YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/24446
KARAR NO : 2023/5
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
HÜKÜMLÜ
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/738 E., 2022/140 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2021 tarihli ve 2020/68 Esas, 2021/84 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 31.01.2022 tarihli ve 2021/738 Esas, 2022/140 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 19.04.2022 tarih ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, Bank … hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olduğu, iltisaklı olduğu tespit edilen anonim şirketine ortak olmasının yalnızca ticari gerekçelerden kaynaklandığı, mütevelli olarak adının geçtiği ByLock görüşmesi hakkında bilgi sahibi olmayıp ByLock kullanıcısı da olmadığı, gizli tanık beyanlarının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, kendisine atfedilen eylemlerin suç teşkil etmediği, suçun manevi unsurunun oluşmadığı, dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı ayrıca hakkında ceza belirlenirken üst hadden hüküm kurulmasının gerekçeden yoksun olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Somut olayda örgüt içerisinde mütevelli olarak adlandırılan grupların faaliyet alanı olan TUSKON’da üye olarak, Buca İşadamları Derneğinde Yönetim Kurulu Asıl Üyesi olarak yer alan sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir faaliyet gösteren ve bu nedenle kapatılan kurumlarından özel eğitim öğretim basım yayım dağıtım anonim şirketinin 13/05/2013 tarihinden itibaren % 13 oranında ortağı olduğu, gizli tanık Müjgan’ın beyanlarında sanıkla ilgili görgüsünün olmadığını lakin sanığın % 50 hissedarı olduğu .. Mutfak Kapı Banyo Mobilya İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin örgüte maddi destek olduğunu, çalışanlarını örgüt içerisinden seçtiğini duyduğunu beyan etttiği, S.D., A.G. ve Y.E. isimli kişilerin örgütün gizli haberleşme programı bylock üzerinden Ekim 2015 tarihli yazışma içeriklerinde sanığın isminin kullanımında olan cep telefonunun ailesi hakkında bilgilerin doğru bir şekilde yer aldığı ve bu içeriklerde sanığın örgütsel konumunun Buca mütevellisi olarak tanımlandığı, sanığın örgütsel eylem ve davranışlarının gizli tanık beyanı ve ByLock yazışma içeriklerine uygun olduğu sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih ederek bu yapıya dahil olduğu, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylemleriyle örgütün talimatlarını yerine getirebilecek konumda olduğu değinilen deliller ışığında sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.
Sanık savunması ve tüm dosya kapsamı ile sabit olan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanığın eylemine uyan TCK’nın 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, sanığın amaç ve saiki, suç kastının yoğunluğu dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına karar verilmiştir. Suçun mutlak terör suçu olması nedeniyle 3713 sayılı TMK’nın 3/1. maddesi delaletiyle 5/1. maddesi gereğince sanığın cezasından yarı oranında arttırım yapılmış, sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek cezasından TCK’nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (…, özel kısım s. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç, Genel Hükümler s.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
ByLock kullanıcısı olmayan sanığın, ByLock kullanıcısı iki kişinin konuşmalarında mütevelli olarak isminin geçmesinin, müzahir derneğe üye olması ve örgütle iltisakı nedeniyle kapatılan şirket ortağı olmasının sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi karşısında sanığın örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, ancak sanığın terör örgütü liderinin Bank …’nın ekonomik gücünün ayakta tutulmasına yönelik vermiş olduğu talimat sonrası dönemde 15/09/2014 tarihinde katılım hesabı açması ve örgütle iltisakı nedeniyle kapatılan şirket ortaklıklarını sürdürmesi ve tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda örgüte yardım kastıyla hareket ettiği gözetilerek silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken suç vasfında düşülen yanılgı sonucu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 31.01.2022 tarihli ve 2021/738 Esas, 2022/140 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre infazın durdurulması ile sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde DERHAL SALIVERİLMESİNİN sağlanması için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01.2023 tarihinde karar verildi.