Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/31435 E. 2023/220 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/31435
KARAR NO : 2023/220
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

T. C.
Y A R G I T A Y
3. C E Z A D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I
TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/695 E.- 2022/857 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin yasal şartları oluşmadığından CMK’nın 299. maddesi gereğince REDDİNE karar verilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.03.2022 tarihli ve 2021/360 Esas, 2022/105 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62’nci maddesinin birinci fıkrası, 53’üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58’inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2022/695 Esas, 2022/857 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.06.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın öncelikle beraat etmesine aksi takdirde hata hükümlerinin uygulanmasına ve etkin pişmanlık kapsamında beyanda bulunduğu görülerek etkin pişmanlık hükümlerinin sanığın lehine uygulanması ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliyesi ve sair sebeplere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün haberleşme aracı olan ByLock programını, 0(5..)(..)(..) numaralı GSM hattı üzerinden … User ID’li ByLock kaydının bulunduğu, … ID’li ByLock kaydının profil bilgilerinin, kullanıcı adı: “…”, …:”…$”, ilk log tarihi 25.04.2015, son online tarihi 18.02.2016 olduğu, sanık da savunmasına telefonuna ByLock yüklendiğini, iki ay kadar süreyle sohbetlerin yapılacağı … ve saate ilişkin olarak ByLock üzerinden haberleştiğini kabul etmiştir.
Sanığın KHK ile kapatılan FETÖ/PDY iltisaklı derneklerden “… Çalışanlar Kültür ve Dayanışma Derneği”ne üyelik kaydının bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Tanıklar …, sanık …’ın … büyük bölgesinde küçük bölgeci olduğunu ifade etmiş ve … sanıkla salı günleri yapılan işçilerin mütevelli toplantılarından tanıştıklarını, sanığın örgüt içinde hem sohbet veren hem de sohbet organize eden bir görev üstlendiğini, darbe teşebbüsünden sonra da … refakatinde toplanacaklarını söyleyerek kendisine görüşme teklifinde bulunduğunu ifade etmiştir.
Sanık … savunmasında örgütle ilk temasının 2010 yılında sohbet toplantılarına katılmasıyla başladığını ve 2015 yılına kadar bu toplantılara katılmaya devam ettiğini, 2015 yılına doğru toplantılarda örgüt lideri …’den ve faaliyetlerinden bahsedilmeye başlandığını, sohbet toplantılarından birinde telefonuna ByLock yüklendiğini, sohbetlere katılanların kendisi gibi işçi olduklarını ancak mütevelli olarak anılmadıklarını, himmet istenmediğini, örgüt içinde küçük bölgeci olarak görev yapmadığını, …’ı sohbet toplantılarından tanıdığını ancak kendisi ile örgütsel bir hiyerarşileri bulunmadığını, kod adı kullanmadığını, örgütle iltisaklı derneğe iş bulabilmek ve meslek içi eğitim almak amacıyla kaydolduğunu, sohbet vermediğini, gezi düzenlemediğini, darbe teşebbüsü ile örgütün nihai amacını anlayarak bağlarını kopardığını beyanla üzerine atılı örgüte üye olmak suçundan beraatini talep etmiştir.
… İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğünün 04.02.2022 tarihli yazısı ile; sanığın “etkin pişmanlık” hükümleri çerçevesinde vermiş olduğu ifadeleri ile yapmış olduğu fotoğraftan teşhislerinde 13 şahsı beyan edip teşhisini yaptığı, bu şahısların hepsi hakkında ifade tarihinden önce FETÖ/PDY kapsamında işlem kaydının bulunduğunu, verdiği ifadelerinin faydalı bilgi mahiyetinde olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda detayları verilen ByLock tespit ve değerlendirmeleri, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyanla verdiği savunması, tanıklar … ve …’un beyanları, dernek üyeliği ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan ByLock programını kullandığı, her hafta salı günleri yapılan işçi mütevellisi sohbet toplantılarına katıldığı, sohbet toplantıları ve geziler düzenlediği, örgütle irtibatını 15 Temmuz 2016 tarihinde sonra dahi sürdürdüğü ve eylemlerinde örgüte ait olan hiyerarşik gücün emrine girdiğini gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk bulunduğu anlaşılmakla üzerine atılı silahlı terör örgütü üye olma şuçunu işlediğinin sabit olduğu kanaati karar verilerek hüküm kurulmuştur.
Sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki ifadelerinde örgütsel hiyerarşiye dahil olduğunu kabul etmediği, ByLock üzerinden yalnızca sohbet toplantılarına ilişkin yazışmalar yaptığını ifade ettiği, mütevelli sohbet grubunda olduğuna ve himmet verdiğine dair iddiaları ise inkar ettiği ve örgütle iltisakını 2010-2015 yılları arasında sohbetlere katılmakla sınırladığı anlaşılmakla beyanlarının dosyadaki delil durumu ile örtüşmediği ve örgüt içinde bulunduğu konuma göre yetersiz olduğu kanaatine varılarak cezasında TCK’nın 221/4. maddesi uyarınca takdiren 1/3 oranında indirim yapıldığı şekilde hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, ilk derece mahkemesinin kararında bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
ByLock kullanıcısı olan, 2015 yılına kadar örgütsel toplantı organizasyonlarında görev alan, aynı zamanda örgütsel toplantılara katılan tanık beyanına göre örgüt içerisinde küçük bölgeci konumu bulunan sanığın eylem ve faaliyetlerinin çeşitliliği ve yoğunluğu nedeniyle ve örgütün hiyerarşik yapısına girerek 5237 sayılı Kanun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca örgüt üyeliği suçunu işlediğine ilişkin mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmadığı ve sanığın örgütteki konumu ile örgütsel faaliyetlerde bulunduğu dönem itibariyle 5237 sayılı Kanunun 30. maddesi birinci fıkrası uyarınca hata hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak;
1-Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK’nın 61/1. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK’nın 61/3 maddesine aykırı davranılması, nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur .
2-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu kanun dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 esas 2015/1292 karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgütte kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetilerek, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun, daha makul oranda indirim yapılması gerekirken fazla cezaya hükmedilmesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur .
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2022/695 Esas, 2022/857 sayılı Kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Müsnet suç niteliği ve mevcut delil durumu dikkate alınarak sanık müdafiin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.01.2023 tarihinde karar verildi.