YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/28331
KARAR NO : 2023/13
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
T U T U K L U
D U R U Ş M A T A L E P L İ
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/292 E., 2022/338 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği hükmolunan cezanın süresine göre şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.01.2022 tarihli ve 2021/407 Esas, 2022/36 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.03.2022 tarihli ve 2022/292 Esas, 2022/338 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi özetle, dayıları Bursa da olduğu için … A.Ş. adlı dershanede iş bulup çalışmaya başladığına, bunları dini bir grup olarak bildiğine, 17-25 aralık operasyonlarından sonra bunlarla bütün bağını kestiğine, 2014 yılı ocak ayında istifasını verdiğine, Bylock kullanmadığına, … isimli şahsı tanımadığına, … Eğitim Sen isimli sendikaya Milli Eğitim Bakanlığı’nın onayı ile kurulduğu için üye olduğuna, Fetö’cülerin sendikasının olduğunu bilmediğine, beraat ve tahliye talebine vs. ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, sanığın Bylock kullanmadığına, tespit ve değerlendirme tutanağının sanığa ait olduğunun ispatlanamadığına, Bylock konusundaki verilerin tamamen iç hukuk ve uluslararası hukuka aykırı olarak elde edildiğine, Anayasa’nın 38/6 hükmü gereğince delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığına, sanığın Bylock uygulamasını kullanıp kullanmadığının tespiti için bilirkişi raporu alınmadığına, tespit ve değerlendirme tutanağındaki lehe olan delilerin dikkate alınmadığına, tevsii tahkikat talebinin reddedilerek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine, beraat ve tahliye talebine vs. ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
”…Yargıtayın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere; örgüt üyeliğinin kabul edilebilmesi için failin, örgütün amacını benimseyerek örgütle organik bağ kurması, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması, bu suretle verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesi, ayrıca kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerinin bulunması gerekmektedir.
Sanığın örgütün finans kaynaklarından olan Bank … isimli bankada hesabının bulunduğu ve çocuğunun 2014-2015 eğitim öğretim yılında örgüte müzahir Özel … Çocuk Akademisi Kreş ve Gündüz Bakımevi ile 2015-2016 eğitim öğretim yılında örgüte müzahir Özel … İlkokulunda eğitim gördüğü hususları tespit edilmişse de, Mahkememizce örgütün talimatları ile uyumlu olmayacak şekilde Bank … hesabı bulunması ve çocuklarının örgüte müzahir okulda eğitim görmesi hususlarının tek başına herhangi bir örgütsel faaliyet ve örgüt üyeliğine yeterli derecede delil olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmakla, bu hususlar sanık aleyhine delil olarak kabul edilmemiştir.
Öte yandan ByLock yazışmalarında geçen “…” numaralı GSM hattının sanık adına kayıtlı olduğunun tespit edildiği, sanığın da soruşturma aşamasındaki müdafi eşliğinde alınan beyanında söz konusu hattın kendisinin önceden kullanmış olduğu bir hat olduğunu kabul ettiği, Bylock yazışmalarında … USER ID numaralı hesabın … USER ID numaralı hesaba “…” numaralı GSM hattını kendisine ait numara olarak verdiği, bir kişinin irtibatlı olduğu bir başka kişiye kendisine ait olmayan bir GSM numarasını kendi numarası olarak vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı, sanık ile tanık …’nin birbirlerini tanımadıklarını beyan etmiş olmasına rağmen … adına kayıtlı olduğu tespit edilen “…” numaralı GSM hattının sanığa ait sim kartın kişi listesinde “….” olarak kayıtlı olduğunun tespit edildiği, bu hususunun sanık ile tanığın birbirini tanıdıklarını ve irtibatlı olduklarını gösterdiği, … USER ID numaralı hesap ile … tarafından kullanıldığı tespit edilen … USER ID numaralı hesabın birbirlerinin ByLock kişi listesinde ekli olup mesajlaşma ve mail içeriklerinden irtibat halinde olduklarının görüldüğü anlaşılmakla, Mahkememizce … USER ID numaralı ByLock hesabının sanık tarafından kullanıldığı tam bir vicdani kanaatle kabul edilmiştir.
