Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/1847 E. 2023/706 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/1847
KARAR NO : 2023/706
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2018/268 E., 2019/728 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2018 tarihli ve 2017/135 Esas, 2018/14 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58. Maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 27.11.2019 tarihli 2018/268 Esas, 2019/728 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine ise usul ve kanuna uygun bulunan hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.12.2021 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, ByLock verilerinin hukuki delil olmadığını, MİT ve Emniyet tarafından yapılan dinleme ve değerlendirmeler ceza yargılamasında kullanılamayacağı, suçun maddi ve manevi unsurlarının gerçekleşmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
“Gerek soruşturma aşamasında gerek ise kovuşturma aşamasında dosyaya celp edilen Ankara C.Başsavcılığı’nın tespit tutanaklarında sanığın (0538) (…) (..) (..) nolu GSM hattı üzerinde 3……… IMEİ nolu telefon ile ilk tespit tarihi 2014 yılı 8.ayın 11’nde olmak üzere üzere ByLock isimli gizli haberleşme programını yüklediği tespit edilmiştir.
BTK’ya yazılan müzekkereye verilen cevaptan açıkça anlaşılacağı üzere ; Sanığın (0538) (…) (..) (..) nolu hattan ByLock isimli programa tahsis olunan dokuz adet IP’den … ve … nolu IP’ler ile ilk giriş tarihi 11.08.2014, son giriş tarihi 24.02.2016 olmak üzere, toplam 16433 kez sinyal almak suretiyle bağlandığı anlaşılmaktadır.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gönderilen ByLock tespit değerlendirme tutanağı içeriğine göre sanığın (0538) (…) (..) (..) numaralı GSM hatı üzerinde kullandığı programda ID numarasının 2203, kullanıcı adının “ekrem1”, giriş sayısının 190(log), alınan mail sayısının 40(log) gönderilen mail sayısının 16(log) ,alınan mesaj sayısının 276(log),gönderilen mesaj sayısının 340(log) olduğu; sanığın söz konusu programda çok sayıda kişi ile irtibatlı olduğu bu kişilerin sanığa “Ekrem, Ekrem Bey, Eko, Ekrem akademi, ekremabi, kerim “şeklinde isim verdikleri, sanık ile yazışan 351291 ID numaralı şahsın sanığa “kerim abi” şeklinde hitap ettiği, yine söz konusu tutanakta sanığa ait ID ile irtibatı görülen ve sanık ile aynı kurumda çalıştığı anlaşılan … K. isimli şahsı sanık tanıdığını kabul etmiştir. Ayrıca söz konusu tutanağa yansıyan yazışma içeriklerinde sanığın öğrenci grubundan sorumlu olduğu ve ilgilendiği görülmüştür.
Sanık her ne kadar ByLock isimli programı indirip kullanmadığın savunmuş ise de, bu savunmanın yukarıda açıklanan teknik deliller karşısında inandırıcılıktan uzak olduğu ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu kabul olunmuş,bu sebeplerle sanığın ByLock isimli örgütiçi gizli haberleşme programını cep telefonuna yükleyip çok sayıda giriş yapmak sureti ile kullandığı, bu şekli ile örgüt liderinin talimatları doğrultusunda bu programı kullandığı böylesine gizli bir programı kullanmak sureti ile örgüt üyeliği suçunun tüm unsurları ile oluştuğu anlaşılmış ve sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. Temel ceza belirlenirken sanığın çalışmış olduğu BTK’nın , sanığın üyesi olduğu örgüt için önemi ve sanığın bu kurumdaki konumu birlikte nazara alındığında meydana gelen tehlikenin ağırlığı ile suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri ve kastının yoğunluğu nazara alınarak alt hadden ayrılarak hüküm kurulmuştur.”
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1. Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, tanık beyanları ve sanık savunmaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştiren, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün sohbet adı altındaki toplantılarına katılan sanığın, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemler yürüterek örgütle organik bağ kurmak suretiyle örgüt üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz istemlerinin reddiyle hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 27.11.2019 tarihli ve 2018/268 Esas, 2019/728 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza

Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.