Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/29852 E. 2023/938 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/29852
KARAR NO : 2023/938
KARAR TARİHİ : 16.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/1869 E., 2021/30 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, ceza miktarı itibariyle yasal şartları taşımadığından 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.09.2019 tarihli ve 2017/287 Esas, 2019/231 sayılı kararı ile sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkrası uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık … hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncü fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.01.2021 tarihli ve 2019/1869 Esas, 2021/30 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 30.05.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Sanık … müdafiinin temyiz istemi özetle;

ByLock’a ilişkin CGNAT kayıtlarının mahkumiyete yeter olmadığına, İlk Derece Mahkemesince soruşturma beyanlarını kabul etmeyen ve İlk Derece Mahkemesince dinlenmeyen tanıkların beyanlarının hükme esas alınamayacağına, örgüt üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına ve sair hususlara ilişkindir.

B. Sanık … müdafiinin temyiz istemi özetle;

ByLock delilinin hukuka uygun elde edilmemiş ve sanık bakımından soyut olduğuna, tahmine dayalı tanık beyanlarıyla sanığın mahkumiyetine karar verilemeyeceğine ve mahkumiyete esas başkaca bir delilin bulunmadığına ve sair hususlara ilişkindir.

C. Sanık … müdafiinin temyiz istemi özetle;

Sanığın ByLock isimli programı indirmemiş, yüklememiş ve kullanmamış olduğuna ve bu delilin hukuka aykırı olarak elde edilip hükme esas alınamayacağına, ByLock verilerinin yetersiz, çelişkili, müdahaleye açık olduğuna, sanık hakkında TCK 30 uyarınca hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, hükmün hukuka uygun elde edilmeyen delillere dayanılarak kurulduğuna, iddianamenin iadesine karar verilmesi gerektiğine, etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunan tanık N.’nin beyanlarının CMK 48’deki hakkı hatırlatılmadan alınmış olduğu, lehe beyanlarının değerlendirilmediği, tartışılmadığı, beyanın doğruluğunun araştırılmadığına, kovuşturmanın

genişletilmesi talebinin gerekçesiz olarak reddedildiğine, istinaf mahkemesinin kararının gerekçesiz olduğuna, örgüt üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına ve sair hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanık … hakkında; tanık F.’nin beyanına göre sanığın üniversite döneminde örgüte ait öğrenci evinde ev abiliği yaptığı ve “…” kod adını kullandığı, tanık F. U.’nun bayanına göre sanığın “il talebe mesulü” yapılanması içinde faaliyet yürüttüğü, örgütte bu birimin görevinin ortaokul ve lise öğrencilerini askeri okullara yönlendirmek olduğu, sanığın da bu birimde görev alarak öğrencileri askeri okullara hazırladığı, tanıkların sanığa iftira atmasını gerektirecek aralarında husumet olduğuna ilişkin bir tespitin dosyaya yansımadığı, bu şekilde tanıkların beyanının itibar edilebilir nitelikte olduğu, yukarıda açıklandığı üzere sanığın ByLock programını kullandığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın bu şekilde Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin de kararlarında istikrar kazandığı şekilde çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk teşkil eder vaziyette organik bir bağ kurmak suretiyle FETÖ/PDY “silahlı terör örgütü üyeliği” suçunu işlediği,

Sanık … hakkında; tanık F.’nin beyanına göre sanığın üniversite döneminde örgüte ait öğrenci evinde ev abiliği yaptığı ve “…” kod adını kullandığı, tanığın sanığa iftira atmasını gerektirecek aralarında husumet olduğuna ilişkin bir tespitin dosyaya yansımadığı, bu şekilde tanığın beyanının itibar edilebilir nitelikte olduğu, yukarıda açıklandığı üzere sanığın ByLock programını kullandığının sabit olduğu, dosya arasında mevcut sanığa ait ByLock yazışma içeriğinden sanığın kullanıcı adı ve şifresinde sanığın kod adı olan “…” isminin kullanıldığının anlaşıldığı, tanık İ.’nin beyanına göre sanığın tanıktan bir başkasına vermek üzere hat çıkartmasını istediği, tanığın çıkarttığı bu hatta ByLock tespitinin yapıldığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın bu şekilde Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin de kararlarında istikrar kazandığı şekilde çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk teşkil eder vaziyette organik bir bağ kurmak suretiyle FETÖ/PDY “silahlı terör örgütü üyeliği” suçunu işlediği,

Sanık … hakkında; sanığın kendi kabulü ve tanık N.’nin beyanına göre sanığın üniversite döneminde bir süre örgüte ait öğrenci evinde kaldığı, sanığın örgüte ait evlerde sadece kalması tek başına örgüt üyeliği suçunu oluşturmayacağından bu hususun diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği, yukarıda açıklandığı üzere sanığın ByLock programını kullandığının sabit olduğu, dosya arasında mevcut sanığa ait ByLock yazışma içeriğinde örgütsel nitelikte yazışmanın yapıldığı anlaşıldığı hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; sanığın bu şekilde Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin de kararlarında istikrar kazandığı şekilde çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk teşkil eder vaziyette organik bir bağ kurmak suretiyle FETÖ/PDY “silahlı terör örgütü üyeliği” suçunu işlediği sabit kabul edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;

a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.

b) Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin müstakar kararlarında ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespit edilmesi halinde sanığın örgütle bağlantısını gösteren bir delil olarak kabul edilmesi mümkündür.

c) Sanık … bakımından; tüm dosya kapsamı incelendiğinde, birbirini doğrulayan ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı ve tanık F. K.’nin müdafi katılımıyla alınan soruşturma aşamasındaki beyanları itibariyle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü içinde ev abisi olarak yer aldığının, kod ismi kullandığının, örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiğinin sabit olduğuna dair ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmeyip;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı belirlenmekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

d) Sanık … bakımından; tanık N. K.’nin beyanlarının sanığın savunmasıyla doğrulandığı gözetildiğinde, örgüt evinde kalan sanığın örgüt içi haberleşmesini ByLock adlı uygulama üzerinden gerçekleştirdiğinin sabit olduğuna dair ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmeyip;

Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı belirlenmekle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

e) Sanık … bakımından; ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu tayini açısından belirleyici olması karşısında, hükümden sonra dosyaya gelen ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının yine hükümden sonra dosyaya gelen M. E. Ş.’nin ifade ve teşhş tutanakları ile birlikte CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, gerektiğinde ifade sahibinin duruşmada usulüne uygun olarak tanık sıfatıyla dinlenmesinden sonra tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR

A. Sanık … ve … hakkında kurulan hükümler yönünden

Gerekçe bölümünde (c) ve (d) bendinde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.01.2021 tarihli ve 2019/1869 Esas, 2021/30 sayılı kararında sanıklar … ve … müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

B. Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden

Gerekçe bölümünde (e) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.01.2021 tarihli ve 2019/1869 Esas, 2020/30 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.02.2023 tarihinde karar verildi.