YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/26431
KARAR NO : 2023/1895
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.11.2020 tarihli ve 2018/65 Esas, 2020/223 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası,53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 17.02.2021 tarihli ve 2021/116 Esas, 2021/126 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik ‘sanığın soruşturma aşamasında 20/11/2017-21/11/2017 tarihlerinde gözaltına alınmış olmasına rağmen bu hususun gerekçeli karar başlığında CMK’nın 232/2.d maddesi gereğince belirtilmemiş olmasının mahallinde ikmali kabil bir hata olduğu, hükme konu suçun mütemadi suçlardan olması, temadinin ise gözaltı tarihi olan 20/11/2017 tarihinde kesilmesi ve bu suretle suç tarihinin de temadinin kesildiği tarih olmasına rağmen gerekçeli karar başlığında suç tarihinin tutuklama tarihi olan 21/11/2017 olarak belirtilmesinin maddi hatadan ileri geldiği’ değerlendirilerek, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.06.2021 tarihli ve 2021/2170 Esas, 2021/4241 sayılı Kararı ile özetle;
”Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; sanığın, temyiz aşamasında 18.03.2021 tarihli dilekçesi ile etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirip bu yönde bilgi vermesi karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 221/4-2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine” karar verilmiştir.
4. Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 30.12.2021 tarihli ve 2021/221 Esas, 2021/228 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
5.Dava dosyası,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 08.04.2022 tarihli ve bozma görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle;
1. Alt sınırdan uzaklaşarak hüküm kurulmasının yeterli gerekçelerle ortaya konulmadığına,
2.Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine,
3. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine,
4. Usul ve yasaya aykırı karar verildiğine,
5. Lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine,
6. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Tüm dosya kapsamına göre; sanığın Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğrenci olduğu, örgüte ait evlerde kaldığı, örgüt içerisinde lise öğrencilerinden sorumlu olduğu, çeşitli okullardan örgüte ait evlere giden lise öğrencileriyle ilgilendiği, sanık hakkında anlatımlarda bulunan H.A. adlı tanığın, sanığın örgüt içerisinde bölge lise mesulü olarak faaliyetlerde bulunduğu, örgüt içerisinde il ablası görevini yaptığı bilinen F.Ş. adlı şahsın da katıldığı toplantılara katılarak bu toplantılarda lise öğrencileri hakkında bilgi verdiği şeklinde beyanlarda bulunduğu, diğer bir tanık olan S.İ.’nin sanığın üniversitede yanına gelerek kendisini cemaate ait evlerde kalması için ikna ettiği, daha sonra F.Ş. adlı şahısla kendisini tanıştırdığı, sanığın bölge lise mesulü olarak görev yaptığını bildiği şeklinde beyanlarda bulunduğu, HTS Analiz Raporu’na göre, sanığın örgüt içerisinde bir dönem aktif oldukları bilinen G.S., M.B., N.K. gibi şahıslarla görüşmelerinin olduğu, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağına göre, sanığın kullandığını beyan ettiği (0545) (…) (…) (…) nolu hat üzerinde kayıtlı, ID numarası 435749 olan, kullanıcı adının “asya5656” olduğu, şifresinin “asya56.” olduğu ByLock kaydının bulunduğu, irtibatlı kişiler listesinde F.Ş., M.K., E.Ş., T.Ç., T.C., Z.