Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/28566 E. 2023/209 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/28566
KARAR NO : 2023/209
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/761 E., 2021/266 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.07.2020 tarihli ve 2018/344 Esas, 2020/113 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2020/761 Esas, 2021/266 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.05.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın asker olmadığına, askeri öğrenci iken diğer öğrencilere de tanınan yatay geçiş hakkıyla Hacettepe Üniversitesi’ne geçiş yaptığına, tanık A.V’nin ifadesinde, sanığın iddianamede bahsi geçen evde bulunduğundan yüzde yüz … olmadığını söylediğine, sanık hakkında tanık A.V’nin beyanından başka delil bulunmadığına, sanığın hiçbir yönlendirme olmadan askeri okula gittiğine, sanığın örgütün hiyerarşisinde olduğuna dair delil bulunmadığına, sanığın, örgüt üyelerinin kullandığı iletişim araçlarını kullanmadığına, sanığın kontörlü telefondan beş kez arandığı tespit edilen tarihin hafta içi olması ve askeri okul idaresi tarafından telefonların toplanıp saklanması nedeniyle sanığın bu tarihte karşı tarafla iletişim kurmasının fiilen imkansız olduğuna, bilirkişi raporunda da sanığın suçlamanın kaynağı olan aramaların hiçbirinde karşı taraf ile iletişime geçmediğinin belirtildiğine, arama kayıtları mevcut olsa dahi içeriklerinin belli olmadığına, aramaların örgütsel saikle yapıldığına dair delil bulunmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın Kara Harp Okulunda öğrenci iken kaydının silindiği, Bank Asyada açılmış hesabının bulunmadığı, dijital inceleme tutanağında; sanığa ait SIM kartın PIN kodu olmasından dolayı imajının alınamadığı yine sanığa ait cep telefonunun desen kilidi mevcut teknik imkanlar ve donanımlar doğrultusunda kırılamadığı ve imajının alınamadığının bildirildiği, tanık A.V’nin müdafii huzurunda alınan emniyet ifadesinde; kendisinden sorumlu kişinin evine gittiğini burada sanıkla birlikte görüştüğünü beyan ettiği, devamında yaptırılan teşhis işlemlerinde sanığı …’nda gitmiş olduğu evde kendisiyle tanıştırılarak irtibatlandırılan, … ya da … olarak hatırladığı mahrem abi ile görüşen kişi olarak teşhis ettiği, duruşmada alınan beyanında da 2016 yılı ocak ayında …’nda bir evde sanık ile karşılaştığını, sanık ve … isimli kişi ile birlikte sohbet ettiklerini, …’in kitaplarının okunup CD’lerinin izlettirildiğini hatırlamadığını beyan ettiği, sabit/ankesörlü hatlardan aranmaya ilişkin raporda; örgüt içi gizli haberleşme yöntemi olarak kullanılan sabit/ankesörlü hatlardan şifreli ve tanık A.V’nin kullandığı, T.V adına kayıtlı hat ile ardışık olarak aranmak suretiyle toplam 5 kez arandığı, tanık T.V’nin duruşmada alınan beyanında da kendisini sabit hatlardan … veya … olarak bildiği mahrem abi dışında kimsenin aramadığını beyan ettiği bu hali ile sanığın örgüt içi gizli haberleşme yöntemi ile arandığı, bu şekilde örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın savunmasına tanık beyanı, bilirkişi raporları, HTS Analiz Raporu gözönüne alınarak itibar edilmemiştir.
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için, örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmakta ise de niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk etmiş olması nedeniyle eylemin örgüt üyeliği suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
Sanığın eylemine uyan Örgüt Üyeliği Suçundan TCK’nın 314/2 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, mevcut delil durumu, sanığın güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurularak hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Sanık hakkında verilen cezanın suçun 3713 Sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan terör suçlarından olması nedeniyle aynı kanunun 5/1 maddesi uyarınca 1/2 oranında artırılmıştır. Sanığın adli sicil kaydına yansıyan sabıkasız geçmişi, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek verilen cezadan TCK’nun 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim uygulanmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan)16. Ceza Dairesinin 06.11.2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 sayılı Kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabulü gerekir.
c) Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, ankesörlü/kontörlü telefonlar aracılığı ile aranan askeri personele yönelik başlatılan soruşturma kapsamında, HTS kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan 20.02.2020 tarihli bilirkişi inceleme ve tespit tutanağı ve … Emniyet Müdürlüğü’nce düzenlenen HTS analiz raporunda, kullanımında bulunan 0541 (…) (..) (..) numaralı GSM hattının Tekirdağ ilinde bulunan … numaralı hattan 15.10.2015-13.11.2015 tarihleri arasında beş kez arandığı tespit edilen, yine kendisi gibi askeri öğrenci olan A.V isimli şahıs ile ardışık aranan sanığın örgütün amacını gerçekleştirmesi bakımından stratejik önemi haiz askeri-mahrem yapılanması içerisinde yer alarak mahrem imamlar vasıtasıyla organik bağını sürdürdüğü ve bu suretle müsnet suçun sübut bulduğu yönündeki yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
d) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen esasa müessir savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2020/761 Esas, 2021/266 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.