Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/28929 E. 2023/428 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/28929
KARAR NO : 2023/428
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/300 E., 2022/449 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.01.2022 tarihli ve 2021/137 Esas, 2022/5 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 58 inci

maddesinin dokuzuncu fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.03.2022 tarihli ve 2022/300 Esas, 2022/449 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; yerel mahkemece hüküm verildikten sonra istinaf aşamasında 14.02.2022 tarihli, temyiz aşamasında ise 01.04.2022 tarihli dilekçeler vererek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirten ve bir kısım beyanlarda bulunan sanığa, TCK’nın 221 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma şartları açıkça anlatılmak suretiyle beyanının ayrıntılı olarak alınması, gerekirse ismini verdiği şahıslarla ilgili kolluk marifetiyle araştırma yapılıp teşhis yöntemine başvurulması, verdiği bilgilerin sanığın örgütte geçirdiği süre ve konumu itibariyle yeterli ve faydalı olup olmadığı, eldeki bilgilerle örtüşüp örtüşmediği hususları ilgili birimlerden de sorulmak suretiyle mahkemece değerlendirilerek, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren 23.05.2022 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz istemi özetle; hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına, tahliye kararı verilmesi talebine ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; etkin pişmanlık hükümlerinin dikkate alınmadığına, dinlenilmesi gereken tanıkların dinlenmediğine, ardışık/periyodik arama hususunda gerekli ve yeterli araştırma yapılmadığına, eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Manisa KOM Şube Müdürlüğünün araştırma ve tespit tutanaklarına göre TC kimlik numarası ve GSM numarası üzerinden yapılan ByLock listesi sorgulamasında sanığın ByLock kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir. Müflis … Katılım Bankası A.Ş. İflas İdaresinin 07.06.2021 tarihli yazısı ile sanığın şüpheli hesap hareketinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Manisa İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünün 06.06.2021 tarihli TEMBİS sistemi araştırma raporu ile sanık ile ilgili TEMBİS sistemi üzerinden gerekli araştırmanın yapılarak yurt genelinde yürütülen soruşturmalar kapsamında sanıkla ilgili herhangi bir bilgi veya beyan olmadığı hususunda yapılan araştırmalar neticesinde sanık hakkında farklı herhangi bir beyanda bulunan olmadığı görülmüştür.

Dosya içerisinde mevcut 09.03.2021 tarihli Veri İnceleme Raporu incelendiğinde, ilgili raporda sanık ile ilgili olarak işlem başlığı kısmına; 09.03.2013 tarihinde “tel’de görüşüldü”, 16.03.2013 tarihinde “hasta ziyareti yapıldı”, 21.09.2013 tarihinde “öğrenci ziyaret edildi”, 26.10.2013 tarihinde “öğrenci ziyaret edildi” şeklinde bilgilerin yazıldığı görülmüştür.

Sanığın yukarıda belirtilmiş sabit hat aramaları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2019/9296 Esas 2019/8316 Karar sayılı ilamı çerçevesinde değerlendirildiğinde: Söz konusu kararda ardışık arama tablosunda mahkumiyete esas alınan arama kriterleri özetlenmiş olup bu aramaların 1) Arama süresi 2) periyodik olarak arama 3) Konuşma Süresi 4) Sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranması 5) Ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı rütbeden olması 6)Aramanın mesai saatleri dışında yapılması gibi kriterler göz önüne alınmış olup bu kriterlere göre dosya içerisinde mevcut İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2021 tarihli Ankesör/Büfe Analiz Raporunda yer alan sanığın ankesörlü telefonlardan aranma bilgilerine göre ankesörlü telefon görüşmesi kapsamında İstanbul ve Ankara illerindeki Ankesörlü/Sabit hatlardan 3 grup ardışık arama kaydının tespit edildiği, bu görüşmelerden; 23.04.2014 tarihinde, sanık gibi Jandarma Astsubay olan ve hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kamu davası açılan … ile ardışık olarak arandığının ve görüşme süresinin 30 sn olduğunun belirlendiği, 03.05.2014 tarihinde, sanık gibi Jandarma Astsubay olan ve hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılan İ. D. ile mesai saatleri dışında (cumartesi günü) ardışık olarak arandığının ve görüşme süresinin 0 sn olduğunun belirlendiği, son olarak 10.05.2014 tarihinde, sanık gibi Jandarma Astsubay olan ve hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılan A. Y. ile mesai saatleri dışında (cumartesi günü) ardışık olarak arandığının ve görüşme süresinin 49 sn olduğunun belirlendiği görülmüştür.

Tanıklar M.K ve R.Ş’nin soruşturma aşamasında vermiş olduğu beyanların ve teşhis işlemlerinin dosyanın diğer delilleriyle örtüşüyor olması dikkate alındığında tanıkların soruşturma aşamasında olayın sıcağı sıcağına vermiş oldukları beyanlarına itibar edilmesi mahkememizce taktir edilmiştir.
Şüpheli sıfatıyla Kocaeli KOM Şube Müdürlüğünde 08.03.2018 tarihinde ifade veren S.G beyanında özetle; sanığı kendisi gibi bir süre B.N’nin evine gittiği, orada matematik dersi aldığı, ayrıca sanığı katıldığı sohbetlerde de gördüğü hususlarında beyanda bulunduğu ve sanığı teşhis ettiği, mahkememizce yapılan yargılama sırasında 04.11.2021 tarihli duruşmada dosya içerisindeki mevcut delil ve bilgiler ve sanığın anlatımları göz önüne alınarak gelmeyen tanık S.G’nin dinlenilmesinden vazgeçildiği görülmüştür.