İ. ve S.B. adlı şahısların olduğu bilgisinin yer aldığı, İletişimin Tespitine Dair Analiz Raporu’na göre sanığın 10.09.2015-21.02.2016 tarihleri arasında ByLock sunucularına 813 kez bağlandığı, ByLock programına bağlanılan baz bilgilerinin Siirt ve Bitlis illeri olduğu, sanığın Bitlis’li olduğu ve Siirt ilinde üniversiteye gittiği, baz bilgileri ile sanığın yaşadığı ve üniversiteye gittiği yer bilgilerinin birbiri ile örtüştüğü, bu kapsamda sanığın örgüt üyeliği suçunda aranan eylem çeşitliliği, sürekliliği ve yoğunluğu ölçütlerini karşılayacak şekilde örgütün varlığına ve güçlenmesine nedensel bağ oluşturacak eylemlerde bulunduğu sabit kabul edilmiş; sanığın örgüt üyesi olduğu hususunda tam bir vicdani kanaate varılmış, Fetullahçı terör örgütüne üye olma suçundan temel ceza belirlenirken, sanığın, örgüt içerisine yer aldığı süre, örgüt üyeleri ile olan ilişkileri ve bu ilişkilerin mahiyeti, örgüt içerisinde aldığı görevler, teknik verilerle kesin olarak tespit edilen ByLock programı ve ankesör/sabit hatlardan yapılan ardışık/tekil arama kayıtları gibi doğrudan örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilen delillerin varlığı, sanığın meslek hayatında devlet veya iş kademelerinde üstlendiği rollerin önemi, sanığın güttüğü amaç ve saik ile kastının yoğunluğu hususları göz önünde bulundurulmuş, sanık hakkında temel ceza alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle verilmiş, mahkemece belirlenen teşdidin miktarında; sanığın örgüt içerisinde Siirt ilinde bölge lise mesulü ve imam hatip öğrencilerinden sorumlu olması nedeniyle örgütteki konumu ve örgüt üyelerini etkileme gücünün sonucu olarak suçunun işleniş biçiminin vahameti ile kasta dayanan kusurunun ağırlığı; ByLock programını kullanması, örgüt toplantılarına katılması ve örgüte öğrenci kazandırması gibi somut deliller ile ortaya çıktığı üzere örgütsel faaliyetlerinin çeşitliliği, sürekliliği ve yoğunluğu ile sanığın uzun bir süredir örgüt içinde yer alarak suç işleme yönündeki amaç ve saiki dikkate alınmış, sanık hakkındaki kovuşturmanın duruşma evresine 16.07.2018 tarihinde başlanılmış ve 01.02.2019 tarihinde iddia makamı tarafından dosya ile ilgili esas hakkında mütalaa sunulmuş, mütalaada, sanığın ”silahlı terör örgütüne üye olma” suçunu işlediği iddiasının sabit görülmesi talep edilmiş, tutuklu iken 16.07.2018 tarihli celsede tahliye edilen sanığa, yurt dışına çıkamama ve imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirlerine hükmedilmiş, sanık, yurt dışına yasa dışı yollarla çıkmaya çalıştığı sırada kolluk ekipleri tarafından yakalanmış ve adli kontrol tedbirinin ihlali ile mahkememiz huzuruna çıkarılmış, 1.11.2020 tarihli 7. celsede iddia makamı sanığın adli kontrol tedbirini ihlal ettiği gerekçesi ile tutuklanmasını talep etmiş, iddia makamı, sanığın tutukluluk halinin devamını talep ettiği vakte kadar, dolayısıyla tüm soruşturma ve kovuşturma evresinde sanık, hakkındaki tüm suçlamaları reddetmiş, bylock programını kullanmadığını, tanıkların beyanlarına katılmadığını savunmuş, 25.11.2020 tarihli 8. celsede, sanık, etkin pişmanlık hükmünden faydalanmak istediğini belirtmekle, mahkeme tarafından sanığın ifadesi alınmış, çözümü yapılan ifadeler incelendiğinde, sanık, ByLock programını kullanmadığını, bölge lise mesulü ve imam hatip öğrencilerinden sorumlu olmadığını ayrıca Ş. A. dışında herhangi bir kimseyi tanımadığını beyan etmiş, sanık, dosya temyiz aşamasındayken 18.03.2021 tarihinde temyiz merciine dilekçe yazmış ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtmiş, mahkeme tarafından sanığın Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kaldığı anlaşılmakla, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılarak, yazılacak müzekkereye Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2021/2170 esas, 2021/4241 karar sayılı ilamı ile 18.03.2021 tarihli dilekçesi de eklenerek; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığından; etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen ve 18.03.2021 tarihinde bu hususta dilekçe yazan sanığa, sanığın dilekçesinde belirttiği hususların doğruluğunun araştırılması, dilekçesindeki bilgilerin açıklattırılması, sanığın örgüt faaliyeti ile ilgili başkaca beyanlarının alınması ve sanığa teşhis işlemlerinin yaptırılması için, 5275 sayılı Kanunun 92/2. fıkrası gereğince Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının talebi Bakırköy Sulh Ceza Hakimliğinin kararı ile geçici sürelerle sanığın ceza infaz kurumundan alınması ve kolluk marifetiyle yukarıda