Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/29245 E. 2022/10307 K. 26.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/29245
KARAR NO : 2022/10307
KARAR TARİHİ : 26.12.2022

İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi : İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.10.2021 tarih ve 2016/48 – 2021/143 sayılı kararı
Suç : 1-Silahlı terör örgütüne üye olma (Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … yönünden)
2-Silahlı terör örgütü propagandası yapmak(Sanık … yönünden)
3-Yakarak, yakıcı madde kullanarak mala zararverme (Sanıklar … ve …yönünden)
4-Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması (Sanıklar … ve …yönünden)
2- 11.01.2015 (Silahlı terör örgütüne üye olma suçu hakkında Sanık … yönünden)
3- 15.02.2016(Silahlı terör örgütüne üye olma suçu hakkında Sanık … yönünden)
4- 22.04.2014 – 20.07.2014 (Silahlı terör örgütü propagandası yapmak suçu hakkında sanık … yönünden)
5- 06.05.2014 (Yakarak, yakıcı madde kullanarak mala zarar verme ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçları hakkında sanık… yönünden)
6- 19.08.2014 (Yakarak, yakıcı madde kullanarak mala zarar verme ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçları hakkında sanık,… yönünden)
Hüküm : 1-Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan ayrı ayrı; 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
2-Sanık … hakkında “silahlı terörörgütüne üye olma” suçundan; 5237 sayılıTCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
3-Sanık … hakkında “silahlı terörörgütü propagandası yapma” suçundan; 3713sayılı Kanunun 7/2, 5237 sayılı TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
4-Sanık … hakkında “yakarak, yakıcımadde kullanarak mala zarar verme” suçundan;5237 sayılı TCK’nın 151/1, 152/2-a, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 58/9, 63. maddeleri uyarıncahükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
5-Sanık … hakkında “yakarak, yakıcı madde kullanarak mala zarar verme” suçundan; 5237 sayılı TCK’nın 151/1, 152/2-a, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 62/1, 58/9, 63. hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
6-Sanıklar … ve … hakkında “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçundan ayrı ayrı; 5237 sayılı TCK’nın 44/1 maddesi gereğince “fikri içtima” kuralı doğrultusunda ceza verilmesine yer olmadığına dair karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi

Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre ve Dairemizin 2021/9058, 2022/13843 esas sayılı dosyaları ile aynı … yapılan incelemede;
I-Sanıklar …, … hakkında yakarak, yakıcı madde kullanarak mala zarar verme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazları yönünden;
Hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre, ilk derece mahkemesince verilen beş yıldan az hapis cezalarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının CMK’nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olup temyizi mümkün olmadığından; sanıklar ve sanık … müdafiinin temyiz isteminin CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
II-Sanıklar …, … hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair hükme yönelik temyiz itirazları yönünden;
Anılan suçlar nedeniyle ilk derece mahkemesince verilen “Ceza verilmesine yer olmadığına” ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince esastan reddedilmiş olduğunun anlaşılmasına nazaran bölge adliye mahkemesince verilen karar CMK’nın 286/2-h maddesi uyarınca kesin nitelikte olup temyizi mümkün olmadığından; sanıklar ve sanık … müdafiinin temyiz isteminin CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE,
III-Sanıklar … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz talebinin esastan reddiyle hükmün ONANMASINA,
IV-Sanıklar …, …, …, …, …, … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından ve yine sanık … hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
1-Sanık … ve … hakkında silahlı terör örgütün üye olma suçu yönünden;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Dairemizce de benimsenen, öğretide ekseriyetle kabul gören yerleşik yargısal kararlara göre, örgütü yönetmek ya da örgüte üye olmak suçları mütemadi (kesintisiz) suçlardandır. Yani fiilin icrası süreklilik arz eder. Bu suçlarda örgüt hiyerarşisine dahil olup faaliyetlere başlanmakla suç tamamlanmıştır. Ancak fiilin icrası devam ettiği müddetçe fiilin ifade ettiği haksızlık da süreceğinden suç işlenmeye devam edecektir. Failin kendi isteğiyle ya da irade dışı olarak örgütten ayrılması halinde suç bitmiş olacaktır. Mütemadi suçların tamamlanmasıyla bitmesi aynı anlamı taşımamaktadır.
Mütemadi suçların ceza ve muhakeme hukuku bakımından önemli sonuçları mevcuttur. Ceza hukuku bakımından, suça teşebbüs fiilin bitmesine kadar değil tamamlanmasına kadar mümkündür. İştirak ise bitinceye kadar gerçekleşebilir. Suç işlenmeye devam ettiğinden, koşulları varsa meşru savunma hükümleri uygulanabilir. Uygulanacak ceza hükümleri bakımından temadinin bittiği tarih esas alınmalıdır. Yine kusur yeteneği ve yaş küçüklüğü bitiş tarihine göre tayin edilir.
