Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/26180 E. 2023/94 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/26180
KARAR NO : 2023/94
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1564 E., 2021/278 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.06.2019 tarihli ve 2018/423 Esas, 2019/429 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314/3 üncü maddesi delaletiyle 221/4-2. cümlesi, 62/1 inci ve 63 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.02.2021 tarihli ve 2019/1564 Esas, 2021/278 sayılı Kararıyla sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve O yer Cumhuriyet savcısının (aleyhe) istinaf başvurusu, hükmün 6. bendine; “sanığın kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezası ile mahkumiyet yasal sonucu olarak 24.11.2015 … ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin hak yoksunluğuna ilişkin 08.10.2015 … ve 2014/140-2015/85 sayılı kararı gözetilerek TCK’nın 53/1-2-3 md’si hükmünün uygulanmasına”, ibaresinin eklenmesi ve hükmün 7 inci bendine; “sanığa hükmolunan cezanın TCK’nın 58/9 uncu maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi, suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 280/1-a ve 303/1-f maddeleri gereğince düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 09.05.2022 tarihli ve düzeltilerek onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği;
Tanık …’ın dinlenmeden, … ve … adlı kişilerin aleyhlerine soruşturma olup olmadığı tespit edilmeden karar verilerek usulü yönden savunma hakkının kısıtlandığına, hukuki değerlendirmede hata yapıldığına, sanığın savunmasının aksinin ispatlanmadığına, katalog evlilik yapmadığına, hts kayıtlarının tek başına delil değeri taşımadığına, nikah töreninin, gittiği okulun, yakınlarının dosyasının aleyhe değerlendirilemeyeceğine, örgüt hiyerarşine girmediğine, örgüt üyeliğinin unsurlarının oluşmadığına, hata hükümlerinin uygulanmadığına, etkin pişmanlık hükümlerinde indirimin üst sınırdan yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine, tebliğnameye itiraz ettiği dilekçesinde de benzer mahiyetteki itirazlarına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama, tanık beyanı, sanığın kısmen ikrar içerikli savunmaları birlikte değerlendirilerek; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem askeri yapılanması içerisinde yer aldığı, sanığın kısmi ikrarı ve tanık beyanına göre sanığın örgütün hiyerarşisine dahil olup organik bağ içerisine girdiği, Hava Kuvvetleri Komutanlığında Üsteğmen rütbesi ile görev yapmakta iken kamu görevinden ihraç edildiği, … mensubu asker kimliğine rağmen sanığın ankesörlü sabit hatlar üzerinden kendisinden sorumlu mahrem kişi ile iletişim kurarak örgüt faaliyeti olarak gizli toplantılar yaptığı, sanıkla ardışık aramaya girdiği A. C. …’nin de savunmalarında mahrem abiler tarafından arandığını kabul ettiği, sanıkla ardışık aranan …’ın da pilot olduğu ve yan filoda çalışması nedeniyle sanık tarafından tanındığı, sanığın halen darbeye teşebbüs suçlamasıyla tutuklu yargılanan eniştesi … tarafından örgüt mensupları ile tanıştırıldığını, örgüt içinde mahrem imam … isimli şahıs tarafından sabit ankesörlü hatlardan arandığını ve bir iki kez mahrem imamı ile görüştüğünü ikrar ettiği, … kod adlı gizli tanık beyanı kapsamında sanığın katalog evliliği yaptığı, her ne kadar tanık olarak dinlenen … damadı olan sanık ile kızının katalog evliliği yapmadığını beyan etmiş ise de damadı hakkında aleyhte beyanda bulunmasının düşünülemeyeceği değerlendirilerek sanığın söz konusu eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve devamlılık arz eden eylemler olduğu, böylece sanığın eylemleri ile FETÖ / PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu sabit görülerek sanıktan el konulan dijital materyallerin incelenmesinin uzun süreceği, yargılamayı uzatacağı ve sonucu değiştirmeyeceği anlaşıldığından dijital materyal inceleme sonucu beklenilmeyerek sanığın silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan cezalandırılmasına dair hüküm tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği ancak hak yoksunluğu ve tekerrür hükümleri yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Asker bir şahsın, örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından aranması ve “her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı” nazara alındığında;
a. Emniyet kayıtlarının yanı sıra BTK’dan alınan baz istasyonunu gösterir HTS kayıtlarının, “0” saniyeli çağrılar da dahil olmak üzere getirilerek üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda “gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı” hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun tanzim edilmesi,
b. Sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen … ve …’ın; 12.08.2018 tarihli ifadesinde kendisine mobbing uyguladıklarını söylediği …, …, … ve …’un; aynı tarihli ifadede kendisini örgüt mensubu ile tanıştıran …’ın; açık kimlikleri tespit edilemeyen … ve … isimli kişilerin açık kimlik bilgileri tespit edilerek haklarında herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilmesi,
c. UYAP’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık hakkında başkaca bir beyan yahut delil bulunup bulunmadığının da araştırılması,
Elde edilecek tüm bu delillerin ve CMK’nın 217 inci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak diyeceklerinin sorulması, beyanda bulunan şahısların mahkeme huzurunda beyanlarının alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabul ve uygulamaya göre de;
a. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 esas 2015/1292 karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetilerek, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun, üst sınırdan indirim yapılması gerekirken fazla ceza tayini hükmedilmesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.
b.Tayin edilen temel cezadan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesi uyarınca artırım yapılırken 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca artırım yapıldığının belirtilmesi gerektiği gözetilmeden uygulama maddesinin yalnızca 3713 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi olarak gösterilmesiyle yetinilmesi hukuka aykırıdır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.02.2021 tarihli ve 2019/1564 Esas, 2021/278 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

17.01.2023 tarihinde karar verildi.