YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/31735
KARAR NO : 2023/81
KARAR TARİHİ : 17.01.2023
T U T U K L U
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/243 E., 2021/838 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.12.2019 tarihli ve 2019/306 Esas, 2019/806 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 22.04.2021 tarihli ve 2020/243 Esas, 2021/838 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 27.06.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın Bylock kullanmadığına, HTS-CGNAT kayıtlarının cezalandırma gerekçesi olamayacağına, tanık beyanlarının çelişkili olduğuna, etkin pişmanlıktan yararlanan tanıkların ifadelerine itibar edilmemesi gerektiğine, fotoğraf teşhislerinin usule aykırı yapıldığına, bu tanıkların usulüne aykırı olarak mahkemece dinlendiğine, sanığın suçu işlediği iddia edilen tarihlerde FETÖ/PDY terör örgütünün olmadığına, örgüte müzahir kurumlarda çalışmış olmasının delil olamayacağına, sanığın suç işleme amacını bilerek silahlı terör örgütüne girmesinin söz konusu olmadığına, sanığa atfedilen eylemlerin suç teşkil etmediğine, suçun manevi unsurunun oluşmadığına, sanık hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, dosyada kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına ve sanığın tahliyesine karar verilmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın 2008-2013 yılları arasında … Üniversitesi İktisat Bölümünde öğrenim gördüğü, sonrasında FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu tespit edilen şirketlerde sigorta kaydının bulunduğu, sanığın … ilinde FETÖ’ye ait olan .. kolejinde eğitim gördüğü ve üniversiteye hazırlık döneminde … dershanesine gittiği, …’da FETÖ /PDY ait ismini hatırlayamadığı bir okuma salonunda öğretmenlik yaptığı, Sanığın annesi hakkında Diyanet’te görevli iken FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturmaları kapsamında meslekten ihracına karar verildiği görülmüş olup sanığın örgüt üyeleri tarafından kullanılan gizli haberleşme sistemi bylock programını kullanarak gizlilik unsuruna riayet etmesi, aynı zamanda bu program üzerinden örgüt mensupları ile haberleşmesi, talimat almaya hazır olduğu yönündeki iradesini ortaya koymuş olması, üniversite eğitimi süresince örgütün öğrenci evlerinde ve yurdunda ev abiliği, bölge talebe mesullüğü, ilkokul bölge mesulü ve mezuncu olarak görev alması, örgüt tarafından devlete sızdırılmaya çalışılan örgüt mensuplarının belirlenmesinde görev alması, örgüt tarafından öğrenci adı verilen askeri personelin Türk Silahlı Kuvvetlerine sızdırılmasında görev alması ve sonrasında telefon ile ve yüz yüze görüşerek örgüt adına bunların takibini yapması yani mahrem hizmet sorumlusu olması, örgüt tarafından mesajlaşmada kullanılan 2048 isimli oyunun telefonunda bulunması, ayrıca mezun olduktan sonra tüm çalışma kaydının örgüte ait okuma salonu ve şirketlerde bulunması ve bunun bir tesadüf olamayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde amacı, stratejisi, yapılanması ve faaliyetleri itibariyle Ülke genelinde devletin güvenliğine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzene ve bu düzenin işleyişine yönelik cebir, şiddet ve ağır suç teşkil edecek şekilde vahamet arz eden olayları gerçekleştiren FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyararşik yapı ve organik bütünlüğüne dahil olarak üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın sübut bulan terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış, sanığın sabit olan eylemine uyan, 5237 sayılı Kanun’un 314/2 nci maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlediği zaman ve yer, suç konusunun önemi, meydana gelen zararın ağırlığı, failin kastı, güttüğü amaç ve saiki nazara alınarak temel cezanın alt sınırından belirlenmesi suretiyle cezalandırılmasına, sanığın cezasının 3713 sayılı Kanunun 5/1 inci maddesi gereğince yarı oranında artırılmasına, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları göz önünde bulundurularak 5237 sayılı Kanun’un 62/1 inci maddesi ile 53, 58/9, 63 üncü maddelerinin de uygulanması suretiyle cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen dosya kapsamına ve gerekçeye göre İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular ile hukuki vasıflandırma ve cezanın kişiselleştirilmesi yönünden hükümde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.).
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin “suç işlemek amacı” olması aranır (… özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Tanık beyanlarına göre; silahlı terör örgütü FETÖ/PDY’nin operasyonel eylemlerinden önce kamuoyunda cemaat olarak bilindiği dönemde bu yapıda görev alan sanığın örgüt içi gizli iletişim ağı olan Bylock gizli haberleşme programına dahil olup olmadığı bylock tespit değerlendirme tutanağı getirilmek suretiyle yine emniyet mahrem yapılanması soruşturmasında ele geçirilen veri inceleme raporu ile UYAP örgütlü suçlar bilgi bankasında hakkında beyan yahut ifade olup olmadığı da araştırılıp varsa dosyaya getirilerek, 5271 sayılı CMK’nın 217/1 inci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunarak, gerekirse beyan yahut ifade sahipleri tanık olarak dinlenildikten sonra deliller bir bütün halinde değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı olup hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 22.04.2021 tarihli ve 2020/243 Esas, 2021/838 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanığın tutuklulukta geçirdiği süre ve dosya kapsamı dikkate alınarak TAHLİYESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.01.2023 tarihinde karar verildi.