Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/30689 E. 2023/364 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/30689
KARAR NO : 2023/364
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

TUTUKLU
DURUŞMA VE TAHLİYE TALEPLİ

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/484 E., 2022/546 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.03.2022 tarihli ve 2021/285 Esas, 2022/43 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.04.2022 tarihli ve 2022/484 Esas, 2022/546 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunu 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 24.05.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, Yargıtay uygulama ve kriterlerine göre sanığın ardışık aranmasının mevcut olmadığı, sanıkla ilgili aramaların birbirinin peşi sıra gelen bir arama silsilesinin içerisinde olmadığı, sanık hakkında başka bir soruşturma kapsamında ardışık arama tespit edilemediği, mahrem yapıya ilişkin davalarda yargılanan başka şahıslarla ardışık arandığına dair bir tespit, örgütle irtibatını gösteren başka hiçbir delil olmadığı, sanığın kod adı kullandığına, örgüt mensupları ile irtibat halinde bulunduğuna, örgütüne gizli haberleşme programlarını kullandığına, örgüt ile organik bağ kurarak hiyerarşiye dahil olduğuna ve örgüt bünyesi içerisinde faaliyet gösterdiğine ilişkin de dosyada bir delil olmadığı, hukuka uygun yöntem ile elde edilmiş dahi olsa HTS kayıtlarının ve ankesörlü telefondan aranmanın tek başına mahkumiyete yeter derecede kesin bir delil olarak hükme esas alınamayacağı, ayrıca konuşma içeriği tespit edilemeyen, kim tarafından arandığı belli olmayan aramaların şüpheli delil kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere sanığın örgüt sohbetlerine katılmadığı, sanığın örgüt materyallerinde kodlanmış olmasının müsnet suç açısından delil olmadığı, sanığın eğitim öğretimi esnasında örgütün yönlendirdiği dershanelere gitmediği, örgütün bankalarına para yatırmadığı, yurtlarında kalmadığı ve örgüte maddi manevi yardımda bulunmadığı, dosya kapsamına göre ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesinin sanık lehine uygulanması gerektiği, müsnet suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, müsnet suç açısından mahkumiyete yeter derecede kesin, inandırıcı ve şüpheden uzak delillerin mevcut olmadığı, yetersiz rapor ve eksik inceleme ile verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılarak sanığın tutuksuz yargılanıp hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın kullanımındaki 0 542… 96 numaralı GSM hattının Ankara ilindeki sabit hatlardan; 22.9.2012 CUMARTESİ, 23.10.2012 SALI, 24.10.2012 ÇARŞAMBA tarihinde T…. (J. Astsubay), 03.05.2013 tarihinde … ( Uzman Onbaşı ) ile, sanığın kullanımındaki 0 543 …. 47 numaralı GSM hattının Ankara ilindeki sabit hatlardan; 30/7/2012 tarihinde R. Argunsah ( Yüzbaşı ), 24.07.2013, 11.10.2013, 12.10.2013, 25.10.2013, 08.11.2013, 29.11.2013, 30.11.2013, 06.12.2013, 28.12.2013, 04.01.2014, 31.01.2014, 04.02.2014, 13.02.2014, 22.02.2014, 01.03.2014, 08.03.2014, 05.04.2014, 12.04.2014, 13.04.2014, 03.05.2014, tarihinde … ( Uzman Onbaşı ) ile, 04.01.2014 tarihinde … adına Kayıtlı GSM hattı ile K.K.K. Astsubay … ile ardışık olarak arandığı,
