Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/27893 E. 2023/259 K. 24.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/27893
KARAR NO : 2023/259
KARAR TARİHİ : 24.01.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/22 E., 2021/193 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve
isteyerek yardım etme
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2017 tarihli ve 2017/106 Esas, 2017/392 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesi ve 5327 sayılı Kanun’un 220/7 nci maddesi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.01.2018 tarihli ve 2018/26 Esas, 2018/135 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2017 tarihli ve 2017/106 Esas, 2017/392 sayılı Kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 23.11.2021 tarihli ve 2021/1581 Esas, 2021/10069 sayılı Kararı ile sanığın Bank … hesap hareketlerine ilişkin bilirkişi raporu alınmadan eksik inceleme ile karar verilmesi, suç adının hatalı olarak yazılması, kurulan hükümde delalet, uygulama ve artırırım maddelerinin yanlış gösterilmesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2017 tarihli ve 2017/106 Esas, 2017/392 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 220/7 nci maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın hesap hareketlerinin talimat ile hareket edip örgüte yardım maksadıyla yapılmadığına, buna dair yeterli delil olmadığına, suçun manevi unsurunun oluşmadığına, atılı suçun işlenmediğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hazırlanan iddianame kapsamında mahkemece yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince “…Mahkememizin 25/10/2017 tarih ve 2017/106 esas ve 2017/392 karar sayılı kararının sanığın temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 23/11/2021 tarih ve 2021/1581 esas 2021/10069 karar sayılı ilamı ile bozularak dosya mahkememize iade edilmiş ve yukarıdaki esas sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur.
Sanık savunması, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile ilgili açıklamalar, açılmış bulunan kamu davaları, bu davalardaki itirafçı sanık beyanları, Milli Güvenlik Kurulu Kararları, inceleme tutanakları, cevabi yazılar, Bankasya kayıtları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
17-25 Aralık sürecinde Bank Asyanın FETÖ/PDY ile bağlantılı olması durumu nedeniyle devlet tarafından incelemeye alındığı, o dönemki açık haber kaynaklarında yayınlandığı gibi bu örgüte yönelik soruşturmalarda ele geçen bilgilere göre de o süreçte …’in örgüt üyelerine Bank …’ya destek olmak amacıyla bu bankada hesap açtırmaları ve var olan hesaplara para yatırmaları talimatı verdiği; bu talimat sonrasında binlerce örgüt üyesi tarafından yeni hesaplar açtırıldığı veya var olan hesaplara paralar yatırıldığı,
Her ne kadar sanık … hakkında FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan TCK 314/2 madde gereğince cezalandırılması talebi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de ByLock raporunda ByLock uygulamasının GSM hattı ile değil adsl hattı ile kullanıldığının belirtildiği, sanığa ait dijital materyal export raporunda ByLock programına veya bylock kalıntısına rastlanmadığının belirtildiği, dosya kapsamına göre sanığın adı geçen örgütte hiyerarşik yapıya dahil olduğuna ve örgüt üyesi olduğuna örgütle organik bağ kurarak sürekli, çeşitli ve yoğunluk gerektiren eylemlerde bulunduğuna dair mahkumiyetine yeterli kesin delil olmadığı ancak sanığın eyleminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, yapılan değerlendirmede ise; iddianamede suça delil olarak gösterilen Bank … hesap hareketlerinin bilirkişi tarafından incelenmesi sonucunda alınan 09.03.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre sanığın 2013 Ağustos-Aralık ayları arasında hesap bakiyesi 0 TL iken 29.01.2014 tarihinde yeni yatan 2.000 TL bakiye ile katılım hesabı açtığı, bu hesabın 18.06.2014 tarihinde kapatıldığı, 18.06.2014 tarihinde hesabına 2.700 USD bakiye yatırıldığı, yine 21.02.2014 tarihinde yeni yatan 1.500 USD ile katılım hesabı açtığı, 06/08/2015 tarihinde bu katılım hesabının kapatıldığı, 22.08.2014 tarihinde yeni yatan 43.537 TL bakiye ile katılım hesabı açtığı, 13.04.2015 tarihinde bu katılım hesabının kapatıldığı, 03.10.2014 tarihinde yeni yatan 1.500 TL bakiye ile katılım hesabı açtığı,13.04.2015 tarihinde bu katılım hesabının kapatıldığı, 13.04.2015 tarihinde 30.704,86 USD bakiye ile katılım hesabı açtığı, hesabın 16.12.2015 tarihine kadar devam ettiği, 22.05.2015 tarihinde 4.540 EURO bakiye ile katılım hesabı açtığı, bu hesabın 22.01.2016 tarihine kadar devam ettiği,
Sanığın yukarıda özetlenen hesap hareketleri içeriği ve bu hususta yapılan tespitler, sanığın talimat sonrası rutin bankacılık işlemlerinin dışında katılım hesabı açmak vb. yaptığı işlemler, bu katılım hesaplarının hepsinin örgüt liderinin talimatı sonrası ve bankanın TMSF’ye devrinden önce açılması, 2014 yılında örgüt liderinin talimatı sonrası 4 adet yeni yatan bakiye ile açtığı katılım hesapları, yine 2014 yılında toplam 7.552,7 usd bakiye döviz alım işlemi yaptığı hususları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın bu eylemleriyle örgütün finans kaynaklarından olan mezkur bankada FETÖ/PDY terör örgütü lideri …’in 25.12.2013 tarihli çağrısından sonra örgüte yardım saikiyle para yatırarak örgüte bilerek ve isteyerek yardımda bulunduğu anlaşılmakla yukarıdaki açıklamalar ışığında sanığın “silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçunu işlediği sübut bulmaktadır. Bu nedenle sanığın sübut bulan eylemine uyan TCK 314/2, 220/7, 3713 S.K. 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş…” şeklinde gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır.
Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
b)BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası AŞ’de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilip, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebilir.
c) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Eşi hakkında da aynı suçtan ceza soruşturması yapıldığı halde anılan örgütle irtibatını ortaya koyan hiç bir delil ikame olunamayan sanığın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı … Katılım Bankası A.Ş.’de mevcut cari hesabı üzerinde 22.01.2016 tarihine kadar devam eden bankacılık işlemlerini, bizzat ve doğrudan TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bildiği FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme kastı ile gerçekleştirdiği hususunda her türlü şüpheyi ortadan kaldıracak kesinlikte delil bulunmadığından ispat edilemeyen müsnet suçtan beraati yerine, olgu ve delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde, yerinde olmayan gerekçe ile mahkumiyet hükmü kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
d) Kabul ve uygulamaya göre de; silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan hüküm kurulurken, TCK’nın 314/3 ve 220/7 maddelerinin delalat maddesi olarak gösterilmesi gerektiği gözetilmeden doğrudan 314/2. maddesi gereğince uygulama yapılması hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.10.2017 tarihli ve 2017/106 Esas, 2017/392 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak BOZULMASINA,
28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304/4. maddesi uyarınca dosyanın Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.01.2023 tarihinde karar verildi.