Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/28348 E. 2023/795 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/28348
KARAR NO : 2023/795
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

BOZMA ÜZERİNE
TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/276 E., 2022/22 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesince verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun(5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafiin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.02.2020 tarihli ve 2019/324 Esas, 2020/63 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 10.07.2020 tarihli ve 2020/1000 Esas, 2020/639 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 03.03.2021 tarihli ve 2020/6439 Esas, 2021/1809 sayılı kararı ile “…TCK’nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle, 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik de gözönünde bulundurularak hukuka, vicdana, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olarak makul bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, teşdidin derecesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde fazla ceza tayini…” nedeniyle bozulmasına ve ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanunun 304 üncü maddesi uyarınca Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2021/276 Esas, 2022/22 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 9 ay yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tanzim olunan 12.05.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; tanık beyanlarının çelişkili olduğuna ve tanıkların da aynı suçtan yargılanmaları nedeniyle beyanlara itibar edilmeyeceğine, tanıkların hepsinin duruşmada dinlenilmediğine, mahkemenin tanık beyanlarından hareketle sanığın ByLock kullandığına yönelik kabulünün Yargıtay uygulamalarıyla çeliştiğine, dijital materyallerde bir kısım program kalıntılarının tespit edilmesinin ve yayımlandığı tarih itibariyle yasaklama kararı olmayan derginin ele geçmesinin müsnet suç yönünden delil teşkil etmeyeceğine, suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. Bozma Sonrası İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın örgüt içerisinde … Kod adını kullandığı ve yapı bünyesinde BLM ( Bölge Lise Mesulü), BTM (Bölge Talebe Mesulü), askeri öğrencilerle ilgilenen ve DOKTOR’ luk görevlerinde bulunduğunun anlaşıldığı, Kocaeli Emniyet Müdürülüğünce düzenlenen 19.01.2020 tarihli fiziki takip tutanağına göre 02.09.2019-03.09.2019-04.09.2019 tarihlerinde fetö/pdy şüphelisi ve kaçağı D.M, E.A, M.M, M.B.C, O.S, B.A, F.A, E.K, K.K, A.A ile irtibatlı olduğuna yönelik görüntü ve tespitlerin yapıldığı, yine sanıktan ele geçen dijital materyal incelemelerinde; sanığın cep telefonunda fetö üyelerince kullanılan falcon, cleanthemall, cryptnote isimli program kalıntılarına rastlanıldığı, sanığa ait export verilerinin olduğu harddiskte, kindle isimli kitap okuma cihazına ait klasör içeriğinde örgüt lideri …’e ait çok sayıda kitabına ait kapak fotoğraflarının olduğu yine ByLock Cbs Sorgu Sonucu ile CGNAT kayıtlarına göre 0545 (…) (..) 16 nolu hatla fetö/pdy silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı ByLock’u kullandığı, yine cgnat kayıtlarına göre ByLock programına ait İP adreslerine 2.618 kez bağlantı sağladığı hususunda tespitin yapıldığı bu haliyle sanığın örgüt içi gizli ve kriptolu haberleşme ağına dahil olduğu kanaatine varılarak 0545 (…) (..) 16 hatta ait ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının beklenmesinden vazgeçilmiştir. Yine R.K, G.Y, M.Ç, M.A, T.K, Y.S, A.Y, E.A., Ç.M, A.Ç.S, U.B, E.A, E.U, B.A, S.Y, Ö.K, İ.K, K.B, T.A, Taner A., R.Ö, A.K ifadelerinde geçen anlatımların mahkememiz huzurunda dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olması nedeniyle mahkememizce ayrıca dinlenilmelerine ihtiyaç duyulmamıştır.
Masak raporuna göre hakkında fetö/pdy silahlı terör örgütünden soruşturma yapılan bir çok şahıs ile para transferinin olduğu hususunda yapılan incelemesinde parasal işlemlerin örgütsel mahiyette yapıldığına dair dosya kapsamına yansıyan somut bir olgunun bulunmaması karşısında sanığın sözkonusu işlemleri örgütsel saikle gerçekleştirdiği hususunda kesin bir kanaate varılamamıştır.
Her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan dava açılmış ise de; hiyerarşide alt kademelere göre daha üst bir pozisyonda yer alan kişinin örgüt içersinde yönetici konumunda bulunduğundan söz edilebilmesi için tek başına her konuda karar veren, doğrudan verdiği emir ve talimatlarla örgüt üyelerini yönlendiren ve idare eden, örgüt içinde işbölümünü sağlayan, örgütün işleyişi açısından merkezi bir konumda bulunup kendi insiyatifiyle istediği kişiyi göreve alma, görev verme, talimatlara aykırı davranan örgüt üyesine tek başına yaptırım uygulama ve istediği an istediği kişinin görevine son verme yetkisini haiz birisi olması gerektiği; bu bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, sanığın FETÖ/PDY terör örgütü adına gerçekleştirdiği faaliyetleri ne denli yoğun olursa olsun eylemin “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” suçu biçiminde nitelendirildiği, eylemlerinin niteliği, işleniş biçimi göz önüne alındığında sanığın örgüt içersinde sınırlı bir görevinin bulunduğu, görevinin genel niteliği haiz olmadığı, örgütle kurulan organik bağ ölçüsünde ancak kendisine verilen görev sınırları çerçevesinde hareket edip kendisine verilen talimatları yerine getirdiği, kendisine emir veren ve gevşek de olsa bağlı hissettiği kişilerin talimatıyla hareket ettiği, bu talimatları değiştirme, tâlimat dışına çıkılarak başka emirler verme yetki ve imkanına sahip olmadığı, dolayısıyla eyleminin örgüt yöneticiliği kapsamında kalmadığı anlaşıldığından, sanığın mahkememizce eylemi örgüt üyeliği biçiminde nitelendirilmiştir.
