YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/27822
KARAR NO : 2023/1038
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/250 E., 2021/368 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek ayrı ayrı esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret – onama
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarihli 2021/250 Esas 2021/368 Karar sayılı düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının sanıklar … ve … müdafiine 10.03.2021 tarihinde tebliğ edildiği, sanıkların 21.04.2021 tarihinde vekalet verdikleri müdafileri tarafından ise 26.04.2021 tarihinde eski hale getirme talepli temyiz dilekçesi verildiği görülmekle; ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli 2019/16-573 Esas 2022/119 sayılı Kararında belirtildiği üzere; Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının, içeriği hakkında bilgi sahibi olma hakkı ve müdafiinin kusurlu davranışı ile kanun yolu başvuru süresini geçirmiş olması hâlinde eski hâle getirme imkânı olan sanıklar … ve …’e Tebligat Kanunu’nun 11 inci maddesinin son cümlesi uyarınca tebliğ edilmediği de göz önüne alınmakla, öğrenme üzerine sanıklar müdafii tarafından verilen temyiz dilekçesinin tebliğnameye aykırı olarak süresinde olduğu oy birliği ile kabul edilmekle;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.07.2018 tarihli ve 2017/113 Esas, 2018/155 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin yedinci ve dokuzuncu fıkrası uyarınca sanık … hakkında 7 yıl 6 ay hapis cezası, sanıklar … ve … hakkında ayrı ayrı 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 02.09.2020 tarihli ve 2019/173 Esas, 2020/602 sayılı Kararı ile; ”Silahlı terör örgütü üyeliği suçundan yargılaması yapılan sanıkların yargılama aşamasında kendilerinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi CMK’nın 156 ıncı maddesi gereğince de re’sen bir müdafi görevlendirilmediği, sanıklar … ve …’in ancak karar verildikten sonra müdafi tayin edebildikleri, sanıklara isnat edilen “silahlı terör örgütü üyeliği” suçunun niteliği dikkate alındığında, CMK’nın 150 inci maddesinin 2 ve 3 üncü fıkraları uyarınca hakkında müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun anlaşılması karşısında, Anayasanın 36, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesine aykırı olacak ve savunma hakkının kısıtlanmasını doğuracak biçimde kovuşturmada müdafi hazır bulundurulmaksızın mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle CMK’nın 150/3, 188/1, 197/1 ve 289/1-a-e maddelerine muhalefet edilmesi; hukuka kesin aykırılık teşkil ettiğinden, sanıklar ve müdafiinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde görülmekle, CMK’nın 289/1-a, e ile 280/1-d maddeleri uyarınca, sair yönleri incelenmeyen hükmün BOZULMASINA dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,” karar verilmişir.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararı üzerine; Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2021 tarihli ve 2020/176 Esas, 2021/22 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 58 inci maddesinin yedinci ve dokuzuncu fıkrası uyarınca sanık … hakkında 6 yıl 10 ay 15 … hapis cezası, sanıklar … ve … hakkında ayrı ayrı 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 04.03.2021 tarihli ve 2021/250 Esas, 2021/368 sayılı Kararı ile; sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının hükmümde ilgili yerdeki “sanık hakkında hükmolunan cezanın TCK’nın 58/7 inci ve 58/9 uncu maddesi gereğince” ibaresinin çıkartılarak yerine “TCK’nın 5237 sayılı 58/9 maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanması,” yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 26.05.2022 tarihli ret ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdii olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafiinin temyiz sebepleri;
Özetle; sanık lehine olan delillerin değerlendirilmediğine, sanık anlatımlarının aksinin ispatlanmadığına, suç kastı bulunmadığına, tanık anlatımlarının soyut olduğuna ve sair nedenlerle kararın sanık lehine bozulmasına karar verilmesi gerektiğine,
Sanıklar … ve … müdafiinin temyiz sebepleri;
Özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının sadece sanıkların müdafiine tebliğ edildiğini ve müdafiinin temyiz süresini kaçırdığını, sanıklara ayrıca tebliğ yapılmadığını ve kararın öğrenilmesi üzerine başvurdukları temyiz talebinin kabul edilmesi gerektiğine, atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, suç kastlarının bulunmadığına, hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, lehe delillerin değerlendirilmediğine, etkin pişmanlıkta bulunan tanık anlatımlarının hükme esas alınmayacağına, sanık …’in banka hesap hareketlerinin rutin işlemler olduğuna ve sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılmasının gerekçelendirilmediğine ve sair nedenlerle kararın sanıklar lehine bozulmasına karar verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
”… yönünden; tanık beyanları itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyeti kapsamında tertip edilen sohbet toplantılarına katıldığı, yine örgüte himmet ve burs adı altında maddi destekte bulunduğu, sadece bu şekilde bir faaliyeti olmayıp aynı zamanda dağıttığı zarflarla örgüt adına para ve bulunduğu köyde yaklaşık 15 yıl boyunca kurban bayramlarında kurban derisi ve buğday toplayarak yurtlara götürdüğü, çocuğunun örgüte yakın … Dersanesine gittiği, örgüte müzahir yayınlar olan … Gazetesi ve … Dergisine üye olduğu gibi gene tanık ….’nın beyanı itibariyle bu yayınlara başka şahısları abone yapmaya çalıştığı ve örgüte eleman kazandırmaya çalıştığı, sanığın örgüt elebaşısının talimatına uyarak bank … isimli bankanın içinde bulunduğu durumdan kurtulması maksadıyla örgütsel refleks göstererek mevduat artırımı amacıyla 17.09.2014 tarihinde 22.000 TL tutarında katılım hesabı açtığının anlaşılmış olması karşısında sanığın yalnızca FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının örgüt hiyerarşisi içinde icra edebileceği sözkonusu somut eylemleri süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz edecek şekilde yerine getirmek suretiyle atılı suçu işlediği,
