Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2022/31937 E. 2023/28 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/31937
KARAR NO : 2023/28
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

TUTUKLU

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2472 E., – 2021/456 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk derece mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.10.2019 tarihli ve 2019/262 Esas, 2019/458 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 314/2, 62, 53/1-2-3, 58/9, 63 üncü maddeleri ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5/1 inci maddesi uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve sanık hakkındaki cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.

B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 02.03.2021 tarihli ve 2019/2472 Esas, 2021/456 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

C. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.06.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık müdafiinin temyiz istemi; Bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesiz olduğu, tevsii tahkikat taleplerinin değerlendirilmeden reddedildiği, ByLock delilinin hukuka aykırı elde edildiği, sanığın ByLock kullanıcısı olduğunun sabit olmadığı, ByLock programına örgüt talimatıyla dahil olduğu ve örgütsel gizliliği sağlama amacıyla kullandığına ilişkin delil bulunmadığı, sanığın örgüte ait evde kalma iddiasının hangi somut olguya dayandırıldığının anlaşılamadığı, sanığın kaçmadığı ve ailesinin evinde aile bireyleriyle yakalandığı, işlendiği zaman suç sayılmayan bir fiilden dolayı cezalandırıldığı, sanığın hata hali içinde olabileceğinin değerlendirilmediği, suçun unsurlarının oluşmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin göz önünde bulundurulmadığı, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

B. Temyiz aşamasında vekalet sunan müdafiinin 26.12.2022 tarihli temyiz istemi ve sanığın temyiz aşamasında verdiği 05.12.2022 tarihli istemi; sanığın etkin pişmanlıktan yararlanma talebi, bu talebi doğrultusunda ifadesinin alınması, sanığın beraati ya da hata hükümlerinden yararlanması gerektiği, aksi taktirde 5237 sayılı Kanun’un 221/4-2 nci cümlesinde yazılı etkin pişmanlık hükümlerinin tartışılması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince “sanığın, örgüt içi gizli haberleşmede kullanılan ByLock programını kullanması, ByLock üzerinden diğer örgüt üyeleri ile haberleşmesi, örgütsel faaliyetlere ilişkin ByLock görüşme içerikleri, örgüte ait evlerde kalması, hakkında yakalama emri bulunmasına rağmen iki yıla yakın süre kaçması, yakalandığı evde sanığın fotoğrafı bulunan başkasının kimlik bilgilerini içerir sahte kimlik ele geçirilmesi, haklarında örgüt üyeliğinden arama-yakalama kararı bulunan kişilerle aynı evde yakalanması bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın bu eylemlerinin Yargıtay 16. Ceza Dairesinin içtihatları doğrultusunda silahlı terör örgütü üyeliği için aranan hiyerarşik-organik bağ, çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk kriterlerine uyduğu, sanık ile örgüt arasında hiyerarşik ilişkinin bulunduğu, silahlı terör örgütü suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğu, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu, eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1 maddeleri kapsamında kaldığı, sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle cezalandırılması gerektiği kanaatine varıldığı, sanık tarafından suçtan kurtulmaya yönelik savunmalar yapılmışsa da, örgütün gizli haberleşme sistemi olan ByLock programını kullanması, görüşme içerikleri, aramada ele geçen sahte kimlik nazara alındığında, sanığın dosya kapsamına ve oluşa aykırı yöndeki örgüt üyesi olmadığına dair beyanlarına itibar edilmediği” gerekçesiyle atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge adliye mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
A. C bendinde açıklanan gerekçe ile Tebliğname’deki onama düşüncesine iştirak edilmemiştir.

B. Mahkemece suç vasfının tayin ve tespitine ilişkin, denetime imkân verir şekilde değerlendirme yapıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas, 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı kararında ve müstakar kararlarında; “ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı”nın kabul edildiği gözetildiğinde; dosya içerisinde bulunan ByLock tespit ve

değerlendirme tutanağına göre ByLock kullanıcısı olan, ByLock yazışma içeriklerine göre örgüt üyeleriyle haberleşen ve örgüte ait evlerde kaldığı anlaşılan, hakkında yakalama emri bulunmasına rağmen iki yıla yakın süre ile kaçan, yakalandığı evde sanığın fotoğrafının bulunduğu başkasına ait kimlik bilgilerini içerir sahte kimlik ele geçen, haklarında örgüt üyeliğinden arama ve yakalama kararı bulunan kişilerle aynı evde yakalanan sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunmak suretiyle üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde belirtilen hata hükümleri kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanık müdafiinin tevsii tahkikat taleplerinin İlk derece mahkemesince dosyanın yeterince aydınlanmış olması, taleplerin esasa etkili olmaması ve yargılamanın uzatılmasına matuf olması gerekçesiyle reddedildiği, sanık hakkında alt sınırdan ceza tayin edildiği ve karar gerekçelerine göre sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmemiştir.

C. Ancak; sanığın temyiz aşamasında 05.12.2022 tarihinde sunduğu dilekçesinde örgütle irtibatına dair bir kısım bilgiler verdiği, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini ve bu talebi doğrultusunda ifadesinin alınması talebini bildirmesi karşısında, sanığın duruşmada hazır edilerek etraflıca beyanı alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığı, eldeki bilgilerle örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre hakkında 5237 sayılı Kanun’un 221/4-2 inci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 02.03.2021 tarihli ve 2019/2472 Esas, 2021/456 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre dikkate alınarak sanığın tutukluluk halinin DEVAMINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi

18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.01.2023 tarihinde karar verildi.