YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/27010
KARAR NO : 2023/332
KARAR TARİHİ : 25.01.2023
KANUN YARARINA
BOZMA
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2021/3470 değişik iş
ŞÜPHELİ : …
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması talebinin reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma sonunda verilen Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2016 tarihli ve 2015/15054 soruşturma, 2016/400 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının (KYOK/KYO), yeni delil elde edilmesi nedeniyle kaldırılmasına yönelik Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan 26.07.2021 tarihli talebin, Tarsus 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.09.2021 tarihli, 2021/3470 değişik iş sayılı kararı ile “kesin” olarak reddedildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 23.06.2022 tarih ve 94660652-105-33-3127-2022 Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve 2022/85905 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2022 tarihli ve 2022/85905 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14.01.2016 tarihli ve 2015/15054 soruşturma, 2016/400 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturmaya ilişkin ortaya çıkan yeni deliller nazara alınarak şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe elde edildiğinden bahisle söz konusu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına yönelik talebinin reddine ilişkin Tarsus 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.09.2021 tarihli ve 2021/3470 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma evresi sonunda Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığınca suç teşkil edecek herhangi bir delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair 14.01.2016 tarihli kararın verilmesini müteakip, aynı şüpheli hakkında 07.10.2014 tarihinde Tarsus ilçesinde meydana gelen olaylarla (Kobani eylemleri) ilgili olarak yürütülen soruşturma neticesinde Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenip, Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/03/2021 tarihli ve 2021/71 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile şüpheli hakkında yeniden soruşturma yapılabilmesi için bahse konu 14.01.2016 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararın sulh ceza hakimliğince kaldırılması gerektiğinden bahisle iade edilen 16.03.2021 tarihli ve 2021/12219 soruşturma ve 2021/3694 esas ve 2021/734 sayılı iddianamede de belirtildiği üzere,
07.10.2014 tarihinde PKK/KCK terör örgütünün güdümünde bulunan ….com isimli internet sitesinden yapılan çağrı üzerine … ilçesinde meydana gelen gösteri yürüyüşüne bir çok kişinin yüzleri kapalı ellerinde molotof kokteyli taş ve sopalar ile katıldıkları, … ilçesi … Mevki … Mahallesinde örgütün sözde bayrakları örgüt elebaşısı …’ın fotoğrafının mevcut olduğu bez parçaları ile yüzü kapalı olan şahısların Demir Köprü istikametine doğru yürüyüşe başladıkları, bu yürüyüş esnasında ‘… Ovası Apocular yuvası, … İŞİD’e mezar olacak, Biji serok Apo’ şeklinde sloganların atıldığı, bahsi geçen bu gösteriye katıldığından dolayı hakkında işlem yapılan … A… isimli şahsın 29.11.2018 tarihinde alınan ifadesinde; gösterilere katılan siyah atletli yüzü kapalı şahsın şüpheli … isimli şahıs olduğunu ifade ederek teşhis işleminde bulunduğu,
Bu itibarla, şüphelinin olay tarihinde … ilçesinde gerçekleşen ve şiddet eylemine dönüşen bu gösteriye PKK/KCK terör örgütünün çağrısı üzerine katılarak tanınmamak için yüzünü kapatması ve slogan atan ellerinde taş sopa bulunan grup içerisinde yer alması hususunun gerek görüntülerden gerekse tanık beyanından tespit edilmiş olmasının, atılı suç hakkında evvelce yapılmış olan soruşturmanın seyrini etkileyecek, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak önemli ve yeni delil mahiyetinde olduğu, bu halde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/2 nci maddesinde, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” şeklinde yer alan düzenleme nazara alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/2 nci maddesi uyarınca talebin kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. “
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A.Uyuşmazlık
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılmasına yönelik Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan istemin reddine dair “kesin” olarak verilen kararda isabet bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
B.Hukuki Süreç
1. 13.12.2015 tarihli araştırma tutanağında arşiv tetkikinde her hangi bir kaydının bulunmadığı; UYAP sorgulamasında ise iki adet kaydının bulunduğu belirtilen şüpheli …, 1996 doğumlu ve bekardır. Adli sicil kaydında, 18 yaşından küçük olduğu dönemde işlediği suçlar dahil olmak üzere muhtelif suçlardan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile kovuşturmanın ertelenmesi kararları bulunmaktadır. Dosya içeriğinde rapor yahut belgeye rastlanılmamakla birlikte, süreçte verdiği ifadelerinde özetle, suç tarihleri öncesinde geçirdiği bir rahatsızlık nedeni ile zihinsel engelliler ve rehabilitasyon merkezinde bir dönem eğitim aldığını ayrıca ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde de bir süre tedavi gördüğünü ve okur yazar olmadığını beyan etmiştir.