… yönünden; tanık beyanları itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyeti kapsamında tertip edilen sohbet toplantılarına katıldığı, örgüte himmet ve burs adı altında para verdiği, bununla yetinmeyip dağıttığı zarflarla örgüt adına burs parası topladığı, yine kurban bayramlarında örgüt adına kurban derisi topladığı, çocuklarının örgüte yakın … Dersanesine gititği, örgüte müzahir yayınlar olan … Gazetesi ve … Dergisine üye olduğu gibi gene tanık ….’nın beyanı itibariyle bu yayınlara başka şahısları abone yapmaya çalıştığı ve örgüte eleman kazandırmaya çalıştığının mahkememizce anlaşılmış olması karşısında sanığın yalnızca FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının örgüt hiyerarşisi içinde icra edebileceği sözkonusu somut eylemleri süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz edecek şekilde yerine getirmek suretiyle atılı suçu işlediği,
… yönünden; tanık beyanları itibariyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyeti kapsamında tertip edilen sohbet toplantılarına katıldığı, örgüte himmet ve burs adı altında para verdiği, bununla yetinmeyip dağıttığı zarflarla örgüt adına burs parası topladığı, yine kurban bayramlarında örgüt adına kurban derisi topladığı, çocuğunun örgüte yakın … Dersanesine gittiği, örgüte müzahir yayınlar olan … Gazetesi ve … Dergisine üye olduğu gibi gene tanık …’ın beyanı itibariyle bu yayınlara başka şahısları abone yapmaya çalıştığı ve örgüte eleman kazandırmaya çalışmasının yanı sıra sanığın FETÖ/PDY yapılanmasında Ankara … ilçesinde mütevelli heyetinde olduğunun tanık beyanıyla da sabit olduğu, mütevelli heyetinin örgütün finans teminine yönelik faaliyetler yürüttüğü, … … bu heyetin örgütün finansal hedeflerinin belirlenmesi, kaynak bulunması gibi konularda toplantı yaptığı, bu heyetin esas itibariyle örgüt adına finans sağlama görevini yerine getirecek şahıslardan oluştuğu, sözkonusu heyetin il imamının altında olduğu, oluşturulan mütevelli heyetlerinin yaptığı toplantılarda İl yapılanmalarının, örgüt adına toplayacakları maddi kaynaklar ile ilgili hedef belirledikleri, sanığın da yapı içerisinde … mütevelli heyeti üyesi olduğu ve bu şekilde örgüt içerisinde belli bir konumu ve sorumluluğu olan ve bu şekilde örgüt hiyerarşisi içinde olan bir şahıs olduğunun mahkememizce anlaşılmış olması karşısında sanığın yalnızca FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının örgüt hiyerarşisi içinde icra edebileceği sözkonusu somut eylemleri süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz edecek şekilde yerine getirmek suretiyle atılı suçu işlediği,”
Şeklindeki gerekçelerle sanıkların silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işledikleri kabul edilerek buna göre uygulama yapıldığı anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği, sanıklar hakkında uygulanan tekerrür hükümleri yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A) Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hüküm yönünden;
Sanığın çocuğunu örgütle iltisaklı dershaneye göndermesi ile örgütle iltisaklı olan dergi ve gazetelere abone olmasının müsnet suç yönünden örgütsel faaliyet ve delil olarak kabul edilemeyeceği gözetilerek yapılan incelemede;
Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
a)Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir.
Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (kapatılan) 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın sosyolojik ve kültürel durumu örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önemi haiz mahrem yapılanması içerisinde örgütteki konumu, faaliyetlerinin önemi ve irtibatının devam ettiği tarih itibariyle atılı suç yönünden kastının bulunmadığı yönündeki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın örgütün faaliyetleri kapsamında örgütsel toplantı ve sohbetlere katıldığı, örgüte himmet ve burs adı altında maddi destekte bulunduğu, örgüt adına para ve kurban derisi toplayarak örgütün yurtlarına götürdüğü, örgütün gazete ve dergi gibi yayınlarına başka kişileri üye yapmaya çalıştığı, örgüt lideri tarafından yapılan çağrı üzerine çağrıya uyarak Bank … katılım hesabı açtığı kabul edilerek sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle silahlı terör örgütüne üye olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen esasa müessir olabilecek savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, suçun işleniş şekli, sanığın örgüt içerisindeki konumu, eylemlerinin yoğunluğu ve suç kastı dikkate alınarak yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B) Sanıklar … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümler yönünden;
Oluş, iddia, mahkeme kabulü, temyiz kapsamı ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında;
Sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanıkların temyiz aşamasında ayrı ayrı verdikleri 26.12.2022 tarihli dilekçelerinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediklerini belirttikleri ve dilekçe içeriklerinde bu kapsamda anlatımda bulunarak bir çok kişi hakkında bilgi verdiklerinin görülmesi karşısında; sanıkların duruşmada hazır edilerek etraflıca beyanlarının alınıp, gerekirse kollukta teşhis işlemi de yaptırılmak suretiyle verdikleri bilgilerin örgütte geçirdikleri süre, konum ve faaliyetleri itibariyle yeterli ve faydalı olup olmadığı değerlendirilip, eldeki mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği de ilgili birimlerden sorularak sonucuna göre, haklarında 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
V. KARAR
A) Sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
B) Sanık … ve … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 04.03.2021 tarihli ve 2021/250 Esas, 2021/368 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.03.2023 tarihinde karar verildi.