Şu durumda, terör örgütlerinin amaç suçun işlenmesi yolunda güven, disiplin ve sıkı irtibata önem veren iş bölümüne dayalı, hiyerarşik düzene sahip yapılar olarak istihbarat, gizlilik, güvenlik ve denetim konularında duyarlı oldukları, işleyiş ve yapılanma itibariyle bu özellikleri gösteren terör örgütlerinin, örgütün “hiyerarşik yapısına” dahil olmayan, irtibat halinde olmadıkları, güvenilir bulmadıkları, denetlemedikleri kaynaklardan bilgi kabul etmeyecekleri gibi, gizlilik ve güvenlik kuralları ile hiyerarşiye uymayan kişilerin bu tür faaliyetlerine de izin vermeyecekleri, terör örgütlerinde örgüt mensupları arasında iletişimi sağlama ve örgüt liderlerinden alınan talimatlar ile örgüt faaliyeti kapsamında yapılacak toplantılarının çağrısını yapmak gibi faaliyetlere ilişkin organizasyonun örgütsel yapı dışında değerlendirilemeyeceği ve bu eylemlerin salt yardım düzeyini aşmamış eylemlerden nitelik itibariyle farklılık arz ettiği göz önüne alındığında sanığın, ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanakları ile diğer tutanak ve belgelerden anlaşılacağı üzere sıradan bir vatandaşın temin edip kullanma imkanı olmayan ve sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeleri arasında emir ve talimatların yerine getirilmesi amacıyla geliştirilip yalnızca örgüt üyelerinin referansı ve karşılıklı onayları sonucu kullanılabilen kriptolu haberleşme programı olan Bylock programını kullandığı, yine sanığın SGK kayıtlarından anlaşılacağı üzere uzun süre örgüte müzahir kurumda çalışması ve sanığın ikrarı ile kolluk tutanaklarından anlaşılacağı üzere örgüte müzahir sendikaya üye olması yönündeki tespitlerin de sanığın örgüt ile ilişki ve irtibatını gösterdiği anlaşılmakla, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne organik olarak bağlı olmak suretiyle örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer alıp emir ve talimatları doğrultusunda hareket ederek çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk arz eden eylemleri ile tüm dosya kapsamındaki delillerden üzerine atılı olan “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçunu işlediğinin sabit olduğu yönünde Mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluşmuş ve sanığın hayatın akışına aykırı olup suçtan kurtulmaya yönelik beyanlardan ibaret olan savunmalarına itibar edilmeyerek eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci ve 61 nci maddeleri uyarınca suçun işleniş biçimi dikkate alınarak, fail ve fiile ilişkin teşdit sebebi bulunmadığından sanık hakkında alt hadden ceza tayin edilmek suretiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir…”
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge adliye mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetilmekle, İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında sanığın ByLock kullanıcısı olduğuna ilişkin yer alan tespitler ışığında sanığın ByLock kullanıcısı olduğu hususunda bir duraksama bulunmadığı, sanığın kullandığı … ID numaralı ByLock programında ”abi merhaba. cuma günü bir arkadaşla sizi tedbir kontrolüne geleceğiz. ne zaman müsait olursunuz.”, ”abi sizi fatih antep isimli bir bylock kullanıcısı ekleyecek…” gibi örgütsel yazışma içeriklerinin mevcut olduğu dolayısıyla sanığın örgütle organik bağ kurarak silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşması için gerekli olan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemleri gerçekleştirdiği anlaşılmakla yapılan değerlendirmede; yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapılması, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlenmesi, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilenmesi, özleri değiştirilmeksizin tartışılması, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırılması, eylemin doğru olarak nitelendirilmesi ve kanunda öngörülen suç tipine uyması, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulanması nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.03.2022 tarihli ve 2022/292 Esas, 2022/338 Karar sayılı kararında sanık ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.01.2023 tarihinde karar verildi.