Ankara ve Bartın ilindeki sabit hatlardan 21.05.2012 ile 20.11.2014 tarihleri arasında sabit hatlardan toplam 98 kez arandığı anlaşılmış söz konusu ankesör/büfe analiz raporu sanığın mahkumiyetine esas asli bir delil olarak aleyhine değerlendirilmiştir. Her ne kadar sanık 0542…96 nolu telefon hattını kullanmadığını beyan etmiş ise de, mahkememizce söz konusu telefon numarasına ilişkin BTK’dan HTS kayırları istenilmiş ve bu HTS kayıtları üzerinde aldırılan HTS analiz raporunda; 0542….96 nolu telefon hattının 22.08.2012-23.04.2016 tarihleri arasında sanığın adına kayıtlı olduğu ve baz bilgileri itibariyle sanığın bulunduğu yerle uyumlu olduğu, babası ile irtibat kaydı bulunması nedeniyle sanığın kullanımında olduğunun değerlendirilmesi nedeniyle sanığın bahse konu telefon hattını kendisinin kullanmadığına ilişkin savunmasına itibar edilmemiştir. Tanık T….’in, Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/577 sayılı soruşturması kapsamında Tunceli Kaçakçılık ve Organize Suçlar ile Mücadele Şube Müdürlüğünde 17.04.2019 tarihinde alınan ifadesinden; sanığın tanık T. ile birlikte O. Pak isimli FETÖ mahrem imamı ile görüştüğü (sohbetlere katıldığı) anlaşılmış tanık T.’nin soruşturma evresindeki beyanları sanığın mahkumiyetine esas asli bir delil olarak aleyhine değerlendirilmiştir. Her ne kadar tanık T.’nin kovuşturma aşamasındaki beyanları, soruşturma aşamasındaki beyanlarına göre inkara yönelik olsa da, tanık olarak dinlenen T’nin hakkında aynı zamanda FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğine ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın bulunması, tanığın soruşturma aşamasında sanık ile yüzleşmediğinden dolayı ve olay tarihine daha yakın olmasından dolayı daha sağlıklı bilgi verdiği, söz konusu ifadelerin zorunlu müdafii huzurunda alınmış olması ve uyuşmazlığa konu olay ve dosya içerisinde yer alan sanığın ankesörlü hattan örgüt mahrem imamlarınca arandığına, yine örgüt mahrem imamlarınca SD kartta hakkında fişleme yapıldığına ilişkin tespitler ile diğer bilgi ve belgeler birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde kovuşturma aşamasındaki inkara yönelik beyanları değil, soruşturma aşamasındaki beyanlarının olayın oluş şekline ve gerçeğe daha uygun olduğu kanaatine varılmış ve tanık T’nin soruşturma aşamasındaki beyanları sanık aleyhine mahkumiyete esas asli bir delil olarak değerlendirilmiştir. FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mahrem imamlarınca “Katalog.exe” isimli, Askeri personelin bilgilerinin girildiği programın veri tabanında bulunan dosyalardan; “ext” ile başlayan ve “Kalaog.exe” programı Ekstra sekmesindeki verilerin veri tabanı dosyası olduğu değerlendirilen; “ext, extcck, extdvr, extizd, extizdgrs, extnot, extokl, extokldvr, extoklgorus, extreh, extsnv, exttyndvr2 ve extumt” olmak üzere 13 dosya ile “_mysql50_sql-10c4_1.Csv” ve “_mysql50_sql-1388_1.Csv” dosyalarında; kod adı, derecesi, ümit bilgisi, devredilme durumu, rehberlik, izdivaç, himmet vb. gibi örgütsel veriler ve çözümlenmiş disk alanı içerisinde örgütsel bilgiler ihtiva eden diğer dosyalarda (ENDER GENEL KARİYER DR KMKRSU FORMATI-20 NİSAN 2013. Xlsx, Temsc_FATİH_den GİDECEKLER_Tayin_2016-Kasım.xlsx, Temsc_FATİH_Egelecekler_Tayin2016-Kasım.xlsx) verisi bulunan şahısların, veri tabanında bulunan diğer dosyalar içerisindeki bilgilerle birlikte TC kimlik numarası bazlı veri raporlamasına göre; TCKN kısmında sanığın kimlik numarasının bulunduğu tabloda sanık hakkında;
-İşlem Kısmında “.” Boş Olduğu, Açıklama Kısmında “ Hasta görüldü. Bazen ögle sporlari aksattigini beyan etti. Edepli ciddiyet ve vakar sahibi. Reçete alinablir.” Güncelleyen Kullanıcı Kısmında “admin(admin)0”
– İşlem Kısmında “.” Boş Olduğu, Açıklama Kısmında “ Hasta görüldü. Genel olark iyi bir arkadas. Haritada yön bulma olimpiyatçisi. Ara tatilde de gidebilir..” Güncelleyen Kullanıcı Kısmında “admin(admin)0”
– İşlem Kısmında “.” Boş Olduğu, Açıklama Kısmında “ Hasta görüldü.” Güncelleyen Kullanıcı Kısmında “admin(admin)0”
– İşlem Kısmında “Yaz tatili ziy.yapildi” Boş Olduğu, Açıklama Kısmında “ Ziyaret edildi. Program baslamisti. Gündüzlü ve yatili seklinde yapiliyordu. 8 … kadar yapacaklarini ifade ettiler. 1,5 saat duruldu” şeklinde bilgilerin girildiği anlaşılmış ve söz konusu SD kart fişlemeleri sanığın mahkumiyetine esas asli bir delil olarak aleyhine değerlendirilmiştir.