İzmir 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/60 Esas – 2019/342 Karar numaralı mahkeme ilamına göre sanıkla lise döneminde ilgilenen ve sanığı askeri okullar için yetiştirmek adına sanığa özel ders veren kişi olarak kabul edilen B.N hakkında örgüt üyeleri tarafından haberleşme programı olarak kullanılan Bylock isimli programı kullandığı, kamuda öğretmen olarak çalışmakla beraber okuldaki bir kısım öğrenciye askeri okullara öğrenci yetiştirmek amacıyla özel ders verdiği gerekçesi ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.

Gerek sanık geçmişiyle gerekse de birbirleriyle uyumlu olan veri inceleme raporu ve ardışık arama bilgileri beraber değerlendirildiğinde, mahkememizin kabulüne göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait evlere ve yurtlara gidip orada görevli mahrem abilerin yönlendirmesiyle askeri okul sınavlarına hazırlanan ve devamında astsubay olan sanığın tanık beyanları ile lise dönemde sorumlu

mahrem imam tarafından takip edilen örgüt evinde kaldığı ve mahrem imamının sohbetlerine katıldığı, veri inceleme raporuna göre örgütün düzenlediği programlara düzenli şekilde iştirak ettiği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik arz eden organik bağının bulunduğu sanığın eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK’nın 314/2 nci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu oluşturduğu anlaşılmıştır. Sanık savunmalarında hakkındaki terör örgütü üyeliği iddiasını kabul etmediğini beyan etmişse de; yukarıda tartışılan tespit ve değerlendirmeler karşısında sanığın savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik savunmalar olduğu ve itibar edilemeyeceği kanatine varılmıştır.

Sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği toplanan deliller ve yapılan yargılama ile sabit olmakla, sübut bulan suçtan eylemine uyan TCK’nın 314/2 nci maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilerek takdiren ve teşdiden alt sınırdan kısmen uzaklaşmak suretiyle hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın eyleminin 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesi kapsamında yer alan terör suçu olması dikkate alınarak cezasında 3713 sayılı Kanun’un 5/1 inci bendi gereğince yarı oranında arttırım yapılmasına, sanığa verilecek cezanının sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak TCK’nın 62 nci maddesi uyarınca cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, sanığa verilen cezanın miktarı ve nev’i göz önüne alınarak sanık hakkında CMK’nın 231/5, TCK’nın 50 ve 51 maddelerinin uygulanmasının yasal olarak mümkün olmadığına, sanığın hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde yazılı haklardan yoksun bırakılmasına dair hükmün kurulması gerektiği sonuç ve vicdani kanaate varılmıştır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE

A) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.

TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan,

örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas, 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).

TCK’nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.

Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde; sanığın hükümden sonra gönderdiği 14.02.2022 ve 01.04.2022 tarihli “Temyiz ve TCK 221. Madde hükümlerinden faydalanma isteğidir” konulu dilekçelerinde, bir kısım bilgiler de vermek suretiyle etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirtmesi nedeniyle, duruşmada hazır edilerek etraflıca beyanlarının alınıp, gerekirse kollukta teşhis işlemi de yaptırılmak suretiyle verdiği bilgilerin örgütte geçirdiği süre, konum ve faaliyetleri itibariyle yeterli ve faydalı olup olmadığı değerlendirilip, eldeki mevcut bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği de ilgili birimlerden sorularak sonucuna göre, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması,

B) Sonucuna göre ve gerektiğinde;

a) Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 Esas – 2019/6842 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, “her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı” hususu ile tanık beyanlarının kapsam ve ilişkin olduğu dönem gözetilerek;

Kullanımında bulunan 0545 (…) (..) (..) numaralı GSM hattan HTS dökümlerine göre Ankara ve İstanbul illerinde bulunan 0312 (…) (..) (..), 0216 (…) (..) (..), numaralı sabit hatlardan 23.04.2014-10.05.2014 tarihleri arasında altı kez arandı kaydı bulunan sanığın HTS kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda “gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı” hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun düzenlettirilmesi, ayrıca sanığın görev yaptığı yerlerin tespiti ile ilgili yerlere yazı yazılmak suretiyle, görev yaptıkları yerler itibariyle haklarında ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da

ardışık aramalarının olduğuna yönelik herhangi bir kayıt, soruşturma veya kovuşturmanın olup olmadığının saptanması, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi yine sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen diğer şahıslar var ise bu şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilerek gerekirse tanık olarak dinlenmelerinin sağlanması,

b) Sanık hakkındaki Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığının 09.03.2021 tarihli veri inceleme raporuna dayanak delilin elde edilişi ve 5271 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesine göre alınan hakimlik kararı ile varsa Nihat Keskin’in daha önce hakim huzurunda alınan önceki beyanlarının soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcılığından araştırılıp getirtilmesi suretiyle tüm delillerin CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada okunup tartışılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekeceğinin gözetilmesi lüzumu,

c) Kabul ve uygulamaya göre de;

Anayasa’nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın örgütteki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu ile faaliyet alanı göz önünde bulundurularak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile fazla ceza tayini bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 11.03.2022 tarihli ve 2022/300 Esas, 2022/449 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı, suçun niteliği, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Manisa 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.02.2023 tarihinde karar verildi.