2. … İlçe Emniyet Müdürlüğünün 20.12.2015 tarihli fezlekesi ile eki tahkikat evraklarından anlaşıldığı kadarı ile PKK/KCK silahlı terör örgütünün talimatları ile örgüte müzahir internet sitelerinden yapılan çağrılara istinaden 28.08.2015 ve 29.11.2015 tarihleri arasında ilçe merkezinde, terör örgütünün gençlik yapılanması olan … Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H) mensuplarınca gerçekleştirilen eylemlerin faillerinin tespiti ile faaliyetlerinin deşifresine yönelik yürütülen tahkikat neticesinde, eylemlere katıldıkları yahut organize ettikleri değerlendirilen yahut bilgisi alınan, altısının firari ve üçünün ise suça sürüklenen çocuk olduğu belirtilen, toplam on dört şüpheli şahıs hakkında terör örgütü üyesi olmak, terör örgütü adına eylem yapmak ve terör örgütünün propagandasını yapmak suçlarından işlem yapılmış, bu kapsamda şüpheli …’in de aralarında bulunduğu toplam beş kişi gözaltına alınmıştır.
Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/15054 soruşturma sayısına kayıt edilerek yürütülen bu soruşturmada özetle; 13.12.2015 tarihli kolluk araştırma tutanağı ile temin edilen bilgilere istinaden 10.11.2015 günü … ve 15.11.2015 tarihinde ise … Mahallelerinde yapılan eylemlere katılıp eylemleri organize ettiği değerlendirilen ve başkaca bir tespit yahut delilin bulunmadığı anlaşılan; 18.12.2015 tarihinde gözaltına alınması sonrası, ailesi tarafından kendisine okuma yazma bilmediği, zihinsel engelli olup tedavi gördüğü, cezai ehliyetinin bulunmadığı bilgisinin verildiğini beyan eden müdafisinin eşliğinde, 20.12.2015 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde özetle; rahatsızlığı nedeni ile okula gitmediğini ancak zihinsel engelliler ve rehabilitasyon merkezine gittiğini, ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde bir süre tedavi gördüğünü fakat şu an bir tedavi görmediğini, annesi ile birlikte yaşadığını ve konu ile ilgili bilgisinin olmadığını, herhangi bir eyleme katılmadığını beyan eden şüpheli … ile diğer şüpheliler hakkında, Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2016 tarihli, 2015/15054 (13) soruşturma, 2016/400 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK/KYO) ile özetle; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, şüphelilerin ikametlerinde usulüne uygun şekilde yapılan arama neticesinde atılı suçu işlediklerine dair haklarında kamu davası açmaya yetecek düzeyde bir bilgi, belge yahut döküman elde edilemediği, herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı ayrıca sosyal paylaşım sitesi üzerinden terör örgütünün propagandasına yönelik herhangi bir paylaşım tespit edilemediğinden, bu hali ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nu (5237 sayılı Kanun) kapsamında suç teşkil edecek herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına, itiraz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Beyanları ile uyumlu kayıtlarında bekar olduğu görülen şüpheli … hakkında verilen KYO kararı, 27.01.2016 tarihinde mernis adresinde, aynı konutta yaşayan “eşi … K.” adlı şahsa tebliğ edilmiştir. 09.02.2021 tarihli sonraki süreçte verdiği ifadesi sırasında hazirun sıfatı ile bulunan “yengesi …” ile bu şahsın isim benzerliğinin bulunduğu görülmüş ancak denetlenememiştir.
3. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının KYO kararı sonrasında bu kez, 2018/15684 sayılı bir başka soruşturmada, 29.11.2018 tarihinde şüpheli sıfatı ile ve müdafii eşliğinde, 1997 doğumlu şüpheli … A., kollukta verdiği ifadesinde özetle; 07.10.2014 tarihinde … Mahallesinde başlayıp Yarenlik alanında basın açıklaması ile son bulan PKK/KCK silahlı terör örgütü faaliyetine dönüştürülen yürüyüşe katılmadığını, iş yerinde bulunduğunu ancak kardeşinin yaralanması nedeni ile Yarenlik alanına gittiğini, 07.10.2014 tarihinde gerçekleşen olayla ilgili görüntü inceleme ve tespit tutanağında yer alan resimlerdeki şahsın kendisi, resimdeki siyah atletli ve yüzü kapalı olan diğer şahsın ise … isimli şahıs olduğunu beyan etmiştir. 06.02.2019 tarihli araştırma ve görüntü inceleme tespit tutanağı ile de siyah atletli ve yüzü kapalı halde resimde bulunan şahsın şüpheli … olduğu, 07.10.2014 tarihinde gerçekleşen PKK/KCK silahlı terör örgütünün faaliyetine dönüşen eyleme katıldığı, tanınmamak için yüzünü kapatıp örgütün sözde bayrağını ve örgüt liderinin resmini taşıyan şahıslarla birlikte yer aldığı, elini havaya kaldırıp, … işareti yapmak sureti ile grup ile birlikte “Biji Serok Apo” şeklinde slogan attığının anlaşıldığı tespitinde bulunulmuştur.
4. İl Emniyet Müdürlüğünün 06.02.2019 tarihli fezlekesi ekinde, söz konusu tahkikat evrakı Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş ve 2021/96 no’lu ihbar evrakına kayıt edilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2021 tarihli müzekkeresi ile de kolluktan, ihbar edilen sıfatıyla … hakkında, PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olma iddiası ile ilgili tahkikat evraklarının düzenlenerek gönderilmesi istenilmiştir.
5. Okur yazar olmadığından hazirun olarak bulundurulan “yengesi …” eşliğinde, ihbar edilen sıfatı ile 09.02.2021 tarihinde kollukta alınan beyanında şüpheli … özetle; okur yazar olmadığını, 2019 yılında yaşadığı kaza sebebi ile gerçekleşen beyin kanaması nedeni ile halen sağlık durumunun pek iyi olmadığını, 07.10.2014 günü … Mahallesinde başlayıp Yarenlik alanında basın açıklaması ile son bulan ve … A.,’nın ifadesinde belirtilen yürüyüşe katıldığını ancak sadece grupla birlikte yürüdüğünü, hastalığı nedeni ile hafızasının zayıfladığını, hatırladığı kadarıyla yüzünün kapalı olmadığını, üzerinde rengini hatırlamadığı bir gömlekle, siyah renkli eşofmanın, ayağında ise bağcıklı spor ayakkabısının bulunduğunu, olayda grubun dışında, kenardan yürüdüğünü beyan etmiştir.
6. … A.’nın ifadesinde adı geçen ve görüntü inceleme tespit tutanağı ile de tespiti yapılan, ihbar edilen sıfatıyla 09.02.2021 tarihinde alınan ifadesinde de örgüt mensupları tarafından yapılan 07.10.2014 tarihli eyleme katıldığını ikrar eden şüpheli hakkında PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olma iddiası suçundan yürütülen ihbar dosyasının, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2021 tarihli, 2021/96 ihbar dosya, 2021/25 karar sayılı soruşturma bürosuna gönderme kararı ile soruşturma defterine kayıt edilmesine karar verilmiştir.
7. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2021 tarihli, 2021/1873 soruşturma, 2021/18 no’lu, silahlı terör örgütü propagandası yapma suçundan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 7/2 ve 7/3, 5237 sayılı Kanun’un 53, 58/9 uncu maddelerince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılması için hazırlanan fezlekesi ile şüpheli … hakkında düzenlenen soruşturma evrakı, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
8. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2021 tarihli, 2021/12219 soruşturma, 2021/3694 esas, 2021/734 no’lu, başlıkta suç tarihinin “07.10.2014” olduğu belirtilen iddianamesi ile özetle; PKK/KCK silahlı terör örgütünün güdümünde bulunan internet sitesinden yapılan çağrı üzerine 07.10.2014 tarihinde Tarsus ilçesinde gerçekleşen ve şiddet eylemine dönüşen gösteriye, gerek görüntülerden gerekse … A.’ın ifadesi ile teşhisinden tanınmamak için yüzünü kapatarak katıldığı, slogan atan ve ellerinde taş sopa bulunan grup içerisinde yer aldığı tespit edilen şüpheli …’in, silahlı terör örgütüne üye olma, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etmek, terör örgütü propagandası yapmak suçlarından, 5237 Kanun’un 220/6’nci maddesi yollamasıyla 314/2., 53/1-2., 54/1., 58/9., 63/1; 3713 sayılı Kanun’un 5/1 ve 7/2, 2911 sayılı Kanun’un 33/1.a maddelerince cezalandırılması istenilmiştir.
9. Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2021 tarih, 2021/71 iddianame değerlendirme nolu kararı ile Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2021 tarihli, 2021/3694 E., numaralı iddianamesinin, 5271 sayılı Kanun’un 174/1-d maddesi gereğince iadesine, itiraz kanun yolu açık olmak üzere, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, oybirliği ile karar verilmiştir. Kararda, iade nedenleri;
“… Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2021 tarih, 2021/12219 soruşturma sayılı iddianamesiyle; şüpheli … hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa Muhalefet Etmek ve Terör Örgütü Propagandası Yapmak suçlarından kamu davası açılmış ise de;
Şüpheli … hakkında Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2016 tarih ve 2015/15054 soruşturma ve 2016/400 karar numaralı dosyasında suç tarihi 17.12.2015 olan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği,
CMK 172/2 nci maddesinde belirtilen ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.’ hükmü gereğince, şüpheli … yönünden silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yeniden soruşturma yapılabilmesi için 2015/15054 soruşturma ve 2016/400 karar numaralı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın Sulh Ceza Hakimliğince kaldırılması gerektiği, zira silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu ve iş bu iddianamede belirtilen suç tarihinin kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karardan öncesine ait olduğu,
Yukarıda belirtilen gerekçe ışığında, şüpheli … hakkında yeniden soruşturma yapılabilmesi için Sulh Ceza Hakimliğinden karar alınmadan düzenlenen iddianamenin.. .iadesine karar verildiği…”
Şeklinde belirtilmiştir.
10. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2021 tarihli, 2021/17900 soruşturma, 2021/1463 karar sayılı yetkisizlik kararı ile şüpheli hakkında önceden verilen 14.01.2016 tarihli, 2015/15054 soruşturma ve 2016/400 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması için soruşturma evrakı Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/150554 sayılı soruşturması kapsamında tanzim ettiği 28.04.2021 tarihli yazısı ile Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden, iddianamenin iadesi kararı ile yetkisizlik kararı ve şüpheli hakkında elde edilen yeni delil kapsamındaki tanık beyanı doğrultusunda sadece şüpheli Veysel yönünden, ilgili KYO kararının, 5271 sayılı Kanun’un 172/2’nci maddesi uyarınca kaldırılması talep edilmiştir.
11. Tarsus 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 03.05.2021 tarihli, 2021/1740 değişik iş sayılı kararı ile özetle; Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2021 tarihli istemi, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz olarak değerlendirilmiş ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karardaki gerekçenin ayrıntılı ve yeterli olduğu, evrak içeriğine uygun düştüğü, itirazın kabulü için bir neden bulunmadığından, itirazın reddine, kesin olarak, karar verilmiştir.
12. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2021 tarihli, 2021/5239 soruşturma ve 2021/77 no’lu, silahlı terör örgütüne üye olma, toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etmek, terör örgütü propagandası yapmak suçundan düzenlediği fezleke ekinde soruşturma evrakı gereği için Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına, tekrar gönderilmiştir.
13. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 09.06.2021 tarih ve 2021/29965 sayılı müzekkeresi ile Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığından KYOK’un kaldırılıp kaldırılmadığında ilişkin Sulh Ceza Hakimliği kararlarının birer örneğinin gönderilmesinin istenilmesi ve buna ilişkin olarak Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2021 tarihli, 2021/5239 sayılı yazısı ile de söz konusu kararın gönderilmesi sonrasında; bu kez Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 01.07.2021 tarihli, 2021/29965 numaralı müzekkeresi ile şüpheli … hakkında verilen KYO kararının kaldırılması için 28.04.2021 tarihinde yapılan talebin reddine ilişkin olması gerekirken itirazın reddi şeklinde kesin karar olarak verildiği görülen Tarsus 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 03.05.2021 tarihli, 2021/1740 değişik iş sayılı kararındaki çelişkinin giderilmesi, gerektiği takdirde KYOK’un kaldırılması konusunda tekrar talepte bulunulması ve Hakimliğinin red kararı vermesi halinde ise itirazda bulunulması Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığından istenilmiştir.
