zabıt katibinin elektronik imza veya ıslak imzasının eksik olması hususunun mahallinde giderilebilir nitelikte eksiklik olduğu, sanığın etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğu beyanlarından döndüğü tespit edilmiş olması nedeniyle mahkemenin TCK’nın 221/4 maddesini uygulamamasının yerinde olduğu, hükümden sonra gelen belgelerin İlk Derece Mahkemesinin hükme esas aldığı diğer delilleri itibariyle sonuca etkili olmadığı belirlenerek; Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamında ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişileştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

1. Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarihli ve 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.

3. BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 107 nci maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilecektir.

4. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere, sanığın soruşturma aşamasındaki ikrara dayalı savunmasına ve bu beyanlarıyla uyumlu tanık beyanlarına göre; örgütün Manisa ili yapılanmasında öğrenci yurdu ve derneklerde çalışıp büyük bölge sorumlusu olarak faaliyet gösteren, kendisine bağlı mütevelli heyetinde örgüt adına fon toplayan, sohbet adı altında yapılan örgütsel toplantılarda sohbet veren, 283563 ID numarası üzerinden ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullanan, örgüt yönetiminin talimatı doğrultusunda Bank Asyaya para yatıran sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

5. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

a) Anayasa’nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1 inci maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayini hukuka aykırıdır.

b) Sanığın temyiz aşamasında 07.12.2022 tarihli dilekçesi ile etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini belirtip bir kısım beyanlarda bulunmuş olması karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek etkin pişmanlık kurumunun nitelik ve şartları da anlatılmak suretiyle ayrıntılı beyanlarının alınması, gerektiğinde teşhis işleminin yaptırılması ve vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığının ilgili birimlerden sorulması, sonucuna göre aşamalarda beyanları arasındaki çelişkiler ve sebepleri de sorulup değerlendirilmek suretiyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının yeniden tartışılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden …Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 01.12.2020 tarihli ve 2019/1678 Esas, 2020/1325 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca …. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.04.2023 tarihinde karar verildi.