YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1718
KARAR NO : 2023/1862
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.09.2018 tarihli ve 2018/175 Esas, 2018/307 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 220 inci maddesinin yedinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 24.05.2019 tarihli ve 2018/3079 Esas, 2019/1143 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırırılarak anığın üzerine atılı suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.01.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1-Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanığın, örgüt liderinin örgütün finans kurumu olarak bilinen … Katılım Bankasının (Bank …) içine düştüğü mali sıkıntıdan kurtarılması amacıyla mensuplarına bu bankaya para yatırılması ve kurumsal bünyesinin güçlendirilmesi yönünde talimat verdiği tarihten sonra adı geçen bankada ilk kez 31.01.2014 tarihinde hesap açtırdığı ve aynı … hesabına 600 TL para yatırdığı, sonrasında 06.02.2015 tarihinde 24.000 TL tutarında katılım hesabı açtığı tespit edilmiştir. Bu olgular karşısında Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 20.12.2017 tarih, 2017/1862 Esas ve 2017/5796 Karar – 12.02.2018 tarih, 2017/3392 Esas ve 2018/249 Karar – 15.03.2018 tarih, 2017/3695 Esas ve 2018/729 Karar – 16.10.2018 tarih, 2017/3298 Esas ve 2018/4167 Karar – 30.10.2018 tarih, 2018/2029 Esas ve 2018/3705 Karar – 07.112018 tarih, 2017/3381 Esas ve 2018/3968 sayılı içtihatlarında da vurgulandığı üzere sanığın eyleminin örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturduğu halde İlk Derece Mahkemesi kararının CMK’nın 303/1-a maddesi gereğince kaldırılması, sanık hakkında, beraat kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2- Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın Bank … hesap hareketlerinin rutin olduğuna, TCK’nın 30 uncu maddesi gereği hata hükümlerinden yararlanmasına, duruşmaların video kayıt sistemi ile kayıt altına alınmamasının duruşmaların şeffaflığına ve tutanağın delil ve ispat vessikası olması için zorunlu olduğuna, savcılık makamının yapmış olduğu temyiz başvurusunun reddine, sanık hakkında kurulan hüküm lehe bozularak CMK 223/2a,b uyarınca beraatine aksi kanaatte ise CMK 223/2c uyarınca beraatine karar verilmesine ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde; sanığın ilk defa 31.01.2014 tarihinde Bank … da hesap açtırdığı ve aynı … hesabına 600 TL para yatırdığı, daha sonra 06.02.2015 tarihinde 24.000TL tutarında katılım hesabı açtığı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; sanığın 2014 yılında örgüt lideri Fetullah Gülen’in talimatı üzerine ilk defa Bankasya’da hesap açıp daha sonra katılım hesabı açarak silahlı terör örgütünün (FETÖ/PDY) hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek yardım ettiği sabit görüldüğünden sanığın 5237 sayılı 314/3 ve 220/7-1 inci cümle maddeleri yollamasıyla TCK’nın 314/2 nci maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini ve talimat üzerine … Katılım Bankasına para yatırmadığını iddia etmiş ise de; … Katılım Bankasının mali açıdan zor bir dönemde olduğu süreçte başka bankalarda hesabı olmasına rağmen ve 2014 yılına kadar bu bankada hesabı yokken 2014 yılı Ocak ayında hesap açıp daha sonra katılım hesabı açmasının hayatın olağan akışı ile uyuşmadığı ve aşamalardaki çelişkili savunmaları göz önünde bulundurulduğunda sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik ve birbirleri ile çelişen savunmalar olduğu kanaatine varılmış ve cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, dosya arasında bulunan sanığın Bank Asyadaki hesap hareketleri ve bu hesap hareketleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesine göre; sanığın örgüt liderinin “Bank Asyayı kurtarın” talimatından kısa bir süre sonra 31.01.2014 tarihinde anılan bankada 600,00TL tutarında katılım hesabı açtığı ve daha sonra 06.02.2015 tarihinde de 24.000,00TL tutarında katılım hesabı açtığı görülmektedir. Ancak sanığın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından 04.02.2015 tarihinde yönetiminini devraldığı Bank Asyanın, 29.05.2015 tarih ve 6318 sayılı Kararı ile tamamen Tasararruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)’ye devredilmesine karar verdiği tarihten sonra da 25.08.2015 tarihinde 11.534,33 Amerikan Doları tutarında başka bir katılım hesabı daha açtığı görülmektedir. Sanığın anılan bankada ilk kez katılım hesabı açılış tarihi ile bu hesaba para yatırdığı tarihlerin örgütün sözde liderinin talimatlarına uygun olduğu ancak sanığın hukuki durumunu değerlendirirken sadece hesap açılış ve para yatırma tarihlerinin değil, hesabını kapattığı ya da sıfırladığı tarihlerin de suçun sübutu açısından önem arzettiği, somut olayda sadece hesabın açılış ve para yatırılış tarihleri nazara alınarak sanığın örgütün sözde liderinin talimatları doğrultusunda hareket ettiğinin değerlendirilebileceği ancak sanığın diğer örgüt mensuplarının aksine anılan bankanın devlet yönetimine (BDDK ve TMSF) devredildiği tarihten sonra da hemen hesabını kapatmadığı ve sıfırlamadığı, ayrıca bu tarihten sonra da katılım hesabı açtığı ve hesabını aktif olarak kullanmaya devam ettiğinin anlaşılması karşısında; örgütün sözde liderinin talimatıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince sanık hakkındaki İlk Derece Mahkemesinin mahkumiyet kararı kaldırılarak beraat kararı verilmesinin gerektiği netice ve kanaatine varılmıştır.
IV. GEREKÇE
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, örgütün finansal kaynağı olarak kabul edilen …hesap hareketlerinin incelenmesinden her ne kadar talimat dönemine uygun düşen katılım hesabı açma ve para yatırma işlemi olduğu görülmüşse de; diğer talimat dönemleri ile uyumlu işlemlerinin bulunmadığı, Bank Asyanın TMSF’ye devrinden sonra sanığın hesabını kapatmadığı ve katılım hesabı açmaya devam ettiği Bank … nezdindeki işlemlerinin rutin bankacılık işlemleri dışında değerlendirilemeyeceği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 24.05.2019 tarihli ve 2018/3079 Esas, 2019/1143 sayılı Kararında Cumhuriyet savcısınca ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.