Muhakeme hukuku bakımından ise, zamanaşımı, yetkili mahkeme ve şikayet süresi temadinin bitişine göre değerlendirilecektir. Ancak suçun mütemadi niteliği,
kural olarak görevli mahkemenin belirlenmesi ya da kovuşturma usulünün tespiti bağlamında bir özellik taşımaz. Örgüt üyeliği temadi eden suçlardan olması nedeniyle hukuki ve fiili kesintiyle sona erecektir. Kesinti tarihi suç tarihidir.
Mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır. Bir taraftan suç işlenmeye devam ederken iddianameyle kamu davası açılması nedeniyle bu suçun dava zamanaşımına uğrama tehlikesi ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan tamamlanan ancak bitmeyen mütemadi suçtan dolayı aynı sanık hakkında çok sayıda iddianame düzenlenebilecektir. Kamu davası açılması için yeterli delil bulunan hallerde savunma alınmaksızın dava açılmasına engel hal yok ise de, mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalamanın gerçekleşmediği durumda dava açılması bir yarar sağlamayacaktır. Bu nedenlerle, örgüt üyeliği suçunda, temadinin fiili kesinti (yakalanma) ile meydana geleceği kabul edilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaylar değerlendirildiğinde;
Yapılan yargılama sonunda, terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu gözetilerek UYAP sisteminde yapılan incelemede, sanık … hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/332 esas, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/97 esas, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/48 esas, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/225 esas, Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/351 esas, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/90 esas, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/187 esas, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/195 esas, … hakkında ise İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/162 esas, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/89 esas, İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/116 esas sayılı dosyalarında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan derdest dava dosyaları bulunduğu görülmekle ve başkaca terör örgütüne üye olma suçundan derdest dosyalarının bulunup bulunmadığı da araştırılarak, sanıklara atılı eylem ve faaliyetlerin aynı dönemleri kapsayıp kapsamadığı belirlenip, iş bu dosyalarda aynı eylem ve faaliyetler nedeniyle mükerrer yargılama yapılıp yapılmadığı hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptandıktan sonra, akabinde sanıkların eylemlerinde hukuki ve fiili kesinti oluşup oluşmadığı da değerlendirilerek, dosyalarının Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde birleştirilerek sanıklar hakkındaki tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonrasında hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmesi lüzumu,
2-Sanık … hakkında terör örgütü propagandası yapma suçu yönünden;
Sanığın 18.10.2014 tarihli açık kaynak tespit tutanağında DHKP-C örgütünün yapılanması olan Armutlu Halk Meclisi tarafından 20.07.2014 günü Hasan Ferit Gedik Ölümsüzlük yazılı Armutlu Halk Meclisi imzalı pankartın taşındığı ve eyleme katılan şahısların grup halinde yürüyüş yaptığı, sanık …’ın da bu kortej eşliğinde yürüdüğü, boynuna kırmızı fular taktığı ve Halk Meclisi imzalı pankart önünde gruba konuşma yaptığı tespit edilen olayda konuşma içeriğinin belirlenip, propaganda suçunu oluşturup oluşturmayacağı da tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Sanıklar …, …, …, …, hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden;
Sanıkların soruşturma aşamasında ayrılan dosyalarının akıbetlerinin araştırılıp, eylem ve faaliyetleri ile ilgili başkaca beyan yahut ifade olup olmadığı tespite çalışılarak, tespiti halinde var ise beyanların aslı veya onaylı suretlerinin getirtilerek ayrıca sanık … hakkında soruşturma aşamasında kolluk tarafından bilgi alma tutanağı ile beyanlarına başvurulan ve bu beyanları hükme esas alınan tanıkların duruşmada tanık olarak dinlenmeleri sağlandıktan sonra yine sanık … hakkında katıldığı belirtilen eyleme ilişkin görüntü kayıtları ile sanığın temin edilecek mukayeseye elverişli görüntülerinin Adli Tıp, TÜBİTAK veya TRT gibi uzman kuruluşlara mensup bilirkişilere gönderilerek gerekli netleştirmeler yapılıp görüntü ve fotoğraf analizleri yaptırılarak; sanık olduğu değerlendirilen görüntüdeki şahsın tespiti ve olay anındaki eylem ve faaliyetleri de belirlendikten sonra sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin ve sanıklar … ve …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeple BOZULMASINA, sanık … ve Zekeriye Çolak’ın tutuklulukta geçirdiği süre, bozma nedeni gözetilerek tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.