14. 06.07.2021 tarihli Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ile Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına, özetle; yapılan incelemede aynı konuda Tarsus 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin 03.05.2021 tarihli, 2021/1740 değişik iş sayılı kesin kararı mevcut iken tekrar talepte bulunulmasının hukuken mümkün olmadığı, bu haliyle verilmiş kesin karara karşı sadece kanun yararına bozma yoluna gidilebileceğinden talebin bu aşamada yerine getirilemeyeceği bildirilmiştir.
15. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 09.07.2021 tarihli, 2021/29965 soruşturma sayılı talimat yazısı ve eki soruşturma evrakı ile Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığından söz konusu çelişki giderilmeden işlemsiz iade edilen KYOK kararına ilişkin olarak yeniden talepte bulunulması ve mahkemeden bu hususta karar alınması, bu karara karşı da yasal yolların tüketilmesi yoluna gidilip neticenin bildirilmesi istenilmiştir.
16. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 26.07.2021 tarihli, 2021/2035 talimat dosyası sayılı yazısı ve eki talimat evrakları ile Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 09.07.2021 tarihli ve 2021/29965 soruşturma sayılı talimatları gereği, KYO kararının kaldırılması talebi ile ilgili karar verilmesi talep edilmiştir.
17. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 07.09.2021 tarihli tekit yazısı ile Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığından 09.07.2021 tarih ve 2021/29965 sayılı yazı ile istenilen hususların yerine getirilmesi istenilmiştir. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 08.09.2021 tarihli, 2021/29965 sayılı yazısı ile de Tarsus 1.Sulh Ceza Hakimliğinden, 26.07.2021 tarihli ve 2021/2035 sayılı yazının akıbeti hakkında bilgi verilmesi istenilmiştir.
18. Tarsus 1.Sulh Ceza Hakimliğinin 10.09.2021 tarihli, 2021/3470 değişik iş nolu yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığından 2015/15054 sayılı soruşturma dosyasında şüpheli … hakkında verilen KYO kararının kesinleşip kesinleşmediği sorulmuş; 20.09.2021 tarihli ve 2015/15054 soruşturma sayılı Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının cevabi yazısı ve ekleri ile KYO kararının şüpheli …’e tebliğ edildiği ve soruşturma dosyasına herhangi bir itirazın olmadığının UYAP kayıtlarından anlaşıldığı, karar tarihi itibari ile Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde karar kesinleştirme işlemlerinin yapılmadığı, karar kesinleştirme işlemlerinin 2019 yılından itibaren yapılmaya başlandığı, herhangi bir kesinleştirme işleminin yapılmadığı bildirilmiştir.
19. Tarsus 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.09.2021 tarihli, 2021/3470 değişik iş kararı ile Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 26.07.2021 tarihli, 2021/2035 talimat sayılı yazısı ile Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 09.07.2021 tarihli ve 2021/29965 soruşturma sayılı talimatları gereği yapılan 14.01.2016 tarihli, 2016/400 sayılı KYOK kararının 5271 sayılı Kanun’un 172’nci maddesi uyarınca kaldırılmasına ilişkin talebin reddine, evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda, kesin olarak karar verilmiştir.
Söz konusu kararda gerekçe;
” …. CMK’nun 172/2 nci maddesine göre ‘Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz’ düzenlemesi gereği, önceden kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı verilmiş ve kesinleşmiş bir karar hakkında sonradan soruşturmanın başlatılması ancak yeni bir delil elde edilmesi ve bu konu hakkında sulh ceza hakiminden karar alınması şartı ile mümkün olduğu, dosya kapsamında yapılan yazışmalar doğrultusunda Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2016 tarih ve 2016/400 sayılı KYOK kararının tebliğ edildiği ve süresi içinde itiraz edilmediği ancak kesinleşme işleminin yapılmadığının Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 20/09/2021 tarihli cevabi yazısı ile anlaşıldığı, her ne kadar yeni delil elde edilmesi nedeniyle CMK’nun 172 nci maddesi kapsamında KYOK kararının kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, tüm dosya kapsamından talep ekinde yeni delil olup olmadığına ilişkin inceleme ve değerlendirme yapılması için herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 14.01.2016 tarihli ve 2016/400 sayılı KYOK kararının CMK’nun 172 nci maddesi uyarınca kaldırılmasına ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle … hüküm tesis edilmiştir.”
