YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/20524
KARAR NO : 2023/8
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM :CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince verilen beraat hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1-Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.03.2020 tarihli ve 2018/308 Esas 2020/57 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş, karara ilişkin yapılan istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 16.02.2021 tarih, 2020/625 Esas 2021/144 sayılı kararı ile esastan reddedilmiştir.
2- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, yerel mahkeme hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge adliye mahkemesi hükmü hukuka uygun bulunduğundan, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinde ileri sürdüğü sübuta ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanması görüşünü içeren tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği Sanık …’ün …’e gönderdiği e mail – elektronik posta içeriği, … ve …’ın Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı ifadeleri, Tanık …’in Cumhuriyet Başsavcılığında alınan tanık sıfatı ile verdiği ifadesi, tanık …’nın kollukta alınan bilgi veren sıfatlı ifadesi ile hakkındaki bütün bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu sübuta ermekle cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
… Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışan sanığın kamu görevinden çıkarıldığının ihbarı üzerine sanık hakkında başlatılan soruşturmayla açılan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde, “sanık hakkında beyanda bulunan tanıkların örgütsel anlamda görgüye dayalı bilgilerinin bulunmaması, Bank …’da hesabının bulunmaması, ilanın spesifik olduğuna dair dosyada bir delil bulunmaması, sanığın, … ile yaptığı yazışmaların içeriği konusunda mahkememizce şüphe oluşması, sanığın ikametinde elde edilen …’e ait kitapların da tek başına örgüt üyeliğini ispat etmeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde;
sanığın örgüt üyeliğini ispat etmeye yeterli örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilebilecek bir eyleminin bulunmadığı kanaatine varılarak sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derece somut delil elde edilemediğinden sanık hakkında CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine…” gerekçeleri ile sanığın beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince verilen beraat kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği gerekçeleri ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları Dairemizin 2017/1809 Esas ve 2017/5155 sayılı kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek için Örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir
örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır(… Özel Kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek için Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın örgütle organik bağ kurarak hiyrarşik yapısına dahil olmak suretiyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren faaliyetlerde bulunup bulunmadığına ilişkin maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasını teminen, örgütün üniversite kadrolaşma faaliyetleri kapsamında yapıldığı iddia olunan yazışma metinlerinin içeriği hususunda Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesinin müzekkere ekindeki mesaj metni ile bilahere sanık müdafii tarafından sunulan metin arasında özellikle sanığın kastını ortaya koyan çelişkinin bulunması, mahkeme gerekçesinde de bu hususta şüpheye düşüldüğünün vurgulaması karşısında, anılan mahkemeye müzekkere yazılarak gönderilen mesaj çözümüne ilişkin varsa rapor ve/veya çözüm tutanağının istenmesi, söz konusu mesajların iletildiği sanığa ait sosyal medya hesabının sonradan sanık tarafından silinip silinmediğinin sanıktan da sorulmak ve gerektiğinde ve mümkün olduğunda bilirkişi marifetiyle tespit edilmesinden sonra kovuşturma aşamasında da dinlenen tanıkların aşama beyanlarının değerlendirilmesi, beyanlar arasında kısmi çelişkiler bulunduğundan hangi aşamadaki beyanın hangi nedenle diğerine üstün tutulduğunun tartışılması suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.02.2021 tarihli ve 2020/625 Esas, 2021/144 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.