Sanık ile ilgili açıklanan deliller ve sanığın kendisini ifade etme şekli bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuna vücut verdiği anlaşılmakla örgüt üyeliği için gereken süreklilik, çeşitlilik ve devamlılık unsurlarının tamamının sanıkta bulunduğu görülmüş, suçun işleniş şekli ve meydana gelen netice kastın yoğunluk derecesi dikkate alınarak sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hüküm kurulmuştur.
Sanığın örgüt mahrem yapılanması içerisinde yer aldığının sabit görülmesi, tanık beyanları ile ortaya çıkan örgüt içerisindeki kademeli olarak BLM ( Bölge Lise Mesulü), BTM (Bölge Talebe Mesulü) ve DOKTOR’luk görevlerinde bulunmuş olması ve bu görevlerin örgütün amaçlarına ulaşmadaki önemi, etkinliği ve yoğunluğu ile sanığın kastının yoğunluğu, 15 Temmuz 2016 tarihinde silahlı terör örgütünün ülkenin Anayasal düzen ve bütünlüğüne yönelik saldırı teşebbüsünden sonra ülke içerisindeki örgüt üyelerine yönelik üst üste operasyonların yapıldığı bir süreçte sanığın örgütsel faaliyetlerini suç işleme kararlılığı altında 2019 yılına kadar sürdürmesi, bu faaliyetlerin örgütün tekrar yapılanmasına yönelik olması, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen neticenin ağırlığı ile suçun işlenmesindeki biçim ve özellikleri dikkate alınarak takdiren asgari had aşılmak suretiyle ceza tayini yoluna gidilmiştir.
Her ne kadar mahkememiz 2019/324 esas 2020/63 karar sayılı ilamında; ”15 Temmuz 2016 tarihinden sonra da 2019 yılına kadar örgütün yeniden yapılanması amacına uygun faaliyetlerine devam eden, suçun işlenmesinden sonra aşamalarda alınan savunmalarında maddi olayı ısrarla gerçekleşme şeklinden farklı olarak anlatan, yargılama sürecinde pişmanlık gösterdiğine ilişkin herhangi bir söylem veya eylemi dosya içeriğine yansımayan sanık hakkında, işlediği suç yönünden herhangi bir pişmanlık duyduğu hususunda mahkememizce kanaat oluşmaması nedeniyle verilen cezasında takdiren TCK.nun 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek” şeklinde gerekçe gösterilerek sanık hakkında TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de yeniden yapılan yargılama sonucunda; sanığın faaliyetlerine 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra 2019 yılına kadar devam etmiş olması hususu sanık hakkında TCK’nın 61. Maddesine göre temel cezanın belirlenmesi esnasında değerlendirilmiş ve gerekçede açıklandığı üzere sanığın cezasının belirlenmesinde asgari hadden uzaklaşmak suretiyle ceza tayini yoluna gidilmiştir. Yine; ”savunmalarında maddi olayı ısrarla gerçekleşme şeklinden farklı olarak anlatan, yargılama sürecinde pişmanlık gösterdiğine ilişkin herhangi bir söylem veya eylemi dosya içeriğine yansımayan sanık..” şeklinde TCK’nın 62. Maddesinin uygulanmamasına gerekçe gösterilmiş ise de sanığın savunmasında inkar yollu beyanda bulunarak savunma yapmış olmasının ve kanunda ayrıca düzenlenmiş olan etkin pişmanlık hükümlerinden sanığın faydalanmak amacıyla beyanda bulunmamış olmasının sanık hakkında TCK’nın 62. Maddesinin uygulanmamasını gerektirmeyeceği anlaşılmakla sanığın duruşma tutanaklarına yansıyan herhangi bir olumsuz davranışının bulunmayışı da göz önünde bulundurularak hakkında TCK’nın 62. Maddesinin uygulanmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler , tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.
c) Diğer delillerin suçun sübutu, vasfının tayini ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görüldüğünden, sanığın ByLock kullandığına ilişkin ayrıntılı ByLock tespit ve değerlendirme tutanağının getirtilmemesi ile diğer delillerin atılı suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi için yeterli olduğu görülmekle, bazı tanıkların 5271 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında dinlenmelerinden vazgeçilmesi sonuca etkili bulunmamıştır.

d) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, örgütün nihai amacını gerçekleştirmek için stratejik önemi haiz mahrem yapılanması içerisinde yer alarak Bölge Lise Mesulü, Bölge Talebe Mesulü, Hususi Talebe Mesulü ve Doktor’luk görevlerinde bulunan, örgütsel toplantılara katılarak askeri öğrencilere sohbet hocalığı yapan, kod adı kullanan, ByLock iletişim sistemini örgütsel iletişim amacıyla kullandığına ilişkin emareler tespit edilen sanığın, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
e) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.01.2022 tarihli ve 2021/276 Esas, 2022/22 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza

Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.02.2023 tarihinde karar verildi.