Şeklinde belirtilmiştir.
20. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 23.09.2021 tarihli müzekkeresi ile talimat evrakı infazen Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 05.10.2021 tarihli yazısı ile Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığından karara ilişkin kanun yararına bozma yoluna gidilmesi istenilmiştir.
21. 08.12.2021 tarihli Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni bir delil bulunduğu gözetilmeden, usul ve yasaya ayrıca hukuka aykırı olarak verilen Tarsus 1. Sulh Ceza Hakimliğinin, 22.09.2021 tarihli, 2021/3470 değişik iş numaralı kesin kararının kanun yararına bozulması hususunda ihbar ve görüşte bulunulmuştur.
C. İlgili Hukuk
22. 5271 sayılı Kanun’un “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172’nci maddesi şöyledir;
(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
(3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.
5271 sayılı Kanun’un ” İtiraz olunabilecek kararlar” başlıklı 267 nci maddesi şöyledir;
“(1) Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.”
5271 sayılı Kanun’un “İtiraz usulü ve inceleme mercileri” başlıklı 268 inci maddesinin 2 nci ve 3’üncü fıkrasının ilgili kısımlar şöyledir;
“(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç … içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
(3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:
a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh Ceza Hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hakimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hakimliğe; son numaralı hakimlik için bir numaralı hakimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hakimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine aittir.
b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hakimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir…”
D. Değerlendirme
23. Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar (5271 sayılı Kanun 160/1 m.). Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri aracılığıyla her türlü araştırmayı yapabilir (5271 sayılı Kanun 161/1 m.). Soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilmemesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde Kovuşturmaya Yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı süresi ve mercii gösterilir (5271 sayılı Kanun 172/1 m.).
Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 … içinde bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı Ağır Ceza Mahkemesinin bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hakimliğine itiraz edebilir (5271 sayılı Kanun 173/1 m.). İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirecek olaylar ve deliller belirtilir (5271 sayılı Kanun 173/2 m.).
Sulh Ceza Hakimliği, istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir (5271 sayılı Kanun 173/4 m.). Sulh Ceza Hakimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek üzere, o yer Cumhuriyet savcılığına talepte bulunabilir. Kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa istemi gerekçeli olarak reddeder. İtiraz edeni giderlere mahkum eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir (5271 sayılı Kanun 173/2 m.). Dava zaman aşımı süresi içinde aynı fiille ilgili olarak kamu davası açılabilmesi için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesi ve bu hususta merciince yeniden soruşturmaya başlanılması hususunda bir karar verilmedikçe kamu davası açılamayacaktır.
Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlara itiraz edilmesi üzerine verilen Sulh Ceza Hakimliği kararlarına karşı itiraz yasa yoluna gidilip gidilemeyeceği hususuna gelince;
Yasa’da sulh ceza hakimliğinin 5271 sayılı Kanun’un 173 üncü maddesi kapsamında itiraz üzerine verdiği kovuşturma talebinin reddine ilişkin kararlarına karşı her hangi bir kanun yolu kabul edilmemiştir. Kovuşturma talebinin reddine ilişkin kararlar verildiğinde kesindir. Aynı şekilde, sulh ceza hakimliğinin kovuşturma davasını kabul etmesi ve savcıya dava açmasını emretmesi halinde de, şüpheli ve savcıya tanınmış bir kanun yolu bulunmamaktadır. Kovuşturma davası sonunda sulh ceza hakimliğince verilen ve kesin olan kararlara karşı olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozmaya başvurulacağı öğretide ve uygulamada kabul edilmektedir (Ceza Muhakemesi Hukuku 12. Baskı, 527. Sy.Centel/…). Dairemizce de benimsenen uygulama da bu yönde gelişmiştir.(Y4CD, 27.11.2007/ 8603/9977; Y9CD 10.03.2010-2357/2913, Y12CD 19.10.2011-5011/3346)
Ancak 5271 sayılı Kanun’un 173 üncü maddesinde yer alan düzenleme, Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı itiraz müessesesine ilişkindir ve buna göre Cumhuriyet savcısının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına itiraz, münhasıran suçtan zarar görene ( 5271 sayılı Kanun 173/1 m.) tanınmış bir haktır.