belirttiği üzere etkin pişmanlık hususunda ayrıntılı bilgisinin alınıp teşhisinin yaptırılması talep edilmiş, sanık, tutuklu iken 01.12.2021 tarihinde ilgili kolluk birimine ifade vermiş, sanığın bu ifadesi incelendiğinde, sanığın bölge lise mesullüğü ve imam hatip öğrencilerinden sorumlu olma iddiasını kabul etmediği, örgütsel faaliyetlerini anlatmadığı görülmüş, sanık bu ifadesinde ByLock programını kullandığını ilk kez belirtse de, bu programın sanık tarafından kullanıldığı hususu önceki tespitler ve ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ile önceki aşamalarda sabit görülmüş, yine sanık, 6 kişiyi teşhis etmiş ise de, tüm bu şahısların haklarında yakalama kararı bulunan şahıslar olduğu tespit edilmiş, diğer yandan bu şahısların örgütsel eylemlerini net olarak ortaya koyamamış, ayrıca sanık, tanık beyanları ile ortaya konulduğu üzere örgüt içerisindeki konumu ve örgütte geçirdiği süre ile uyumlu herhangi bir bilgi de paylaşmamış, nitekim sanık, bozma sonrası mahkemede, ”ayrıca ben ifademde de belirttiğim gibi bölge lise mesullüğü yada imam hatip öğrenci mesullüğü gibi görevlerde bulunmadım. Ben sadece lise öğrencilerine ders verdim. Bu öğrencilerle örgütsel faaliyette bulunmadım. Yine teşhis ettiğim şahıslar dışında kimseyi bu yapı içerisinde tanımadım.” şeklindeki beyanı da bu kanaatimizi doğrulamış, bu açıklamalar dikkate alındığında, örgütteki konumunu kabul etmeyen, örgütteki konumu ve örgüt içerisinde geçirdiği süre ile uyumlu bilgiler vermeyen sanık hakkında ”etkin pişmanlık” hükmü uygulanmamış, sanık hakkında yargılama devam ederken ve yurt dışına çıkamama şeklindeki adli kontrol tedbiri uygulanıyorken, sanığın yasa dışı yollar ile Yunanistan’a geçtiği ancak Yunanistan emniyet güçleri tarafından Türkiye’ye gönderildiği, Türkiye-Yunanistan sınırında, Edirne ilinde kolluk güçleri tarafından yakalandığı anlaşılmakla, sanığın yargılama sürecindeki olumsuz tutum ve davranışları nedeniyle sanık hakkında takdiri indirim uygulanmamış, sonuç olarak; sanık hakkında ”silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan temel ceza teşdiden verilmiş, etkin pişmanlık ve takdiri indirim hükümleri uygulanmamış ve bu nedenle sonuç ceza 7 yıl 15 ay hapis cezası olarak belirlenmiş, ancak sanık ve sanık müdafii tarafından, sanık lehine olarak kanun yollarına başvurulmuş olduğundan, sanık hakkında bozma ilamı öncesi 6 yıl 3 ay hapis cezası verilip aleyhe temyiz olmaması nedeniyle bu cezanın kazanılmış hak teşkil etmesi dikkate alınarak sanığın cezasının 6 yıl 3 ay hapis cezası olarak infazına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1)Tebliğnamedeki bozma talepli görüşe (2) bendinde gösterilen nedenlerle isabet bulunmamıştır.
2) Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, sanık hakkında İpsala Cumhuriyet Başsavcılığı’nın UYAP sisteminde açık görünen 2020/1105 soruşturma sayılı dosyasının sanığın yurt dışına yasa dışı yollarla çıkış yapmış olabileceği değerlendirilen konuya ilişkin olduğu, FETÖ/PYD silahlı terör örgütü içinde bölge lise mesulü olarak yer aldığı, örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiği belirlenen, ilk derece mahkemesiniin kararında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılan sanık hakkında;
Bozma sonrası yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmış, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen hükümde kazanılmış hak korunurken CMK’nın 307/5 inci maddesinin gösterilmeyerek CMK’nın 232/6 ncı maddesine muhalefet edilmesinin dışında sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmeyerek kararda başkaca hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesinin bozmaya uyarak vermiş olduğu, 30.12.2021 tarihli ve 2021/221 Esas, 2021/228 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği İlk Derece Mahkemesi hükmin birinci bendinin altıncı paragrafına “ CMK’nın 307/5 maddesi uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Siirt 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.