Terör örgütlerinin amaç suçun işlenmesi yolunda güven, disiplin ve sıkı irtibata önem veren iş bölümüne dayalı, hiyerarşik düzene sahip yapılar olarak istihbarat, gizlilik, güvenlik ve denetim konularında duyarlı oldukları, işleyiş ve yapılanma itibariyle bu özellikleri gösteren terör örgütlerinin, örgütün “hiyerarşik yapısına” dahil olmayan, irtibat halinde olmadıkları, güvenilir bulmadıkları, denetlemedikleri kaynaklardan bilgi kabul etmeyecekleri gibi, gizlilik ve güvenlik kuralları ile hiyerarşiye uymayan kişilerin bu tür faaliyetlerine de izin vermeyecekleri, terör örgütlerinde örgüt mensupları arasında iletişimi sağlama ve örgüt liderlerinden alınan talimatlar ile örgüt faaliyeti kapsamında yapılacak toplantılarının çağrısını yapmak gibi faaliyetlere ilişkin organizasyonun örgütsel yapı dışında değerlendirilemeyeceği ve bu eylemlerin salt yardım düzeyini aşmamış eylemlerden nitelik itibariyle farklılık arz ettiği göz önüne alındığında sanığın, askerken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mahrem imamlarının verdiği sohbetlere katılmak, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mahrem imamları tarafından sanık ile yapılan sohbetlerin yer ve zamanını bildirmek amacıyla örgüt içi uygulanan bir gizlilik tedbiri sonucunda ankesörlü/sabit hatlardan aranmak, SD kart fişlemelerinde adı yer almak suretiyle örgüt ile organik bağ kurup örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve böylelikle üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçeler ışığında sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği, yapılan yargılama ve toplanan deliller sabit olmakla, sanığın eylemine uyan TCK’nın 314/2 inci maddesi gereğince, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, sanığın güttüğü amaç ve saik, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, sanığın kastının yoğunluğu dikkate alınarak sanık hakkında alt sınırdan cezaya hükmolunmuştur. sanığın işlemiş olduğu suçun 3713 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinde belirtilen terör suçları kapsamında kaldığı anlaşıldığından sanığa verilen cezada 3713 sayılı Kanun’un 5/1 gereğince 1/2 oranında artırım yapılmış, sanığın yargılama sürecindeki olumlu davranışları ve cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak sanık yararına cezayı hafifletici takdiri indirim yapılmasına karar verilmiş, sanığın üzerine atılı suçun niteliği (CMK 100/3-a.7 maddesinde düzenlenen katalog suçlardan olması), sanığa verilen ceza miktarı karşısında sanığın kaçma ihtimalinin bulunması, bu kapsamda benzer suçlardan yargılanan sanıkların hükümle birlikte bir kısmının ise haklarında verilen mahkumiyet kararlarının onanması sonucu firar ettiklerine ilişkin bilgiler, sanığın mahrem yapılanma içerisinde yer alması, sanığın kaçma ihtimali karşısında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacak olması, verilen ceza miktarı itibariyle tutuklamanın orantısız olmayacağı dikkate alınarak; sanığın hükmen tutukluluk halinin devamına dair hüküm tesis edilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
a) Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve dairemizin müstakar kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür.
b) Ayrıntıları Dairemizin 06.11.2019 tarih ve 2019/1582 Esas, 2019/6838 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; bir asker şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olduğunun kabulü gerekir.
c) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Tunceli İl Jandarma Komutanlığında görevli olan sanıkla ilgili, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ankesörlü/kontörlü telefonlar aracılığı ile aranan askeri personele yönelik başlatılan soruşturma kapsamında, HTS kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan 25.02.2021 ve 07.04.2020 tarihli değerlendirme ve analiz raporlarına göre; sanık tarafından kullanıldığı tespit edilen 0507…., 530…., 542…, 543…. numaralı telefon hatlarının örgütün mahrem imamları tarafından ardışık, periyodik ve tekil yöntemlerle arandığının tespiti, yine kendisi gibi askeri personel olan T…., …, …, …, … isimli kişilerle ardışık aranmasının bulunması, tanık T. … ‘in sanığın örgütsel faaliyetlerine ilişkin soruşturma aşamasında zorunlu müdafi huzurundaki beyanları, Jandarma Mahrem Yapılanmasının Marmara Bölge Temsilcisi olan …’in digital materyallerinde sanığa ait olduğu tespit edilen veriler, çağrıların zamanı, sayısı, dosya kapsamındaki diğer deliller ve sanığın savunması karşısında, anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
c) Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 18.04.2022 tarihli ve 2022/484 Esas, 2022/546 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Çorum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.02.2023 tarihinde karar verildi.