Aynı yasanın 172/2 nci maddesindeki; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.” hükmü ise, itiraz yolu da dahil olmakla birlikte itiraz dışında Cumhuriyet savcısının taleplerini de kapsayan farklı bir kurumdur.
İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddenin ikinci fıkrasının uygulanacağına dair usulün 173/6’ncı maddesindeki atıf da, 172/2 nci madde kapsamında verilen kararların; “kural olarak talep üzerine verilen hakimlik kararları” olduğunu işaret etmektedir. İtiraz üzerine verilen karar kesin olduğuna göre 173/6’ncı maddenin başka bir anlamı ifade ettiğini söylemek zordur. Doktrinde de (Prof Dr. Ersan Şen, https:// www.hukukihaber.net/ kyok-sonrasi- yeni- delil- makale, 6733.html, erişim tarihi 10.01.2022) 5271 sayılı Kanun’un 172/2 nci maddesi ile 173/1 inci maddesindeki düzenlemelerin farklı usul kurumlarına ilişkin olduğu kabul edilmiştir.
Şu hale göre, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılmasına yönelik Cumhuriyet savcısınca yapılan istemin reddine dair verilen kararın, 5271 sayılı Kanun’un 173/1 inci maddesine istinaden “itiraz üzerine verilmiş” bir karar değil ve fakat 172/2 ‘nci maddesi kapsamında “talep üzerine tesis edilmiş bir hakimlik kararı” olması nedeniyle, anılan Yasa’nın 267 nci maddesindeki; “Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.” açık hüküm nedeniyle itiraz kanun yoluna tabi olduğunun kabulü gerekir.
24. Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; PKK/KCK silahlı terör örgütü gençlik yapılanması olan YDG-H içerisinde faaliyet gösterdiği, örgüte müzahir yayın organlarından yapılan talimatlara istinaden 10.11.2015 ve 15.11.2015 tarihlerinde gerçekleştirilen eylemlere katılıp, organize ettiği değerlendirilmesi ile başlatılan ve 18.12.2015 tarihinde de gözaltına alındığı soruşturma neticesinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 14.01.2016 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair itiraz edilmeden kesinleşen karardan sonra, bu kez 07.10.2014 tarihinde gerçekleştirilen eyleme katıldığına dair yapılan tespit ile beyanla, teşhise istinaden; 5237 sayılı Kanun’un 220/6 ncı maddesi yollaması ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan da cezalandırılması istemi ile hazırlanan 16.03.2021 tanzim ve 07.10.2014 suç tarihli iddianamenin, 22.03.2021 tarihli Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile iadesi üzerine, yeni delil elde edildiğinden bahisle kaldırılması ve gerekirse verilen karara karşı yasal yolların tüketilmesi yoluna gidilmesine ilişkin talimat evrakı kapsamında, 26.07.2021 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınca söz konusu KYO kararının kaldırılmasına dair yapılan istemin yeni delil olup olmadığına ilişkin inceleme ve değerlendirme yapılması için herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından reddine dair verilen Tarsus 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 22.09.2021 tarihli, 2021/3470 değişik iş sayılı kararının itiraz edilmeden kesinleştiğinin görülmesi karşısında; incelenen UYAP kayıtları ile yazışma içeriklerine istinaden, anılan elde edilen belgelerin 5271 sayılı Kanun’un 172/2 nci maddesi kapsamında yeni delil niteliğinde olduğu hususunda tartışma bulunmamasına nazaran talebin kabulü ile verilen KYO kararının kaldırılmasına karar vermek gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile istemin reddine karar vermesinde isabet bulunmamaktadır.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Tarsus 1. Sulh Ceza Hakimliğinin, 22.09.2021 tarihli ve 2021/3470 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.01.2023 tarihinde karar verildi.